Zippo Süper Hipo

zippo-super-hipo Kes Gray’in yazıp Nikki Dyson’ın resimlediği “Zippo Süper Hipo” okul öncesi çocuklar için rengarenk ve harika bir süper kahraman olma hikayesi sunuyor. Parlayan ışıltılı kapağıyla epey ilgi çekici olan bu kitabın her bir şeyi benim çok hoşuma gitti.

Özellikle de çizerin resimleme tarzı bana çok değişik geldiği için gözlerimi dört açarak sayfadaki her ayrıntıyı uzun uzuun inceledim. Fakat şunu da söylemeden geçemeyeceğim, resimlemesi metnini arka planda bırakan kitaplardan asla değil. Tabii bunda çevirisinin de iyi olmasının payı büyük.
Şu sıralar en sevdiğimiz süper kahraman olan tombiş totolu Zippo’yu biz pek sevdik. Hele oğlum anne bunu okuyalım diye kitabı alıp gelince ayrı bir seviniyorum :) Üst üste defalarca okusakta ikimiz için de epey keyifli bir okuma süreci oluyor.
p.s: Bu arada okurken sesli gülmek serbest!zippo-sper-hippo

Su kenarında tatlı tatlı yatmış, küçük arkadaşı Riko’yla sohbet ederken tanıştığımız kocaman ve tatlı bir suaygırı olan Zippo, bir süper kahraman olmak istemektedir. Şöyle heyecanlı ve şaşırtıcı olanından hem de!
Ancak bir süper kahramanın süper güçleri de olmalıdır ve bizim tombiş Zippo’nun çamurda yuvarlanmaktan daha heyecan verici bir süper güce ihtiyacı vardır. Böylece arkadaşı Riko’nun da onu cesaretlendirip yardım etmesiyle kendi içindeki süper gücü keşfetmek için çalışmalara başlar.

KARŞINIZDA TOMBİŞ TOTOLU SÜPER KAHRAMAN ZİPPO!
Tombiş totolu su aygırı Zippo süper güçleri olan bir kahraman olmak istiyordu, ama ortada küçük bir sorun vardı. Zippo’nun süper kahraman olabilmesi için süper güçleri yoktu. Kim bilir belki de süper güç tombiş totosundaydı…

 

 

Pembe Evdeki Ölü

pembe.evdeki.olu“Pembe Evdeki Ölü” Agatha Christie’nin yarattığı Tommy ve Tupence ikilisinin dördüncü kitabıymış. İlk kitaplarında daha erken yaşlarda tanıdığımız Tommy ve Tupence Beresford bu kitapta ağaran saçlarıyla sıradan bir çift gibi orta yaşların dinginliğini yaşarken Okumaya devam et

Öldürmeye Değer Kişiler

oldurmeye.deger.kisiler.Lily Kitner, çocukluğundan gelen bazı nedenlerle insan öldürmenin o kadar da kötü bir şey olmadığını düşünmektedir. Yaşamında karşılaştığı pek çok ‘çürük elma‘da onun bu görüşünü değiştirmemiş hatta bu konuda haklı olduğuna gittikçe daha da çok inandırmaya başlamıştır. Derken bir gün bineceği uçağı beklerken havaalanında tanışıp bir şeyler içtiği Ted ile konuşmaları bu yöne doğru kayar ve  Ted’in içkiliyken kendini aldatan karısını öldürmek istemesine dair bir iki laf gevelemesi Lily’nin ilgisini epey bir çeker. Böylelikle Lily, anlattıklarıyla Ted’in hayatının seyrini yavaş yavaş değiştirmeye başlamıştır. Ve bundan sonra ne kadar plan yapalarsa yapsınlar hem onlar hem de hayatlarının değdiği kişiler sonuçlarını asla tahmin edemeyecekleri şeyler yaşayacaklardır.

“Öldürmeye Değer Kişiler” son dönemde okuduğum psikolojik gerilim türünün en iyi örneklerinden biri.
Adeta bir satranç gibi sıradaki hamlenin ne olacağını düşünmek çok heyecanlıydı. Kişiler arası geçişler halinde ilerleyen bölümler gerilimi biraz daha artırarak daha bir sürükleyici hale getiriyor. Ara ara nefesimi tutarak merakla okudum desem yeridir.
Bu kitabın bir ara kimsenin dilinden düşürmediği Trendeki Kız’dan çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Kurgusunun yanı sıra sonunu ve kapağını da sevdiğimi eklemeliyim.
Herkese keyifli okumalar…

“Birkaç tane çürük elma tanrı’nın belirlediği zamandan önce yok olsa ne fark eder…”

Lily Kintner Heathrow Havalimanı, bekleme salonunun barında Ted Severson’la tanışır. İçilen martinilerin sayısı arttıkça aralarındaki samimiyet de artar. Bu iki yabancı kendileriyle ilgili en mahrem sırları birbirlerine anlatırlar. Ted, karısı Miranda’nın kendisini bir hafta önce aldattığını öğrendiğini söyler. Belki de en başından beri birbirlerine uygun değildirler. Sohbet ilerledikçe Ted yarı şaka karısının ihaneti yüzünden onu öldürmek istediğini açıklar. Bu şok edici itiraf karşısında Lily, ona bu konuda yardım edebileceğini söyleyerek işi içinden çıkılmaz bir hale sokar. Ne de olsa herkes bir gün ölecektir, birkaç çürük elmayı zamanından önce toprağa göndermenin ne sakıncası olabilir ki?
Bir anda bu ikili kendilerini ölümcül bir kedi-fare oyununun içinde bulurlar; her şey bittiğinde yalnızca bir kişi hayatta kalabilecektir.
(Tanıtım Bülteninden)oldurmeye-deger-kisiler

  • Öldürmeye Değer Kişiler
    Orjinal Adı : The Kind Worth Killing
    Yazar: Peter Swanson
    Çevirmen: Esat Ören
    Türü: Roman / Gerilim
    Sayfa Sayısı: 296
    Yayınevi: Altın Kitaplar

Bahçemdeki Yabancı

bahcemdeki-yabanci-kitabi-deborah-install- Bir ilk roman olan “Bahçemdeki Yabancı” güzel bir dostluk hikâyesi anlatıyor bizlere. Bir gün bahçesine gelen bir robotla sıcacık bir arkadaşlık bağı geliştiren amaçsız bir adamın ve hayatına giriveren küçük bir robotun hikâyesi bu.
Ben ile robotun etkileyici yol arkadaşlığı ve yazarın kitabın içine yerleştirdiği minik ayrıntılar çok hoştu. Son sayfalara yaklaştıkça hızla ve severek okudum!

Evlilikleri pek de parlak olmayan Ben ve Amy’nin bahçelerine birdenbire nereden ve nasıl geldiğini bilmedikleri bir robot bitiverir. Umursamaz bir adam olan Ben ve hayatta en son isteyeceği şey garip görünüşlü bir robot olan Amy, ilk başlarda tam bir hurda görünümünde olan küçük robotu kendi haline bıraksalar da bahçeden ayrılmayan robot nihayet önce garaja sonra da evin içine kadar girer. Yavaş yavaş hayatlarına dahil olan bu robota şiddetle karşı çıkan Amy’e karşın Ben onunla her gün biraz daha fazla ilgilenip vakit geçirmeye başlar. Bu esnada bir süredir evlilikleri sallantıda olan çiftin ilişkilerinde oldukça büyük çıkmazlar yaşamalarıyla yolları ayrılır. Küçük bir robotla beraber evde başbaşa kalan Ben bir karar verir. Uzun zamandır evinin bahçe kapısını bile onarmayan umursamaz Ben, aksamları pek de iyi durumda olmayan Tang adlı bu küçük robotu tamir ettirmek için onunla beraber yollara düşecektir. Hayatında kendini yetersiz biri olarak hisseden Ben, iniş çıkışlarla dolu yolculuk boyunca Tang ile bir baba-çocuk ilişkisi kurmayı başaracak ve hayatında yepyeni bir sayfa açacaktır.

“Her yabancı size uzak bir can değildir. Bazen o, can dostunuz bile olabilir.”

Ben Chambers hayattan kopuk, amaçsız yaşayan biridir. Ne yaşadığı modern çağın ihtiyaçları onu ilgilendirir ne de gitgide kötüye giden evliliği… Geçmişin gölgesinde yaşayan ve büyümek istemeyen bir çocuk gibidir. Ve belki de bu yüzden karısının çocuk sahibi olma isteğine hep karşı çıkmıştır. Ancak bir sabah, bahçesinde bulduğu eski tip bir robot tüm hayatını değiştirir.
Eski parçalar ve deforme olmuş aksamlar…
Hepsi  de tıpkı bir çocuk gibi bakım gerektirir ve Ben için o an, hayatını değiştirecek olan karar anıdır…
Sıcak ve  duygu yüklü bir dostluğun unutulmaz hikâyesi…

“İnanılmaz eğlenceli bir kitap. Deborah Install unutulmaz bir öykü yaratmış.” —Alexander McCall-Smith

  • Bahçemdeki Yabancı
    Özgün Adı: A Robot In The Garden
    Yazar: Deborah Install
    Çeviri: Esat Ören
    Sayfa Sayısı: 295
    Yayınevi: Altın Kitaplar

deborah-install

 

Deborah Install, web sitesi metin yazarı olarak çalışmaktadır. İlk romanı Bahçemdeki Yabancı için kendi küçük oğlundan esinlenmiş, bunu teknolojik araştırmalarla desteklemiştir. Yazar şimdilerde ailesiyle birlikte Birmingham’da yaşıyor, çok güzel kekler yapıyor, bundan güzel kitaplar üzerinde çalışıyor.

Yedilerin Gizemi

yedilerin-gizemiDaha önce dilimize “Dört Neşeli Arkadaş”olarak çevrilen şimdilerde ise “Yedilerin Gizemi” adlıyla yeniden yayımlanan The Seven Dials Mystery benim çok çok severek okuduğum Agatha Christie polisiyelerinden biri oldu. Bitmek bilmez bir merakla sayfalar arasında nasıl gezindim de bitirim anlayamadım.
Yine her zamanki Agatha Christie kitaplarında olduğu gibi çok çeşitli ve ilginç kişiliklerle dolu bu kitapta Lord Caterdam ve Bundle en sevdiğim karakterlerden oldular. (Hele ki Lord Caterdam ayrı bir olaydı!) İşte bu nedenle bu karakterler sayfalar arasında ne zaman karşıma çıksalar ayrı bir sevindim :)
Agatha Christie polisiyeleriyle haşır neşir olanları hayal kırıklığına uğratmayacak, yeni tanışacakları da kolayca etkisi altına alacak bir kitap. Kaçırmayın derim!

Kıs bir süreliğine kiralanan Chimneys Köşkü’nde sabahları bir türlü uyanmamasıyla dikkat çeken uykucu Gerry Wade’e şaka yapmak isteyen arkadaşları bir gün 8 tane çalar saat alıp gece gizlice onun kaldığı odaya yerleştirirler. Ama ne var ki sabah olduğunda şakalarını komik sonucunu merakla bekleyen arkadaşlar Gerry’nin ölüm haberiyle karşılaşırlar, üstelik bu ölüm pek de doğal bir ölüm gibi görünmemektedir. Odaya konulan çalar saatler koydukları yerde değildir; sadece 7 tanesi odadadır ve 1 tanesi de bahçeye atılmıştır.
Olayın üzerinden bir süre geçtikten sonra Chimneys köşkünün sahibi olan Lord Caterdam’ın kızı Bundle, Gerry’nin kaldığı odada bir tesadüf eseri masaya sıkışmış bir mektup bulur. Mektup cinayet gecesi Gerry tarafından kız kardeşine yazılmış fakat yarım kalmıştır. Bundle,bunun üzerine bir de o arkadaş gurubundan birinin ölümüne tanık olunca bu işin üzerine gitmeye karar verir ve şakacı arkadaş gurubundan Jimmy ile birlik olur. Bundle ve Jimmy cinayeti aydınlatmaya çalışır..bu doğrultuda olaylar geliştikçe de Başmüfettiş Battle ortaya çıkar ve merkezinde gizli bir örgütün olduğu cinayetin çözümüne doğru sağlam ve emin adımlarla ilerlenir.

“İflah olmaz bir uyku bağımlısı olduğunu kanıtlayan Gerry Wade’e arkadaşları bir şaka yapmak isterler. Sekiz çalar saatin sabah 6.30’dan başlayarak art arda çalması planlanır. Ancak sabah olduğunda saatlerden birinin kaybolduğu ve yapılan şakanın istenmeyen trajik sonuçlara yol açtığı görülür.
Chimneys Köşkü’nde dört yıl aradan sonra bir cinayet daha işlenmiştir ve bu son olmayacaktır. Cinayet mahallinde yedi çalar saatin bulunması ve kurbanların ağızlarından dökülen son sözlerin “Yedi Kadran” olması tesadüfi değildir.
Tüm bilinmezler düğümü bu iki sözcükte saklıdır… İşi çözmek ise Başmüfettiş Battle ve arkadaşlarına düşer. “

  • Yedilerin Gizemi
    Özgün Ad: The Seven Dials Mystery
    Yazar: Agatha Christie
    Çevirmen: Çiğdem Öztekin
    296 sayfa
    Altın Kitaplar

Agatha-ChristieBabası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Albay Archibald Christie adlı bir albay pilot ile evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’u romanıdır.

Okumaya devam et

Benim adım… Vincent van Gogh

vincent-van-goghTüm dünyada tanınıp çok sevilen başarılı ve ünlü isimleri 10 yaş üzeri okurlara tanıtmak için özenle hazırlanan “Benim Adım…” dizisine bir yeni kitap daha eklendi!
Özgün dilinde 32 kitaptan oluşan bu dizide Agatha Christie’den Tutankamon’a, Gandhi’den Marie Curie’ye kadar pek çok ünlü isim görmek mümkün olan ve Altın Kitaplar’ın dilimize kazandırdığı bu güzel dizinin şimdilik 13 tane kitabı türkçeye çevrilmiş. Kitaplarda birbirinden harika renkli resimemeler eşliğinde adı geçen ünlü ismin hayatında önemli olan dönüm noktaları öyküleştirilerek anlatılıyor. Daha doğrusu o ünlü isim kendisini bize anlatıyor.
Dizinin yeni kitabı “Benim adım… Vincent van Gogh” da ise bizlere kocaman bir Merhaba diyen Vincent Van Gogh, çocukluğundan başlayarak hayatının pek çok ayrıntısını bizlerle paylaşıp ölümüne kadar yaşamı boyunca hissettiği ve karşılaştığı şeyleri incelikli bir üslupla anlatılıyor. Kitap içeriğinde geçen bütün ayrıntıların bir zamanlar sanatçının yazmış olduğu mektuplara dayanılarak aktarılması ise bilginin doğruluğu konusunda çok önemli bir nokta bence. Kitabın sonunda ise Vincent Van Gogh’un yaşamındaki olayların tarih sıralamasına yer verilmiş. Sanatçının doğumundan ölümüne kadar önemli olaylar tarihlendirilerek aynı zamanda bu tarih dilimlerinde dünyadaki sanat ve kültür alanındaki önemli adımlar da kısaca belirtilmiş.
Kesinlikle şahane bir kitap! Sadece çocuklar değil Vincent Van Gogh severler de kaçırmasın.

Benim adım… Vincent van Gogh
Hayatım boyunca birçok iş değiştirdim: Sanat simsarı, maden bölgesinde vaiz, öğretmen ve kitap satıcısı oldum. Ama bunların önüne geçen bir şey vardı: Resim yapma tutkum. Bana “Kızıl Saçlı Deli” derlerdi. “Kızıl Saç” demelerini anlıyordum, çünkü saçlarım doğuştan dalgalı ve kızıldı. “Deli”ye gelince, o bambaşka bir konu.

  • Benim Adım… Vincent Van Goghbenim-adim...vincent-van-gogh
    Özgün Adı: Me llamo… Vincent Van Gogh
    Yazar : Carme Martin
    Resimleyen: Rebeca Luciani
    Çevirmen : Hazal Gül
    64 sayfa
    Yayınevi : Altın Kitaplar