Çevirmen Ali Arda ile Bir Söyleşi

Ara  ara yazarlar çizerler ve çevirmenlerle yapılan söyleşileri okumayı çok seviyorum.
Bu süreçte kimi zaman yeni bir yazar-çizer-çevirmen keşfedip araştırmaya dalarken kimi zaman da sevdiğim bir yazarın-çizerin-çevirmenin edebiyat görüşüne dair minik minik ip uçlarını bulmaktan çok keyif alıyorum.
Geçenlerde yine söyleşi okumaya dalmışken “Saklıyı bulmak çeviri için çok önemli…” başlığı altında bir söyleşi dikkatimi çekti. İlk başta çeviri konusuna değiniyor olmasıyla dikkatimi çeken söyleşinin konuğunun, Kuzey edebiyatıyla ilgilenenlerin -özellikle çocuk edebiyatında- çevirmen olarak sık sık karşılaştığı bir isim olan Ali Arda olduğunu anlayınca hemmen okumaya başladım tabii.

Meraklılarının mutlaka haberi vardır; Geçtiğimiz yıl İsveççe – Türkçe Çeviri Atölyesi düzenlendi (katılmayı çok isterdim ama olmadı, belki bir dahaki sefere… neden olmasın ;)
Sevgili Cansu Canseven’de bu atölye sayesinde hakkında pek fazla bilgiye ulaşamayacağımız çevirmen Ali Arda ile bir söyleşi gerçekleştirmiş. Okuyunca çok hoşuma gitti ve burada da paylaşıp ilgilenenlere duyurmak istedim.
Bana ilginç gelen ve dikkat çekici bazı noktalar buldum elbette. Bunlardan bir kaçını
alıntılayacağım. Siz de eğer isterseniz söyleşinin tamamını buradaki linkten okuyabilirsiniz —>  http://t24.com.tr/k24/yazi/ali-arda,631

ali-arda

“Dili kitap okuyarak öğrendim. Bir kitabı alıyor sözlüğe –bol miktarda- bakarak okumaya çalışıyordum. Yani dil öğrenmek için çok aptalca bir yöntem seçmiştim.”

“İlk başta İsveç edebiyatına karşı bir soğukluk vardı. İsveç edebiyatının İsveçliler kadar soğuk olacağını düşünüyorlardı. Sonra birdenbire çok istek gelmeye başladı. Hatta birçok yayınevi “İstediğin kitabı söyle haklarını alalım,” demeye başladı.”

“Bizdeki çocuk edebiyatı “bugünün küçükleri, yarının büyükleri” ruhuna uygun bir mühendislik faaliyetinin alanı olmuş çok kez (Bunun dışında, benim bilmediğim çok güzel kitaplar da vardır mutlaka.) Daha yaşken, o günün cari değerleriyle iyi bir yurttaş şekline sokulmaya çalışılmış çocuklar.

İsveç’te çocuk yalnızca çocuk. Yatırım nesnesi değil. Bir koy beş al aklıyla keman kursundan alınıp yüzme kursuna, baleden alınıp jimnastik salonlarına sürüklenmiyor. Tabii bu çocuk edebiyatını olumlu etkiliyor.

Çocuk edebiyatı çocuklara gerizekâlı muamelesi çekmiyor, bu şimdi sana uygun değil diye konu kaçırmıyor çocuklardan, gözlerinin görüp kulaklarının işittiği şeyleri yok saymıyor. Hiçbir konuyu tabulaştırmıyor.”

Bu arada İsveççe-Türkçe çeviri atölyesinden bahsetmişken eklemeden geçemeyeceğim…
-2014 yılında- Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 25.yıl dönümünde; İstanbul İsveç Başkonsolosluğu, İsveç Sanat Konseyi ve İsveç Enstitüsü’nün işbirliğiyle hayata geçirilen ”Genç Sesler” projesi  kapsamında İsveçli yazar ve illustratörlerin katıldığı bir seminer ve İsveç’in ünlü kadın illustratörlerinin çalışmalarından oluşan harika bir sergi düzenlenmişti.
Umarım bu tür etkinlikleri daha sık düzenlerler.

Bu söyleşi Kitap Kültür Kritik sitesi K24 için yapılmış, alıntı yapılarak yayınlanması için özel olarak izin alınmıştır. Söyleşinin tamamını www.t24.com.tr/k24 adresinde okuyabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s