Çok Evin Yok Kedisi

Geçenlerde güzel ve bol güneşli bir günümü neşelendiren çok tatlı bir kitapla karşılaştım. Göknil Genç’in yazıp Mert Tugen’in resimlediği “Çok Evin Yok Kedisi” adlı bu kitap nevi şahsına münhasır bir kediyi ve patisinin izini bıraktığı insanların öyküsünü anlatıyor.

Kedili kitapları zaten pek severim hele ki böylesine eğlenceli ve ilginç olanına rastladıysam hayatta kaçırmam doğrusu ;) Çağdaş Türk Çocuk Edebiyatı’nda bu derece keyifle okunan bir kitapla karşılaştığım için de çok mutluyum. Göknil Genç ne iyi etmiş de yazmış. Okurken Gümüş’ün yaptıklarına hem şaşırdım hem de çok güldüm kısacası çok severek okudum 🖤

Günlerini çocuklara yünden oyuncaklar yaparak geçiren emekli Güliz Hanım, uzun zamandır tek başına yaşamaktadır. Yalnızlığını paylaşmak için de evine alıp sahipleneceği bir kedi istemektedir. Ama öyle sıradan değil de dillere destan güzelliğe sahip özel bir kedi olsun diye diretmektedir. Bir gün limanda  karşısına çıkıveren gri bir kedi, bakışlarıyla hemencecik dikkatini çeker. Aradığı kedinin o olduğuna inanan Güliz Hanım, kediyi kucakladığı gibi eve getirir. Ne zamandır arayıp hayalini kurduğu kediye nihayet kavuşmuş ve ona Gümüş ismini vermiştir. İşte her şey böyle başlar… Zamanla boynuna bir tasma bile taktırmayan Gümüş, gerçekten de özel bir kedi çıkar. Farklı insanları farklı yaşamları birleştirip pek çok hikayeye dokunan Gümüş’ün adı günler geçtikçe serüvenleriyle anılır olur.

Bir cumartesi günü, kalabalığı yeni dağılan limanda karşılaştılar. Güliz Hanım onu görür görmez anlamıştı, aylardır hayalini kurduğu kedi tam karşısındaydı! Gümüş adını verdiği bu asilzadenin arkadaşlığıyla geçecek günlerin mutluluğu yansıyordu yüzüne. Derken, bir gün Gümüş sokağı tanıdı. Bu, beklenmedik karşılaşmaların başlangıcıydı…

Öyküleri ve biyografik romanlarıyla sevilen yazar Göknil Genç, hayatına tanıklık ettiği bir kediden yola çıktığı romanında, farklı insanları ortak bir öyküde buluşturuyor. (Tanıtım Bülteninden)

İstanbul’da doğan Göknil Genç, 1989’da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladığı viyola eğitimini 1999’da tamamladı. Mezun olduğu yıl katıldığı Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’ndaki görevini 2012’ye dek sürdürdü. Almanya’da başlayan yüksek lisans eğitimini MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’nda tamamladıktan sonra, aynı konservatuvarda öğretim görevlisi olarak viyola eğitmenliğine başladı. 1997’den bu yana yurt içi ve yurt dışında resital, oda müziği ve orkestra konserleri vermeyi sürdürüyor. Edebiyata küçük yaşta, gazeteci-yazar olan dedesi sayesinde adım atan Genç, ilkokul yıllarından itibaren yazdığı çeşitli hikâyeler, denemeler ve kısa oyunların ardından, ilk biyografik romanı Sihirli Mozart’la yazın yaşamına başladı. Aynı kitaptan oyunlaştırdığı Mozart Küçük Dâhi: Gençlik Müzikali, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 2013-2014 sezonunda sahnelendi. Klasik müzik bestecilerinin yaşamlarını konu alan biyografik romanlarının dışında ilk okuma kitapları da yazan Genç, konserler vermeye ve MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’ndaki viyola eğitmenliğine devam ediyor. Kızı Yaz’la İstanbul’da yaşayan yazar, farklı yaş grupları için yeni öyküler, romanlar kaleme alıyor. Bach Yürürken, Böcek Orkestrasının Muhteşem Sınıfı 1, Böcek Orkestrasının Muhteşem Sınıfı 2, Böcek Orkestrasının Muhteşem Turnesi, Chopin: Küle Dönüşen Kalp, Değirmenci İle Baykuş, Emekli Vagon, Küçük Kırmızı Düğme, Sihirli Mozart adlı kitapları Can Çocuk Yayınları’ndan çıktı.

 

Reklamlar

Aylak Zevkler Kitabı

Dan Kieran ile birlikte yazdığı Aylak Zevkler Kitabı’nda “Bu kitabın amacı, hayattaki en güzel şeylerin bedava olduğunu kanıtlamak.” diye başlıyor söze Tom Hodgkinson. Bu ve buunu takip eden cümleleri bana Sokrates’in pazar yerine hiçbir şey almadan hayatta sadece ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu görmek için gidişini anımsattı. Tom Hodgkinson -ve Dan Kieran- adını daha önce duymamıştım, meğer İngiltere’nin uzman aylaklarından sayılırlarmış :) Ve aylaklık üzerine harika bir kitap yazmışlar.

Uzman aylaklardan basit ve keyifli tavsiyelerle dolu bu kitabı açıkçası bir kez okuyacağım çerez bir kitap zannetmiştim ama yanılmışım. Hiç beklemediğim kadar sevdiğim bir kitap oldu. Bu yüzden bir süredir elimin altında tutuyorum ve rastgele açıp birer bölüm okuyorum. İçindeki her başlık bir sayfa metin ve bir sayfa siyah-beyaz illüstrasyondan oluşuyor. Ged Wells’e ait bu illüstrasyonlar da kitaba pek yakışmış doğrusu.
Aylak Zevkler Kitabı, kısa bölümlerden oluşması nedeniyle çarçabuk okunuyor ama ben birazcık aylaklık edip tadını çıkartmayı seçtim ;) Balkon, Çayın Demlenmesini Beklemek, Çiçek Düzenlemek, Çamaşır Asmak, Hastalanmak, Mektupları Açmamak, Mektup yazmak, Şiir okumak, Atkestanesi ve daha neler neler :)  Bu güzel başlıkların sonu gelmez hatta listenin ucuna kendi aylak zevklerimizi de iliştirebiliriz. Okurken tatlı bir keyif veren ve bazı konularda ciddi bir aydınlanma yaşatan Aylak Zevkler Kitabı’nı ben pek sevdim!Tom Hodgkinson’ın “How to Be Idle: A Loafer’s Manifesto” “How to Be Free” ve “Idle Parent” “The Ukulele Handbook” gibi adlarından ne kadar ilginç olduğu belli olan başka kitapları da varmış!

Eğlenmek için para ödemek zorunda olmadığımıza, her gün yaptığımız, hem de tek kuruş harcamadan yaptığımız işlerin birer zevke dönüşebileceğine inanın. Sizi hayatın koşuşturmasında savrulmaktan kurtaracak bu basit zevkler, biraz yavaşlayıp hayatınızın her anını hissederek yaşamanıza yardımcı olacak.

Bazen yalnızca çayın demlenmesini beklemeniz gerektiğini öğrenecek, aslında melankolinin bile tadını çıkarabileceğinizi göreceksiniz. Bu aylak zevklere kendi bulduklarınızı da ekleyebilir, yavaş yaşamayı hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Aylaklığın güzelliğinin farkına varın. Ama önce bir yere uzanıp biraz kestirmeye ne dersiniz?

İngiltere’nin iki uzman “aylağı” Dan Kieran ve Tom Hodgkinson, hayattaki basit zevkleri, Aylak Zevkler Kitabı’nda bir araya getiriyorlar.

İnceden kendinizi şımartmaya özendiren bu kitap, “Çayın Demlenmesini Beklemek” ve “Ateşle Oynamak” gibi bölümlerin felsefi derinliği içinde, telaşsız bir anlatım sunuyor.
-Steven Poole – The Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)

Tom Hodgkinson, 1968 doğumlu İngiliz yazar ve 1993 yılında arkadaşı Gavin Pretor-Pinney ile kurduğu The Idler‘in editörüdür. http://idler.co.uk/

https://www.goodreads.com/author/show/13793.Tom_Hodgkinson

 

Çizerin web sitesi ise burada; http://www.gedwells.com/

 

Solak Leydi

Yine heyecanlı ve çok güzel bir Enola Holmes macerası daha! Serinin “Solak Leydi” adlı ikinci kitabında Enola, hız kesmeden maceralarına devam ederken bu sefer işlerini yoluna koymuş ve düzenli bir hayat yaşamaya başlamış bir halde karşımıza çıkıyor. Merak edenler için serinin ilk kitabı tam da şurada —> “Kayıp Lord
Nancy Springer, ilk kitapta olduğu gibi serinin ikinci kitabında da dönemin yaşantısını ve toplumun kadına bakış açısını yine belirgin bir şekilde vurgulamayı seçmiş.
Bu kitapta Sherlock Holmes ile ilgili bölümler daha fazlaydı sanki, bir de Dr. Watson ile karşılaşma olayına ayrı bir sevindim :) Şimdi sırada üçüncü kitap var. Neler olacak çok merak ediyorum…

Enola Holmes artık Londra’da yaşamaya alışmış annesinin onun için bıraktığı paralarla Dr. Ragostin adını kullanarak bir dedektiflik bürosu açmış, kendisini de etrafına sıradan bir sekreter olarak tanıtmış ve başını sokacak küçük bir yer bulmuştur. Yeni yaşamında farklı farklı kılıklara girerek gizlenmeyi seçen Enola’nın bürosuna bir anda hiç beklemediği biri çıka gelir. Elbette bu kişi Dr. Watson’dan başkası değildir. Bu sırada şehirde Sör Alistair’in genç kızı Leydi Cecily’nin bir gece kayıplara karışması skandala yol açmasın diye gizli tutulmaktadır. Bu haberi laf arasında Dr. Watson’dan öğrenen Enola, gözlem gücüne güvenerek Leydi Cecily’nin kayboluşuna dair bir ayrıntı bulmak için araştırmalarına başlar.
Bir yandan kayıp leydi’nin sırrını çözmeye çalışıp bir yandan da abilerinden saklanmaya devam eden genç dedektif, annesinden bir haber almak için onun okuduğunu bildiği -Sherlock’un dert köşeleri adını verdiği- ilan sayfalarına şifreli mesajlar göndermeyi de ihmal etmez.

Ünlü dedektif Sherlock, dünyanın en büyük , en karanlık ve en tehlikeli şehrinde kız kardeşi Enola Holmes’u arıyor. Enola, kendisinin ve annesinin özgürlüğünü tehlikeye atmamak için ne yapıp edip ağabeyine yakalanmamalı. Sherlock’a özenen Enola, kayıp insanları bulmnaya çalışıyor ve Leydi Cecily adında bir kızı aramakla işe başlıyor ve Leydi Cecily adında bir kızı aramakla işe başlıyor. Leydi Cecily’yi bulmak için hayatını riske atan Enola, amacına ulaşabilecek mii yoksa o da kötü adamların eline mi düşecek?

“19. Yüzyıl sonlarında, Londra’da geçen hikâyede hem döneme ait özellikler hem de Enola karakteri mükemmel yansıtılmış. Sürprizlerle dolu Solak Leydi’ye bayılacaksınız.”
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)

  • Solak Leydi
    Özgün Adı: The Case of the Left-Handed Lady (Enola Holmes #2)
    Yazan: Nancy Springer
    Çevirmen: Halil İbrahim Şen
    Sayfa Sayısı: 250
    Yayınevi: Artemis Yayınları

 

Bilim Tavşanı Şarlot

Bir süre önce bol tavşanlı ve pek sevimli bir kitapla tanıştık. “Bilim Tavşanı Şarlot” adlı bu kitap, çocuklara tanıdık gelebilecek eğlenceli bir hikaye anlatarak problem çözme yetilerini bilimsel bir yöntem deneyerek kullanmaları için yüreklendiriyor. Ve Bilimsel Yöntemin Beş Adımı‘nın açıklaması ile bilimsel yöntemi uygulayan küçük okurlardan mektup/e-posta bekleyen Şarlot’un çağrısıyla sona eriyor.
Kitabın hikâyesi ve resimlemeleri genele bakarsak benim çok hoşuma gitti. Nedense bu tip tavşanlı kitapları çok seviyorum. Yazarın Virginia Woolf’a yaptığı atıf da ayrı bir olaydı! Kitabın hemen başında yer alan Albert Einstein, Madame Curie ve Neil Armstrong’un tavşan portrelerine ise oğlumla beraber çok güldük :PŞarlot bir bilim tavşanının ihtiyaç duyabileceği her şeye sahiptir. Koruyucu gözlüğü, laboratuvar önlüğü, deney tüpleri ve hatta önemli şeyleri not etmek için klipsli kağıt altlığı bile vardır. Karşılaştığı sorunları çözmek içinse her ciddi bilim tavşanının yapacağı gibi bilimsel yöntemden şaşmaz. Bunların yanında Şarlot’un büyük bir problemi de vardır; her yerden fışkıran bir tavşan kalabalığının içinde sıkışıp kalmıştır.
Yemek masasında, banyo küvetinde hatta tuvalette bile yalnız kalamayan Şarlot, en son kardeşleri tarafından deney tüpleri ele geçirilip bilimsel araştırma yapamayacak hale gelince bu sorunu halletmeye karar verir.

Böylece Bilimsel Yöntemin Beş Adımı’yla sorununu çözmek için işe başlar. Birinci adım elbette bir soru sormaktır. Şarlot’un sorusu ise “Kendime nasıl boş alan yaratabilirim?” olur. İkinci adımda ise bir varsayım oluşturması gerekir. Derken Şarlot beş adımı da tamamlar ama istediği sonuca -uzayda- ulaştığında eksik kalan bir şeyler olduğunu farkeder. Hem de öyle ufacık falan değil çok büyük bir eksikliktir…

  • Bilim Tavşanı Şarlot
    Özgün Adı: Charlotte the Scientist Is Squished
    Yazan: Camille Andros
    İllustrasyon: Brianne Farley
    Çevirmen: Hevdan Sönmez
    Sayfa Sayısı: 40
    Yayınevi: Domingo Yayınevi

Şarlot ciddi bir bilim tavşanı. Bilimsel yöntemi kullanarak büyük problemleri çözmeye bayılıyor. Ama Şarlot’un bir sorunu var. Ona daha fazla alan lazım! O kadar çok kardeşi var ki kendine deneyleri üzerinde çalışacak bir yer bulamıyor. Bu sorunu çözmek için bilimden faydalanabilir mi? Biraz boş alan bulabilmek için kendine bir uzay mekiği yapıp (tabii ki havuç şeklinde) uzaya gitmeye niyetlenen tavşan Şarlot’un eğlenceli hikâyesi. Bilim Tavşanı Şarlot’la çocuklar bilimsel yöntemin 5 temel adımını basitleştirilmiş haliyle öğrenip, problem çözme becerilerini geliştirebilecekler. Kitap, derste ya da evde kolaylıkla uygulanabilecek etkinlik sayfaları da içeriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

https://www.instagram.com/camilleandros/
https://www.goodreads.com/author/show/15309030.Camille_Andros

 

 

 

Brianne-Farley-copy.jpghttp://www.briannefarley.com/

https://www.instagram.com/briannehfarley/