Küçük Koşucular

David Almond’dan okuduğum 3. kitap olan “Küçük Koşucular” koca koca ‘iyi ki’lerle okuduğum şahane bir kitaptı. Kitabın konusunun yanında resimlemeleri ayrı bir güzellikte zaten! tam da konuya uygun olarak o eski zaman hissini harikulede bir biçimde yansıtışına hayran oldum. Ayrıca gri tonlarındaki çizimlerde eski zamana ait anıların olanca renkleriyle canlanması da bence müthiş bir ayrıntıydı ;)

Kitabın baskısı ise gayet güzel, ince kapağıyla çok zarif duruyor.
Ben çok severek okudum. Ve okurken de epeyce duygulandım! Çok çok çok dokunaklı bir öykü. Bu denli yoğunluğuyla beni etkileyen bir kitapla karşılaşacağımı sanmıyordum. İyi ki okuma fırsatım oldu. Mutluyum :)

11 yaşındaki Liam, bir cumartesi günü gençlik koşusu kayıt belgesinin eline ulaşmasının heyecanıyla en yakın arkadaşıyla buluşacağı bir antrenman planlar.Ama annesinin ısrarı sonucu, artık bakımevine yerleşmek üzere evinde son gününü geçirecek olan yaşlı komşusu Harry’e gitmek zorunda kalır. Annesi Harry’nin son kalan eşyalarını toparlarken ortaya çıkan eski bir fotoğraf Harry’nin anılarının gün yüzüne çıkmasını sağlar. Ve tıpkı Liam kadarken koştuğu o inanılmaz koşuyu anlatmaya başlar. Harry ve 3 arkadaşının epey uzun bir mesafeyi sıcak güneşin altında koştukları o eski güzel günü hatırlamasıyla anılarına Liam’ı ve annesini ortak eder…

“Biliyor musunuz,” diye mırıldanıyor, uykuya dalmadan önce, “en büyük başarım mutlu olmak, hep mutlu oldum ben.”

  • Küçük Koşucular
    Özgün Adı: Harry Miller’s Run
    Yazan: David Almond
    Resimleyen: Salvatore Rubbino
    Çevirmen: Mine Kazmaoğlu
    Sayfa Sayısı: 98
    Yayınevi: Günışığı Kitaplığı

Koşun çocuklar, hayallerinize koşun!
Tüm dünyanın okuduğu İngiliz yazar David Almond’dan, okuma serüveninin başındaki çocuklar için unutulmayacak bir öykü! Hayat koşusuna yeni çıkmış bir çocukla, koşunun sonuna yaklaşmış bir ihtiyarı aynı mahallede buluşturan yazar, başarının ipi göğüslemekten çok, mutlu anılar biriktirmekten geçtiğini hatırlatıyor. Kuşak farkını ortak hayallerle ortadan kaldıran öykü, çocuklara cesaret aşılıyor. Her yaştan okurda iz bırakacak güçteki kitap, ödüllü illüstratör Salvatore Rubbino’nun özgün desenleriyle renkleniyor.

Liam, yakın arkadaşıyla birlikte, geleneksel Büyük Kuzey Gençler Koşusu’na hazırlanmaktadır. Rıhtım boyunca nasıl fırtına gibi koşacağını düşünüp, bitiş çizgisini nasıl göğüsleyeceğini hayal etmektedir. O gün, antrenman yapmak yerine, annesinin zoruyla yaşlı komşularını ziyarete gider. Komşuda gördüğü eski fotoğraflar ve dinledikleri, Liam’ın koşusuna yepyeni bir anlam kazandıracaktır…

 

1951’de İngiltere’de doğan Almond, yetişkinler için yazdığı kitapların ardından, Garajdaki Giz (Skellig, 1998) adlı çocuk romanıyla ödüller aldı. Sinemaya ve operaya uyarlanan bu kitabını, yine üst üste ödül kazanan ve çocuk edebiyatı sınırlarını aşan bir başyapıt olarak ünlenen Dünya Büyülü Bir Yer (Kit’s Wilderness, 1999) izledi. Hemen her kitabında İngiltere kırsalını konu alan Almond’ın Alevler Arasında (The Fire-Eaters, 2003) adlı romanı da, savaş karşıtı söylemiyle dikkati çekti, ödüller aldı. My Dad’s a Birdman (Babam Bir Kuşadam, 2008), Slog’s Dad (Slog’un Babası, 2010) ve Ay’a Tırmanan Çocuk (The Boy Who Climbed into the Moon, 2010) ile resimli çocuk kitaplarına yönelen Almond’ın Türkçe’ye çevrilen son çocuk romanı Piranalarla Yüzen Çocuk (2013). 2010’da, dünya çocuk edebiyatının en önemli ödülü Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazanan yazarın son kitaplarından biri otobiyografik izler taşıyan Half a Creature from the Sea (Denizden Gelen Kız, 2014) adlı öykü kitabı; öbürü, A Song for Ella (Ella İçin Bir Şarkı, 2014) adlı romanı. Almond, çocukluğunun geçtiği kasabanın yakınındaki Newcastle-upon-Tyne’da yaşıyor.

1951’de İngiltere’de doğan Almond, 1998’de Garajdaki Giz (2004) adlı çocuk romanıyla ödüller aldı. Sinema, tiyatro ve operaya uyarlanan bu kitabını, 1999’da yine üst üste ödül kazanan Dünya Büyülü Bir Yer (2001), 2003’te savaş karşıtı söylemiyle dikkati çeken ve ödüller kazanan Alevler Arasında (2011) izledi. 2008’de My Dad’s a Birdman (Babam Bir Kuşadam) ile, 2010’da Slog’s Dad (Slog’un Babası) ve Ay’a Tırmanan Çocuk (2011) ile resimli çocuk kitaplarına yönelen Almond, aynı yıl, dünya çocuk edebiyatının en önemli ödülü olan Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazandı. 2012’de Piranalarla Yüzen Çocuk (2015) adlı çocuk romanının ardından, Half a Creature from the Sea (Denizden Gelen Kız, 2014) adlı kitabındaki bir öyküsü, 2015’te Küçük Koşucular(2018) adıyla desenli bir kitaba dönüştü. Almond, İngiltere’de çocukluğunun geçtiği kasabanın yakınındaki Newcastle-upon-Tyne’da ailesiyle birlikte yaşıyor.

Londra’da büyüyen Rubbino, Kraliyet Sanat Koleji’nde (Royal College of Art) illüstrasyon dalında eğitim aldı. İlk çocuk kitabı A Walk in New York (New York’ta Bir Yürüyüş, 2009), Victoria ve Albert Müzesi İllüstrasyon Ödülleri’ne aday gösterilen bir dizi resmin ardından ortaya çıktı. İkinci kitabı A Walk in London (Londra’da Bir Yürüyüş, 2011) 2012’de Okul Kütüphaneleri Birliği’nin ödülünü aldı. Just Ducks (Yalnızca Ördekler, 2012) da 2013 Kate Greenaway Ödülü’ne aday gösterildi. Rubbino ailesiyle birlikte Londra’da yaşıyor.

Reklamlar

Picasso : Resmin Paris Serüveni

İşte çok sevdiğim bir kitap daha. Picasso : Resmin Paris Serüveni. Picasso’nun hayatındaki önemli kadınlardan biri olan -la belle Fernande- Fernande Olivier’in  anılarıyla açılan kitap sanatçının Montmartre’deki ilk yıllarından başlayarak sanat, arkadaşlık ve aşk çerçevesinde hayatına mercek tutarken sanat dünyasında kendi yerini buluşunu anlatıyor.  Sanatsal ilerlemelerinin yanı sıra ruhsal fırtınaları o kadar güzel anlatılmış ki. Bir yandan Deha-Picasso izlerken bu kitabı okumam epey isabetli oldu.İlk başta kitabın -pek tabii- çizimlerine bayıldım, her seferinde uzun uzun incelemek için duraksadığım sayfalar oldu ve bu durum da epey hacimli olan bu kitabı uzun bir sürede doya doya okumamı sağladı. Ortamlar, ilişkiler ve duygular hepsi çok çarpıcı ve ilgi çekiciydi.  Alfa yayınları dört bölümden oluşan bu kitabı ciltli olarak basmış ve çok da iyi olmuş. Baskı kalitesi baya hoşuma gitti. Çizgi roman rafımda da çok da güzel durdu ya benden mutlusu yok ;)

Bir çizgi roman. hem de bir ressam hakkında bir çizgi roman. hem de bir ressam hakkında dolu dolu bir çizgi roman. kulağa ne kadar da güzel geliyor ama!

  • Picasso : Resmin Paris Serüveni
    Özgün Adı: Pablo
    Yazan: Julie Birmant
    Resimleyen: Clement Oubrerie
    Çevirmen: Elif Çepikkurt
    Sayfa Sayısı: 348
    Yayınevi: Alfa Yayıncılık

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)
Katalonya’dan gelen genç Pablo, Montmartre’da yaşadıklarının verdiği esinle değişir. Artık göz çukurları eşitsiz, tüyler ürpertici ve zamansız masklar çizmektedir… Öte yandan Matisse neşe ve ahenk peşinde koşmaktadır. Çekişmeleri hep sürecek bu iki ressamın arasındaki rekabet ise tam burada, Leo ve Gertrude Stein’in salonunda başlamıştır.

Montmartre 1905: Pablo’nun grubu modern sanatı üretiyor. Henüz sevilmeseler de bu uzun sürmeyecek. Afyon ve büyüyle ittifak kurup savaşa giriyorlar. Tam bir curcuna! Üç kâğıtçı resim alıcıları, soytarı matadorlar, sandaletli Amerikalılar…

1900 Evrensel Sergisi Paris’i aydınlatırken, daha henüz yirmisinde bile olmayan genç ressamın kurduğu hayaller çok geçmeden yıkılacak… Yaşadığı sefalet kapkara olabilirdi, ancak mutlağa tutkun bir şair –Max Jacob– ve Çamaşırhane Gemisinde ressamlara modellik yapan bir kadın –Fernande Olivier– sayesinde maviye dönüşüyor.

Avignonlu kızlar: Cam kırığı gibi keskin bezlerin üzerinde, iki metre boyunda hem baştan çıkarıcı hem hilkat garibesi beş fahişe. Bu tablo herkesi dehşete düşürdü, üç kişi hariç: Kübizmin öncüleri ve Picasso’nun yeni ekibi olan Braque, Derain ve Kahnweiler. Üst düzey boks, aşırı doz uyuşturucu, kendi eserlerini yakma… Picasso artık çevresinde saygı kadar endişe de uyandırıyordu. Bir efsane doğmuştu.

Peder Brown’ın Masumiyeti

“Peder Brown’ın Masumiyeti” okuduğum ilk G.K. Chesterton kitabıydı. Bu güzel kitap sayesinde hem G.K. Chesterton gibi iyi bir yazar hem de Peder Brown gibi iyi bir muamma çözücü ile tanışmış oldum.

Peder Brown, yanından ayırmadığı siyah şemsiyesiyle siyahlara bürünmüş, ufak tefek, çok göze batmayan biri. Hal böyleyken kimsenin de ondan bir beklentisi yok ama o her seferinde etrafındakileri şaşırtmayı başarıyor.
Sizin anlayacağınız -bu tabire çok gülüyorum- Norfolk çöreğine benzetilen yuvarlak suratıyla gayet normal bir taşra rahibi imajı çizen bir akıl küpü kendisi. küçük ve kendine has hareketleriyle sevdiriyor kendini… Okurken bir anda gülümseyiveriyorsunuz. (peder olmanın verdiği bir avantajla) günah çıkarma tecrübelerinin de katkısıyla karşılaştığı sorunların üstesinden gelmeyi bilir. Hem tamamlayıcı hem de güçlü bir sağduyuyla olan biteni çabucak kavrar ve olayı şıp diye çözüverir. Herkes ne olduğunu anlayamazken Peder’in olayı insanlara açıklama şekli ise hikayelerin gerçekten en güzel kısmıdır. Bir de yanında ona eşlik eden Flambeu’yu unutmamak gerek…

Kitapta 12 tane Peder Brown macerası bulunuyor. Hepsi de pek keyifi ve kolay okunan cinsten. Ben, Mavi Taşlı Haç, Israel Gow’un Namusu ve Görünmez Adam hikayelerini çok sevdim. Özellikle Israel Gow’un Namusu‘nda anlatım tarzı ve ortam çok hoşuma gitti ;)
Chesterton’ın bir diğer kitabı “Peder Brown’ın Bilgeliğinden” adıyla yine Alfa Yayınlarından Zarife Biliz’in güzel çevirisiyle çıkmış. Diğer üç kitabı (…Şüpheciliği, …Sırrı, …Skandalı) da ardından gelecektir diye düşünüyorum.
Ve onları da okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu arada unutmadan ekleyeyim. Peder Brown’ın bir de -izlenebirliği yüksek- uyarlama dizisi var. BBC’de bir kaç kez denk gelmiştim.

Kitaptaki hikayeler ise sırasıyla şöyle:
Mavi Taşlı Haç✦
Gizli Bahçe
Tuhaf Ayak Sesleri✦
Uçan Yıldızlar✦
Görünmez Adam✦
Israel Gow’un Namusu✦
Yanlış Şekil✦
Prens Saradine’in Günahları
Tanrının Çekici✦
Apollon’un Gözü
Kırık Kılıcın Alameti
Üç Ölüm Aleti✦

“Suçlu, yaratıcı bir sanatçıdır; dedektif ise sadece bir eleştirmen.”

Peder Brown, insanları dinleyerek gizemleri çözen bir rahip dedektiftir. Uluslararası cinayetlerden basit kabahatlere dek her olayı çözüme ulaştırıp kayıp ruhları kurtaran Peder Brown, yıllar geçtikçe polisiye romanın en maharetli karakterlerinden biri olacaktır. Olayları çözerken sezgileriyle birlikte bilgeliğini de kullanan Peder Brown, Chesterton’ın dünya görüşünü, felsefi ve teolojik bakışını da yansıtıyor. Kentin yoksulluğunu, kontrolsüz büyümeyi ve tahribatı Chesterton’ın kurduğu tedirgin edici polisiye öykülerin gözünden okuyoruz bu kez.
Agatha Christie’nin “en sevdiğim hafiyelerden biri” diye tanımladığı, Borges’in okurken mutlu saatler geçirdiğini söylediği, Gramsci’nin Sherlock Holmes’den üstün tuttuğu Peder Brown’ın dünyasına hoş geldiniz.

  • Peder Brown’ın Masumiyeti
    Özgün Adı: The Innocence of Father Brown
    Yazan: G.K. Chesterton (Gilbert Keith Chesterton )
    Çevirmen: Zarife Biliz
    Sayfa Sayısı: 305
    Yayınevi: Alfa Kitap

İşte Karşınızda Minik May : Afacan Misafirler

 

Dinozor Çocuk’un aşırı muhteşem Mumi seçkisine harika bir kitap daha eklenmiş! Güzel mi güzel renkli resimli bir kitap olan “İşte Karşınızda Minik May: Afacan Misafirler” Mumi severleri Minik May ile tanıştıran dört kitaplık bir serinin ilk kitabı. Her şeyiyle öyle renkli ve öyle şenlikli ki bu kitap tam benlik! diyor beş üzerinden beş yıldız veriyorum :) Resimlemelerindeki minik ayrıntıları kim bilir kaç kez uzun uzun inceledim ama kitabı hâlâ her elime alışımda hayranlık duyarak sayfalarına yapışmaktan kendimi alamıyorum. Mete de benimle birlikte Mumi evinde ince ayrıntılara dalıp her seferinde Minik May’in dolaştırdığı kırmızı ipi küçük parmaklarıyla takip etmeyi çok seviyor <3 Ve tabii Mumi Baba’ya verdiği cevabı da…

Minicik -ama gerçekten minicik- haliyle türlü türlü işler çeviren, Mayla’nın en küçük kardeşi Minik May’e bayılıyorum! Mumi Baba’nın Anıları‘nda doğumuna tanıklık etmiştim. Umarım ilerleyen zamanlarda -başka kitaplarda- daha fazla karşılaşırım kendisiyle. İlerleyen zaman demişken Dinozor Çocuk hız kesmeden birbirinden güzel Mumi kitaplarını yayımlamaya devam edecekmiş. Ne güzel bir haber ama! Kaçırmayın derim ;)

Güzel ve sakin bir haziran akşamı Mumi ailesi henüz uykudayken ani bir gürültüyle yataklarından fırlarlar. Mumi’lerin beklenmedik misafirleri, peşinde- içlerinde Minik May’in de olduğu- bir dolu çocukla kapılarına dayanan Mayla’nın annesinden başkası değildir. Böylece Mumi’lerimizin sessiz ve sakin hayatları misafirlerinin gelişiyle epeyce karmaşık bir hal alır. Bir süre sonra misafirler evden ayrıldığında derin bir soluk alıp rahatlayan mumiler kendilerini bekleyen minik bir sürprizden habersizlerdir…

“Serin bir haziran akşamı, Mayla’nın annesi ve on yedi kardeşi, Mumi Evi’ni ziyarete gelir. Ziyaretçiler arasında elbette Minik May de vardır. May’i bilmeyenler için söyleyelim: Minik May, Mumi Anne’nin el çantasına sığacak kadar küçüktür.
Bu ziyaretle beraber Mumi Evi’nde gizemli şeyler olmaya başlar; artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Bütün bunların Minik May’le ilgisi olabilir mi?
Minik May’le tanışmamıza fırsat veren Mumi serisinin bu ilk resimli kitabı, Tove Jansson’un harika çizimleriyle yarattığı görsel bir şenlik eşliğinde severek okuyacaksınız.

  • İşte Karşınızda Minik May – Afacan Misafirler
    Özgün Adı: Täältä Tulee Pikku Myy Villit Vieraat
    Hazırlayan: Riina & Sami Kaarla
    Resimleyen: Tove Jansson
    Çeviri: Zeynep Tamer
    Sayfa Sayısı: 24
    Yayınevi:Dinozor Çocuk

Tove Jansson (1914-2001) Finlandiya İsveçlisi heykeltıraş bir babayla, İsveçli çizer bir annenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. İki erkek kardeşi de sanatçı olan Tove’nin çocukluğu bohem bir burjuva çevrede geçmiştir. Yazlarını geçirdikleri Finlandiya Körfezi’ndeki takımadalar, Mumi kitaplarında resmettiği çevreye ilham vermiştir.
Her zaman sanatçı olmayı istemiş olan Tove, Stockholm, Helsinki ve Paris’te değişik sanat okullarında eğitim almıştır. Otuzlu ve kırklı yıllarda savaş yıllarındaki gündelik hayatı ve politikacıları hicveden karikatürleriyle ünlenmiştir.
1945 yılında yayımladığı ilk Mumi kitabı Küçük Troller ve Büyük Sel’de Garm dergisinde çizdiği figürlerden yararlanmıştır. Kendi deyimiyle ilk başta bir oyun olarak başlayan yazarlığı, daha ilk kitabından itibaren ciddiyet kazanmış, Kuyruklu Yıldız Geliyor’la devam eden Mumi serisi sekiz kitaba çıkmıştır. Bu serinin üçüncü kitabı Büyücünün Şapkası’yla büyük bir başarı sağlayarak ünlü çocuk kitapları yazarları arasına katılmıştır. Ellinin üzerinde dile çevrilen Mumi kitapları tiyatro, sinema ve operaya uyarlanmıştır.