İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileri

ihtiyar-pastaci-ve-kirmizi-kedileri Geçen hafta büyük bir beğeniyle okuduğum “İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileri” o kadar güzel bir kitap ki kapağını açar açmaz karşılaştığım dünyayı ne denli sevdiğimi nasıl anlatsam bilemiyorum.
Kitap, kedileriyle beraber yaşayan yaşlı bir pastacının nefis ev yapımı pastalarının üzerinden sürekli kaybolan ahududuları ve bu ahududuların peşine düşmesiyle yaşadıklarını anlatıyor.
Hem minik sevimli ayrıntılarla dolu güzelim resimlemeleri hem de eğlenceli konusuna bayıldım! Beni çok çok mutlu eden kitaplar kervanına ön sıradan girmiş oldu.
Küçük bir not olarak kitabın çevirisinin “Amcam ve Ben” dizisinden tanıdığımız Genç Osman Yavaş’a ait olduğunu da eklememek olmaz.
Erken çocukluk döneminde ve ilk okuma yıllarında çocukların okuma zevkine renk katacak kitap arayanlar için kısacık çok tatlı bir kitap. Kedili kitapları ayrı bir tutkuyla sevenler de kaçırmasın derim :)

İhtiyar Pastacı dört kırmızı kedisiyle beraber yaşadığı evinde -neredeyse- sakin ve tatlı bir yaşam sürmektedir. Neredeyse diyorum çünkü İhtiyar Pastacı ne zaman güzel bir pasta yapıp üzerini de ahududularla süslese bir süre sonra bir şey oluyor ve pastanın üzerindeki ahududular ortadan yok oluyor.
Tabi bu tatsız durum bizim İhtiyar Pastacı’nın canını epey sıkıyor. Ahududuları yürütmesi muhtemel birkaç kişiyi gözden geçiriyor ama yok bir türlü sonuca ulaşamıyor. En sonunda pastasını yapıp pusuya yatıyor ve ahududu hırsızını beklemeye başlıyor. Ve işte ne oluyorsa bundan sonra oluyor.
Bize de yüzümüzde koca bir gülümsemeyle sayfaları çevirmek düşüyor :)

“Dördü de kırmızı, dördü de oyuncu, dört sevimli kedi… Ve dördü de İhtiyar Pastacı’nın evinde yaşıyor. İhtiyar Pastacı’nın kedilerinden sonra hayatta en sevdiği şey, üzerinde kırmızı ahududu meyveleri bulunan lezzetli bir pasta.
Fakat ahududuyu en az onun kadar çok seven biri daha var anlaşılan. Çünkü İhtiyar Pastacı ne zaman bir pasta yapıp soğumaya bıraksa, üzerindeki ahududular gizemli bir şekilde kayboluyor!
İhtiyar Pastacı düşünüyor, taşınıyor, fakat hırsızın kim olabileceğini bulamıyor. Bunun üzerine ahududu hırsızını yakalamak için pusuya yatıp bekliyor ve sonunda onu yakalıyor. Fakat hırsız, İhtiyar Pastacı’nın hiç ummadığı biri çıkıyor!”

  • İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileriihtiyar.pastaci.ve.kirmizi.kedileri
    Orjinal Adı: Herr von Stiefelmütz Sieht Rot!
    Yazar: Tobias Aufmkolk
    Resimleyen: Nicola Aufmkolk
    Çevirmen: Genç Osman Yavaş
    Sayfa Sayısı: 48
    Yayınevi: Final Kültür Sanat Yayınları

 

nicole-tobias-aufmkolkYazar Tobias Aufmkolk aynı zamanda gazeteci ve coğrafyacıdır. Wo ist das Ende der Welt?/Dünyanın Sonu Nerede? adlı kitabından sonra İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileri adlı ikinci kitabı yayınlanmıştır.
Ressam Nicole Aufmkolk, duygusal yaklaşımıyla eşi Tobias’ın öykülerini renklendirmeye devam ediyor.
Halen Almanya’da yaşayan yazar ve ressam çiftin Carla ve Piet adlı iki çocukları var.

Sadık, Akıllı Bıdık!

sadik-akilli-bidikElime geçtiği andan itibaren evirip çevirip incelediğim ve gözümü alamadığım “Sadık, Akıllı Bıdık!” adlı bu harika kitap Finn-Ole Heinrich’in ilk çocuk kitabı olarak 2011 yılında “Frerk, du Zwerg!” adıyla yayımlandı, 2012 yılında ise en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan  Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü‘nü bileğinin hakkıyla kazandı. -Kitabın bu ödüle değer görülmesinin en önemli nedeni hiçbir didaktik öge içermeyip sonuna kadar eğlenceli olması diye de belirtmek isterim- İşte o gün bu gündür kitabın dilimize kazandırılmasını bekliyordum :) ve nihayet geçtiğimiz aylarda Türkçe olarak yayımlanan kitaba kavuştum.
Gerçekten de merakla beklediğim kadar varmış. Bir solukta okuyup sayfalarını defalarca açıp bakmama rağmen bir türlü masamdan kaldıramıyorum :)

Finn-Ole Heinrich’in özenle yazıp, Rán Flygenring’in o güzel resimlemeleriyle donattığı “Sadık, Akıllı Bıdık!” arkadaş çevresine oranla boyu birazcık kısa olduğu için dalga geçilip evde de kendi kararlarını pek fazla uygulayamayan  Sadık’ın bir gün ilginç bir yumurta bulduktan sonra başından geçenleri anlatıyor.

Çocukların küçük kararlarını cesaretlendirici ve özgüven aşılayıcı süper eğlenceli bir kitap! Bu kitabı çocuklar, çocuk edebiyatı meraklısı yetişkinler ve hatta çağdaş çocuk kitabı yazıyorum diye geçinip  okurların gözüne sokarak veya alttan alttan mutlaka bir mesaj verme kaygısından sıyrılamayan yazarlar da okumalı ve ilham almalı bence. Son olarak kitabın çevirisinin de çok iyi olduğnu eklemeden geçmek istemiyorum. Herkese keyifli okumalar!

Sadık, sınıfta en zayıf üçüncü ve en kısa ikinci çocuktur işte bu nedenle de sınıf arkadaşları ona ‘Sadık,  Akıllı Bıdık’ lakabını uygun görmüşlerdir. Oysa Sadık bu durumdan hiç de memnun değildir ona göre boyu hiç de kısa sayılmaz.
akından geçen başkalarının bilmediği -ve genelde annesinin karşı çıktığı- güzel sözcükler üreten Sadık’ın en çok istediği şey güçlü koacaman ve sert görünüşlü bir köpektir. Öyle ki çocuklar onunla alay ettiğinde köpeği bir havlamasıyla onları korkutup kaçıracaktır. Ve en önemlisi Sadık’la dost olacaktır.
Sadık’ın ona lakap takan okul arkadaşlarının dışında okulun zorbası Ayı Hamdi’yle de başı derttedir. Ama Sadık’ın gündelik dertleri burada bitmez… Eve geldiğinde, yediklerinden giydiklerine kadar karışan ve özellikle eğlenceli olan her şeye alerjisi olan migrenli bir anne ve Sadık’la bir türlü iletişim kuramayan, sabah günaydın gece yatarken ise iyi geceler demenin dışında  her hangi bir tepki vermeyen babası da onun sorun hanesinde boy göstermektedir.
Yine bir gün okulda kendinden büyük Ayı Hamdi’den zorbalığa maruz kalırken daha doğrusu okul bahçesindeki kumlara yüzü gömülmüşken burnuna bir şey değiverir kumu biraz kazınca da bunun çok komik bir yumurta olduğunu farkeder ve biraz oynamak umuduyla cebine atar. Eve getirip ne yapacağına karar veremediği bu enteresan yumurtanın geçirdiği garip değişimler ilerleyen günlerde Sadık’ı bekleyen eğlencenin habercisi gibidir adeta.

with g3 preset

“Sınıf arkadaşları Sadık’ı görür görmez “Sadık, akıllı bıdık” diye şarkı söylemeye başlardı, annesi Sadık’a babasının küçük bir kopyası olduğunu söyler, onu aynı babası gibi giydirirdi. Sadık gözlük takmadığı için mutluydu, yoksa tıpkı babası gibi olacaktı. Yine de bunları pek önemsemezdi, onun en çok istediği bir köpeği olmasıydı, bir de ürettiği yeni kelimeleri rahat rahat kullanabilmek. Ama kimse onu rahat bırakmıyordu. Üst sınıftan Ayı Hamdi bir gün ona sataşıp kafasını kuma soktuğunda Sadık burnunun ucunda bir yumurta buldu: Bundan böyle sınıftakiler ona ne derse desin asla umursamayacaktı çünkü artık onun bir sırrı vardı. Fakat bakalım yumurtanın içinden çıkanlarla nasıl baş edecekti?”

  • Sadık, Akıllı Bıdık!
    Özgün Adı: Frerk, du Zwerg!
    Yazan: Finn-Ole Heinrich
    Resimleyen: Rán Flygenring
    Çeviren: Saffet Günersel
    104 sayfa
    İthaki Yayınları

finn-ole_heinrichFinn-Ole Heinrich 1982’de doğdu ve Kuzey Denizi kıyısındaki Cuxhaven adlı şehirde okula gitti. Bugün en sevdiği insanların pek çoğuyla birlikte Hamburg’da yaşıyor. Finn film yapma eğitimi aldı ve mesleği hikâyeler uydurmak. Kitapları ve filmleriyle bu hikâyeleri insanlara gösterebilmek ve okuyabilmek için çok geziyor. Bu seyahatlerden birinde rastlantı eseri Rán’ı buldu (hazine avı gibi) ve buna her gün yeniden seviniyor. Finn’in beş kardeşi var ve gizli gizli özel bir nefes alma tekniğiyle tuttuğu futbol takımının kaderini değiştirebileceğine inanıyor. Uluslararası bir fotomodelin ayakkabıları kadar çok beresi ve kulağında tuhaf bir kıvrık vardır. Saatlerce yemek yapıp bir sürü insanla birlikte yemekten hoşlanır ve güneş açtığında kanoya binmeyi sever. Dişlerini fırçalarken diş macunu sosu ağzından diş fırçasına oradan da eline aktığında çok kızar. http://www.finnoleheinrich.de
ranflygenringRán Flygenring 1987’de Oslo’da, Norveç’te doğdu ve İzlanda’da büyüdü. Orada insanlar birbirlerine hep ilk adlarıyla seslenir. İzlanda’daki telefon rehberi bile adlara göre düzenlenmiştir, o yüzden burada hazır yeri gelmişken rán’ın r’nin üzerine basa basa Raun diye okunduğunu belirtmek gerek. Rán hayvanları sever ve çocukken bir sürü hayvanı vardı ki aralarında iki tane kaplumbağa vardı (böyle olmakla birlikte Rán bugüne kadar tek bir dilim arısokması pastası yememiştir). Rán dünyaya bir ay erken gelmiştir. O zamanlar ufacık vücutlarında çok fazla deri taşıyan köpekler gibi görünüyordu. Bugün Rán her zaman dakiktir ve vücut-deri orantısı da normalleşmiştir. Rán’ın ayakları 39, burnu 5 numaradır ve vücudunda 6 metal vida ve 30 cm uzunluğunda bir iz vardır. İki bacağı, iki kardeşi vardır ve 41 ülkeye gitmiştir. Neredeyse orada çizer, boyar ve tasarlar: Japonya’da, Almanya’da, Norveç’te, Zimbabwe’de ya da elbette İzlanda’da. Çocuklar ve yetişkinler için kitap ve dergi çizer, kartpostallar ve posterler hazırlar ya da koca koca duvarları boyar ya da interneti: http://www.ranflygenring.com

Arkadaş Dümeni

ARKADAS.DUMENIÇocukların her daim severek okuduğu kitapların başarılı yazarı Christine Nöstlinger “Arkadaş Dümeni” adlı kitabında doğduklarından beri birbirlerinden ayrılmayıp iyi anlaşan iki kız arkadaşın her zamankinden farklı şeylerle karşılaştıkları ilginç bir yaz tatilini anlatıyor.
Büyüme sıkıntıları ve gündelik sorunların yanına bir de yaz boyu üstlerine kalan bir problemle uğraşan iki kızın arkadaşlığında olan biteni bize Marlen aktarıyor. Aile ilişkileri ve arkadaşlık gibi mühim konular etrafında dönen olaylarda çoğunlukla arkadaşlar arası iletişime değinilirken Lilli ve Marlen’in genç bir birey olma yolunda attıkları adımlar, doğru ve yanlışlarıyla gözler önüne seriliyor.

Lilli ve Marlen annelerinin hamile jimnastiğinde tanışmaları sayesinde ve kaderin cilvesine bakın ki -aynı hastanede aynı gün ve aynı saatte doğunca- astolojik ikiz olmaları ile hayatları adete birbirine bağlanmıştır. Astolojik ikiz olmalarına rağmen Lilli ve Marlen birbirinden oldukça farklı mizaçlara sahiptir. Lilli güzel, popüler ve inatçıyken Marlen daha doğal, uyumlu ve sakin bir yapıdadır. Bu iki kız her ne kadar karakter olarak farklı olsa da beraber büyümüş ve arkadaşlık kurmuş hatta okulda aynı sınıfta aynı sırayı paylaşır olmuşlardır.
Bir gün Lilli, matematik sınavında sınıftan atılmasıyla karşısına çıkan bir fırsatı değerlendirip bir dümen çevirmeye karar verir. Sınıfta kötü not alacağı belli olan ve hiç hoşlanmadığı Armin’in sınav kağıdını değiştirip öğretmeninden intikam almaya çalışır. Oysa ortaya çıkmayacağını zannettiği bu dümen Lilli’nin başına çok işler açacaktır. Lilli’nin başına iş açması demek bir şekilde bu işte parmağı bulunan Marlen’in de işin içine karışması demektir. Bütün bir yaz bu dümenin başına açtıklarıyla Lili ve Marlen’i her zamankinden çok farklı bir yaz tatili beklemektedir.

Aynı gün ve saatte doğan Lilli ve Marlen çok farklı karakterlerde iki arkadaştırlar. Aileleri de çok iyi anlaşan kızlar okulda da aynı sırayı paylaşmaktadırlar. Marlen’in aksine, güzelliği ve derslerdeki başarısı nedeniyle okulun popüler kızlarından olan Lilli, yıl sonu matematik sınavında kendini beğenmişliği yüzünden öğretmeni kızdırınca, sınıftan dışarı atılır. İllet olduğu tembel ve şişman Armin’in sınav kâğıdını yere düşmüş bulunca, intikam arzusuyla soruları düzeltir. Lilli’nin dümeni ortaya çıkmakta gecikmez ve cezası yaz boyu Armin’e matematik çalıştırmak olur…
  • Arkadaş Dümeni
    Özgün Adı: Lillis Supercoup
    Yazan: Christine Nöstlinger
    Almanca aslından Türkçeleştiren: Mine Kazmaoğlu
    184 sayfa
    Günışığı Kitaplığı

Yazarın diğer kitapları: “Küçük Korsan İşbaşında” “Küçük Korsan Hazine Peşinde” “”Aklından Düşünceler Geçen Çocuk “Saklı Miras” “Curcuna Evi”  “Alev Saçlı Çocuk” “Konrad ya da Konserve Kutusundan Çıkan Çocuk” “Kim Takar Salatalık Kral’ı” “Konuk Değil Baş Belası” “Susi’nin ve Paul’ün Gizli Günlükleri” “Lollipop”

Christine.NöstlingerGünümüzün tartışmasız en çok sevilen çocuk ve gençlik kitapları yazarlarından biri olan Christine Nöstlinger, 1936’da Viyana’da doğdu. Çocukluğu, iki yaşındayken Hitler ordusunun işgali altında kalan Avusturya’da bodrum sığınaklarında geçti. Polonya’ya kaçmak zorunda kalan babasının yokluğuyla ağırlaşan bu savaş yıllarında, bomba isabet eden evlerinin enkazından iki kez sağ olarak çıkarıldı. Dokuz yaşındayken, Kızıl Ordu Viyana’ya girdiğinde bodrum yaşamından kurtulan Nöstlinger, Viyana Uygulamalı Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. 1950’lerin sonunda evlenip iki kız çocuğu sahibi olduktan sonra “ev kadını” kimliğiyle yetinemeyeceğini anlayıp, iyi yaptığını düşündüğü kitap resimleme işine başladı. Ancak iki yıl üstünde çalıştıktan sonra yayıncıya göndermeyi göze aldığı ilk kitabı Alev Saçlı Çocuk (Die feuerrote Friederike) düşündüğünün tersine desenleri yerine yaratıcı öyküsüyle ilgi görünce, kitap resimlemeyi bırakıp yazmaya başladı. Kendisi, yazma konusunda “tembel” olduğunu ileri sürse de, Nöstlinger, son otuz yıl içinde yüzün üstünde kitabı ve sayısız makalesi yayımlanmış çok üretken bir yazar. Çocuklara ve gençlere yazmanın yanı sıra yetişkinlere de, özellikle Viyana lehçesinde şiirler ve öyküler kaleme alıyor. Çeşitli gazete ve dergilerle Avusturya Radyosu için de çalıştı. Günümüzde dünya çocuk edebiyatının klasikleri arasında sayılan Kim Takar Salatalık Kral’ı ile 1973’te Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’nü kazanan yazar, pek çok ödülün yanı sıra 1984’te uluslararası Hans Christian Andersen Ödülü’nü ve 2003’te de yine uluslararası Astrid Lindgren Edebiyat Ödülü’nü aldı. Yabancı düşmanlığına karşı etkin bir sosyal örgütlenmeye de destek veren Nöstlinger, çocuk edebiyatına getirdiği eleştirel-sosyal tutumuyla “antiterbiyeci” bakış açısıyla ünlendi. Genellikle orta halli aile çocuklarının gündelik yaşamlarını ele aldığı kitaplarında, geleneksel aile yapısını ve okul kurumunu esprili bir üslupla eleştiriyor.

Kayıp Kurabiye Kutusu – Dedektif Keskinburun’la dedektif olmayı öğreniyoruz

kayip-kurabiye-kutusuDedektif Keskinburun’la dedektif olmayı öğreniyoruz dizisinin ilk kitabı “Kayıp Kurabiye Kutusu” meraklı çocuklara iyi bir dedektif olmanın inceliklerini örnek olaylar üzerinden açıklayarak öğreten nitelikli bir kitap.
Kitabın içerisinde 23 tane çözülmeyi bekleyen olay ve 11 tane de dedektiflik eğitimi bulmacası var. Çocukların gündelik hayatlarında her an karşılarına çıkabilecek şüpheli durumları konu edinen kısa olaylar iyi düşünülmüş bireysel suç hikâyelerinden oluşuyor. Metinlerin uzunluğu ve olayların zorluk derecesi de çocuklara göre -ne çok uzun ne de çok kısa- tam uygun olacak şekilde ayarlanmış. Çözümlenmeyi bekleyen bu olaylar arasında yer alan parçaları birleştirmeye, dikkate ve gözlem gücüne dayalı bulmacalarla ise bir dedektifin sahip olması gereken özellikler pekiştiriliyor.
Siyah-beyaz rekli resimlerle desteklenen bu olayları çözmek ve bulmacalarla oyalanmak çocukların can sıkıntısına birebir gelecektir diye düşünüyorum. Dedektifliğe merak salan çocuklar bir göz atsın derim :)

Keskin zekâlı, detayları hiç kaçırmayan, iyi gözlemci Dedektif Keskinburun, gizem ve suç neredeyse oradadır. Yeni pişen kurabiyeleri kim yedi? Gizli günlüğünü hangi
arkadaşın okudu? Bankayı hangi azılı hırsız soydu? Bahçedeki ağaçtan armutları kim topladı? Öğretmenin bisikletinin tekerini kim indirdi? Kopya çektiğin nasıl bu kadar kolay anlaşıldı? İşte tüm soruların cevabı Dedektif Keskinburun’un Kayıp Kurabiye
Kutusu kitabında saklı.

Sürükleyici dedektif hikâyelerinin yanı sıra bir dedektifin
sahip olması gereken analitik zekâ, gözlem, ayrıntıları fark etme, ipuçlarını birleştirme gibi yetenekleri geliştirmeyi amaçlayan kitapta, pek çok alıştırma ve eğlenceli
bulmaca da bulabilirsin. Kalemini ve dedektif merakını al; kitabı oku!

  • Kayıp Kurabiye Kutusudedektif-keskinburun
    Dedektif Keskinburun’la dedektif olmayı öğreniyoruz
    Özgün Adı: Die verschwundene Keksdose und 22 weitere Ratekrimis mit Inspektor Schnüffel
    Yazar: Karin Ammerer
    Çeviren: Pınar Sarı
    8+ yaş, 64 Sayfa
    Yayınevi: Esen Kitap