“ORQ Mağara Çocuğu” ve “ORQ Ateşi Buldu”

orq

Bir süredir oğlumla beraber  severek okuduğumuz “ORQ – Mağara Çocuğu” ve “ORQ – Ateşi Buldu” küçük bir mağara çocuğu olan Orq ve onun büyük kahramanı olan tüylü ve sevimli mamut Woma’nın arkadaşlık öyküsünü anlatıyor.
Yazarın mizahi üslubu ve eğlenceli resimlemelerle donanan sayfalar bize yıllaaar yıllar öncesine ait bir dünyanın kapılarını aralıyor. Bu güzel kitaplar bir yandan mağara çocuğu da olsan şehir çocuğu da olsan dertler hep aynı dedirtiyor. İlk kitapta Okumaya devam et

Reklamlar

Yankı

yanki

Büyülü Fener Yayınları’nın dilimize çevirdiği Newbery onur ödülllü bir kitap olan “Yankı” oldukça enteresan bir şekilde başlıyor. İlk başta kitap başladı zannederken okuduğumuz kısa bölümün aslında bir nevi intro gibi bişey olduğunu anlıyoruz. Bu kısımda Otto adlı bir çocuğun kitabın genelini etkileyen mızıkanın hikayesi yer alıyor. Tabii Otto’nun hikayesine kitabın son kısmında devamını öğrenmek üzere veda ediyoruz.
Kitapta aile, sevgi ve savaşa değinerek ayakta kalarak hayatın zorluklarına karşı direnmeyi birbirinden bağımsız 3 bölüm halinde okuyoruz. Her bölümde farklı bir karakterin yaşantısı işleniyor. Olaylar Okumaya devam et

Sisle Gelen Çocuk

sisle-gelen-cocukPaloma Sanchez Ibarzabal’ın sevgiyi büyük bir özenle ele alan gerçekçi kurgusu ve Anuska Allepuz’un tatlı resimlemeleri “Sisle Gelen Çocuk” adlı bu güzel kitapta birleşerek her yaştan okuru derinden etkileyecek sıcacık bir hikâye paylaşıyor.
Bir süre önce Büyülü Fener Yayınlarının dilimize kazandırdığı bu harika kitap, ne kadar güzel olduğunu 2013 yılında Leer es Vivir Ödülü Çocuk Kitapları Finalisti olarak çoktan kanıtlamış üstelik.
Kitapların büyülü dünyasında gezinmeyi seven yazarın bir anda okuru sarıveren anlatımı ve çizerin hikayeyle tam tamına bütünleşen ince dokunuşlu renkli resimlemeleri, tadına doyulmaz bir keyif sunuyor.  Bizi adeta bir sabun köpüğünün içinde bambaşka bir dünyaya götüren bu hikâye için ne desek az gelir sanırım… O dünyaya balıklama dalıp -okuyup- hissetmeniz gerek.
Öylesine naif öylesine ruha dokunan bir kitap ki bu… son sayfada gözlerim dolu dolu oldu. Ben bu kitabı çok ama çok sevdim!

Mirna, karamsar ve depresif bir şekilde evde uzun bir zaman geçirdikten sonra doktoru ve kızkardeşinin ısrarları sonucu istemeyerek de olsa sokağa adım atar. İşte Mirna, o gün ayaklarının onu götürdüğü sisin içinde bir çocukla karşılaşır.
Sisin içinde karşılaştıkları günden itibaren Mirna’nın bir süre önce içine düştüğü yalnızlığı, Tim’in de eksikleri zamanla kapanmaya başlar. Bir anlamda birbirlerini ayağa kaldırıp hayata hazırlarlar.
Mirna’nın evinde biriken örümcek ağları ve tozlu eşyalar gün geçtikçe azalır, Tim ise dibe batmadan suyun üstünde kalamayacağını öğrenmiş olur. Mirna ve Tim’in birbirlerine sığındıkları andan itibaren bir rüya gibi geçen bu süreç, onlara pek çok açıdan farklı duygular yaşatacaktır…sisle-gelen-cocuk-3

Mirna uzunca bir süre evine kapanıp tek başına yaşadıktan sonra, ilk kez dolaşmak için sokağa çıkar. Sisin içinde incecik, hırpani kılıklı ve çıplak ayaklı bir çocukla çarpışır. Çocuğun ne adı, ne evi ne de ailesi vardır. Mirna onu kendi evine davet eder ve çocuk gitmek isteyinceye kadar ona bakacağını söyler. Çocuğun hoşuna gider bu teklif, Mirna’nın kendisine koyduğu Tim adını da benimser. İkisi birlikte şefkatle, mizahla ve hayaller kurarak zorlukların üstesinden gelmeyi öğrenirler.
(Tanıtım Bülteninden)

  • Sisle Gelen Çocuksisle-gelen-cocuk-2
    Özgün Adı: El Niño Que Llegó Con La Niebla
    Yazan: Paloma Sanchez Ibarzabal
    Resimleyen: Anuska Allepuz
    Çevirmen: Zerrin Yanıkkaya
    Sayfa Sayısı: 126
    Yayınevi: Büyülü Fener

 

paloma-sanchez-ibarzabal Paloma Sanchez Ibarzabal.Madridli çocuk ve gençlik edebiyatı yazarı. Çocukken, kitap hediye etmekten hoşlanan bir ailesi olduğu içinçok şanslıydı. Bu sayede çok sayıda hikaye okuma fırsatı buldu. Okurken iki dünya olduğunu fark etti: gerçek dünya ve kitapların dünyası. Gerçek dünya fazlasıyla sert olunca diğerine yolculuk yapabiliyordu. Hem de çok basitti; bir kitabı açıyor ve sayfalarında kayarak dolaşıyordu. İşte  bu yüzden bir yandan o dünyaların içinde dolaşırken bir yandan da size içinde dolaşabileceğiniz yeni dünyalar yaratmaya karar verdi. Aslında, ilk romanını okuduğu andan itibaren, ki aşağı yukarı sekiz yaşındaydı, hikaye yazma arzusu duydu.O andan itibaren bulutlarda dolaşmaalışkanlığını edindi, oralarda çok enteresan kişilerle tanışıyordu: cadılar, ejderhalar, korsanlar,ormanda kaybolan çocuklar, balinalar, gemiyle seyehat eden bebekler, yolunu kaybetmiş bir tohum ya da kedi olduğunu sanan ve aslında kim olduğunu merak eden küçük kızlar… Kitaplarında onların hikayelerini okuyacaksınız.

anuska-allepuzAnuska Allepuz, 1979 yılında Madrid’de doğdu ve Salamanca Üniversitesi Güzel Sanatlar fakültesinde eğitim aldı. Eserleri 2009 yılında Bologna Çocuk Kitap Fuarı’na katılmak üzere seçildi. Kolektif ve bireysel olarak çeşitli sergilere katıldı.
http://www.anuskaallepuz.com/

Şnörk ve Denizci

snork-ve-denizci Şnörkler nasıldır bilir misiniz?
Onların sadece misafir sevmez, çorbasını paylaşmaz ve maceranın m’sini bilmez olduklarını düşünebilirsiniz ama heyecanlı küçük bir denizciyle tanışmış -daha doğrusu maceranın tadını almış- bir Şnörk’ün gün boyunca bataklıkta deniz börülcesi toplayıp akşam olunca sobanın başında öylece oturup duracağını sanıyorsanız yanılırsınız.

Her gece olduğu gibi o gece de küçük kulübesinde battaniyesini dizlerine almış sobanın başında çorba içerken daha önce hiç olmayan bir şey olmuş Şnörk’ün küçük kulübesinin kapısı vurulmuştur. Azıcık araladığı kapıdan şöyle bir dışarıya bakan Şnörk, karşısında fırtına yüzünden sırlsıklam olmuş bir tavşan görür. Kendisinin bir denizci olduğunu söyleyen bu küçük yaratık her ne kadar Şnörk onu davet etmese de içeriye dalıp rahatına bakmaya başlar. Bu heyecanlı denizciyi ne Şnörk’ün misafir sevmemesi ne de çorbasını paylaşmaması durduramaz ve onun itirazlarına kulak asmadan yaşadığı büyük bir macerayı anlatmaya koyulur. Ama saat tam sekiz olduğunda Şnörk kararlıdır! uyku vakti gelmiştir, denizcinin anlattığı ilginç öykünün ortasında olsalar bile yatıp uyuyacaktır.
Bizim Şnörk, 0 gece gördüğü birbirinden güzel rüyalardan sonra ertesi sabah uyandığında öykünün devamını dinlemek ister ama denizci çoktan yola çıkıp uzaklaşmaya başlamıştır bile… snorgh

Şiirsel Taş çevirisiyle  okuma fırsatı bulduğumuz “Şnörk ve Denizci” macera sevmediğini zanneden bir Şnörk’ün neler neler yaşayabileceğini anlatan daha doğrusu maceraya teşvik eden çok güzel renkli resimli bir kitap.
Uyku öncesi oğlumla beraber okurken kitaptaki heyecanlı kısımlar epey ilgimizi çekti. Ve pek tabii uzun güzel kirpikleri, fil hortumu ve tüylü kürküyle enteresan bir yaratık olan Şnörk’ü çok sevdik. Sabit bir yaşamı olan Şnörk ve yerinde duramayan denizci birbirinden farklı olsalar da aslında birbirlerini tamamlıyorlar bence. Her seferinde okumaktan zevk aldığımız bu kitabın özellikle resimlemeleri bir harika. Mutlaka okuyun derim!

snork-denizcithe-snorgh-and-the-sailor

 

 

 

 

 

“Şnörkler misafir sevmez. Şnörkler çorbasından kimseye vermez. Şnörkler macera nedir bilmez.
Ama bir gece çalınınca kapısı
GÜM! GÜM! GÜM! diye…
Bu Şnörk’ün hayatı değişir hoop diye!”

  • Şnörk ve Denizci
    Özgün Adı: The Snorgh and the Sailor
    Yazar: Will Buckingham
    Resimleyen: Thomas Docherty
    Çevirmen: Şiirsel Taş
    Sayfa Sayısı: 32
    Yayınevi: Büyülü Fener Yayınları

will-buckinghamWill Buckingham: Düşünür, yazar, öğretim üyesi. İngiltere, Norfolk’ta doğup büyüdü. Güzel sanatlar, sanat tarihi, antropoloji ve felsefe eğitimi aldı. Yazmadığı zamanlarda De Montfort Üniveristesinde yazı ve yaratıcılık üzerine ders veriyor. Özellikle felsefenin hikayeyle etkileşimiyle ilgilenen Buckingham’ın yetişkinler için yazdığı kitapların yanı sıra  çocuklar için kaleme aldığı Lucy ve Laika adlı bir kitabı var.
http://www.willbuckingham.com
https://www.goodreads.com/willbuckingham
https://twitter.com/willbuckingham