Kedimle Sohbetler

“Kedimle Sohbetler” adlı bu kitapta hayatı pek çok açıdan iyiye gitmeyen Sara ve konuşan bilge bir Habeş kedisi olan Sibila ile tanışıyoruz.

Sibila tam da Sara’nın zor zamanında karşısına çıkar. Adeta bir yaşam koçu gibi onun peşini bırakmaz ve hem desteği hem de verdiği öğütlerle yaşamında yeni kapılar açmasını sağlamak için onu eğitir. Sibila’nın, evine ve hayatına adım atmasıyla olağan dışı bir durumun içine düşen Sara ise bu bilgili kedi sayesinde pek çok değişim yaşar.

Ben bu kitabı daha çok hafif bir romantik komedi tadında bir roman sanarak başlamıştım ama bambaşka bir şey çıktı. Hayattaki farkındalığı arttırmak adına bir kedi ve sahibi arasındaki fantastik ilişkiyle başabaş sunulan dersler ve küçük öğretiler barındıran bir kitap. Daha önce bu tarz bir kitap okumamıştım. Benim için bir değişiklik oldu.

İki tür arasında gelişebilecek en köklü dostluklardan birinin kanıtıdır Kedimle Sohbetler. Zekice, duygusal, mizahi ve bilgece…

Sara Leon otuzlu yaşlarını doldurmak üzere olan mutsuz bir kadındır. Artık çok sevdiği işi de onu tatmin etmemektedir. Sevgilisiyle ilişkisinin kötüye gitmesi, ailesinin ekonomik kriz yüzünden yaşadığı maddi zorluklar derken Sara’nın hayatı bir anda değişir.
Genç kadın, hayatının berbat bir hal aldığını düşündüğü sırada Sibila ile tanışır – zarif, gizemli bir Habeş kedisi.
Sibila, Sara’yı ondan iyi tanımaktadır. Dahası; zekâ dolu bakışı, sıra dışı mizah anlayışı ve bilgeliğiyle biz insanları binlerce yıldır gözlemlemektedir.
Sibila, Sara’ya yaşamındaki güçlüklere göğüs germesi için yardım edecek, hayallerini yeniden inşa etmesi için ihtiyacı olan desteği ona sunacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

  • Kedimle Sohbetler
    Özgün Adı: Conversaciones con mi gata
    Yazan: Eduardo Jauregui
    Çevirmen: Hazal Gül
    Sayfa Sayısı: 320
    Yayınevi: Altın Kitaplar
Reklamlar

Sevginin Bağladıkları

Agatha Christie, benim en sevdiğim yazarlardan biri. Öyle böyle değil gerçekten çok seviyorum ve kitaplarını fırsat bulup -onyüzbinmilyonkere- tekrar tekrar okumayı çok istiyorum. Agatha Christie, o keyifle okunası eşsiz polisiyelerinin yanı sıra bir de Mary Westmacott takma adıyla altı tane duygusal roman yazmış. Uzun yıllar sadece polisiyelerinden tanıdığım bu özel yazarın bir de duygusal romanlar yazdığını öğrenince -hiç şaşırmamış üstüne bir de mutluluktan havalara uçmuştum. Heyecanlı suç romanlarını severek okuduğum bir yazarın, insan ilişkileri üzerine böylesine güzel yazdığı kitaplarını okumak da son derece keyifli. İşte Agatha Christie’nin duygular üzerine yoğunlaştığı bu 6 kitaptan 5.si de “Sevginin Bağladıkları” adıyla kısa bir zaman önce dilimize çevrildi -geriye kaldı son bir kitap-.

“Sevginin Bağladıkları” iki kız kardeş arasındaki sevgiden yola çıkarak sevginin omuzlara bindirdiği ağırlığa ustaca değiniyor. Laura küçük erkek kardeşi Charles öldükten sonra evin tek çocuğu olmaya kendini fazlaca kaptırmıştır. Bir süre sonra Laura’nın hiç beklemediği bir şey olur ve bir kardeşi daha olur. Shirley adını verdikleri bu güzel bebek ilk başta Laura’nın bütün kalp acısını üzerinde toplasa da bir süre sonra işler değişecek ve sevgi devreye girecektir.

Kitapta Laura’yı çocukluktan yetişkinliğe doğru geniş bir çerçevede tanıma fırsatı buluyoruz. Christie, karakterleri, sevgi anlayışlarını, tercihlerini, yaşadıklarını ve sonuçlarını o kadar güzel yazmış ki. Benim en çok hoşuma giden şeylerden biri Laura’nın -favori karakterlerimden biri olan- Bay Baldock ile olan diyalogları oldu. Ve nihayetinde Sevginin Bağladıkları’nı son derece keyifle okuduğum bir Agatha Christie kitabını daha bitirmenin mutluluğuyla kitaplığıma yerleştirdim ;)Kitabın kapağı ne kadar da hoş değil mi!

“Bazı zamanlar sorumluluklarınızı yerine getiremezsiniz. İşte o zaman bu yükü sizin adınıza başkası taşır…”
Agatha Christie

Bir kardeşi olacağı haberi Laura Franklin’i çılgına çevirir. Ailenin üzerine titrediği kardeşi Shirley doğduğunda ondan nefret eder.
Fakat bir gece yaşanan bir olay, Laura’nın duygularının değişme- sine neden olur. O günden sonra küçük kardeşini korumaya yemin eder.
Shirley özgürlük ve aşk özlemi çekerken, Laura sevginin tek taraflı olamayacağını öğrenir. Kız kardeşine duyduğu sevginin ağır yükü her ikisinin de hayatlarını dramatik biçimde etkiler
Sevginin tutku haline dönüşünü dile getiren bir roman…

“Hikâye anlatma sanatının en güzel örneklerinden biri.” Times Literary Supplement

  • Sevginin Bağladıkları
    Özgün Adı: The Burden
    Yazan: Agatha Christie (Mary Westmacott)
    Çevirmen: Çiğdem Öztekin
    Sayfa Sayısı: 272
    Yayınevi: Altın Kitaplar

Babası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Albay Archibald Christie adlı bir albay pilot ile evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’u romanıdır.

Hercule Poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve Avrupalı inceliği ile seçkinleşen Belçikalı bir dedektiftir. Cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da İngiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır. Agatha Christie’nin arka arkaya yazmaya başladığı polis romanları Poirot tipine uluslararası ün kazandırdı. Yazar ayrıca Miss Marple adının verdiği bir tip daha yarattı. Sevimli bir yaşlı kız olan amatör dedektifMiss Marple da çok tutuldu. 1928’de ilk kocasından boşanıp Max Mallowan’le evlendikten sonra birçok ülke gezip görme fırsatı bulan Christie’nin romanları 1930’larda çoğunlukla uluslararası mekânlarda geçmeye başladı.

Hayranlarınca her kitabı beğenilmekle birlikte, Agatha Christie’nin edebi kaygılarla yazdığı bazı romanlar eleştirmenlerin de dikkatini çekti. On Küçük Zenci ise polis romanının klasikleri arasındadır. Agatha Christie, İngiliz töre romanı geleneğinde yazdığı polis romanları ile dünya edebiyatında kendine özgü bir yerin sahibi olmuştur.

Christie 1971 yılında, İngiltere’nin en yüksek onur ünvanı olan Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı ünvanını almıştır.Yazar, 12 Ocak 1976 yılında yaşama veda etmiştir.

Zippo Süper Hipo

zippo-super-hipo Kes Gray’in yazıp Nikki Dyson’ın resimlediği “Zippo Süper Hipo” okul öncesi çocuklar için rengarenk ve harika bir süper kahraman olma hikayesi sunuyor. Parlayan ışıltılı kapağıyla epey ilgi çekici olan bu kitabın her bir şeyi benim çok hoşuma gitti.

Özellikle de çizerin resimleme tarzı bana çok değişik geldiği için gözlerimi dört açarak sayfadaki her ayrıntıyı uzun uzuun inceledim. Fakat şunu da söylemeden geçemeyeceğim, resimlemesi metnini arka planda bırakan kitaplardan asla değil. Tabii bunda çevirisinin de iyi olmasının payı büyük.
Şu sıralar en sevdiğimiz süper kahraman olan tombiş totolu Zippo’yu biz pek sevdik. Hele oğlum anne bunu okuyalım diye kitabı alıp gelince ayrı bir seviniyorum :) Üst üste defalarca okusakta ikimiz için de epey keyifli bir okuma süreci oluyor.
p.s: Bu arada okurken sesli gülmek serbest!zippo-sper-hippo

Su kenarında tatlı tatlı yatmış, küçük arkadaşı Riko’yla sohbet ederken tanıştığımız kocaman ve tatlı bir suaygırı olan Zippo, bir süper kahraman olmak istemektedir. Şöyle heyecanlı ve şaşırtıcı olanından hem de!
Ancak bir süper kahramanın süper güçleri de olmalıdır ve bizim tombiş Zippo’nun çamurda yuvarlanmaktan daha heyecan verici bir süper güce ihtiyacı vardır. Böylece arkadaşı Riko’nun da onu cesaretlendirip yardım etmesiyle kendi içindeki süper gücü keşfetmek için çalışmalara başlar.

KARŞINIZDA TOMBİŞ TOTOLU SÜPER KAHRAMAN ZİPPO!
Tombiş totolu su aygırı Zippo süper güçleri olan bir kahraman olmak istiyordu, ama ortada küçük bir sorun vardı. Zippo’nun süper kahraman olabilmesi için süper güçleri yoktu. Kim bilir belki de süper güç tombiş totosundaydı…

 

 

Pembe Evdeki Ölü

pembe.evdeki.olu“Pembe Evdeki Ölü” Agatha Christie’nin yarattığı Tommy ve Tupence ikilisinin dördüncü kitabıymış. İlk kitaplarında daha erken yaşlarda tanıdığımız Tommy ve Tupence Beresford bu kitapta ağaran saçlarıyla sıradan bir çift gibi orta yaşların dinginliğini yaşarken Okumaya devam et