Aylak Zevkler Kitabı

Dan Kieran ile birlikte yazdığı Aylak Zevkler Kitabı’nda “Bu kitabın amacı, hayattaki en güzel şeylerin bedava olduğunu kanıtlamak.” diye başlıyor söze Tom Hodgkinson. Bu ve buunu takip eden cümleleri bana Sokrates’in pazar yerine hiçbir şey almadan hayatta sadece ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu görmek için gidişini anımsattı. Tom Hodgkinson -ve Dan Kieran- adını daha önce duymamıştım, meğer İngiltere’nin uzman aylaklarından sayılırlarmış :) Ve aylaklık üzerine harika bir kitap yazmışlar.

Uzman aylaklardan basit ve keyifli tavsiyelerle dolu bu kitabı açıkçası bir kez okuyacağım çerez bir kitap zannetmiştim ama yanılmışım. Hiç beklemediğim kadar sevdiğim bir kitap oldu. Bu yüzden bir süredir elimin altında tutuyorum ve rastgele açıp birer bölüm okuyorum. İçindeki her başlık bir sayfa metin ve bir sayfa siyah-beyaz illüstrasyondan oluşuyor. Ged Wells’e ait bu illüstrasyonlar da kitaba pek yakışmış doğrusu.
Aylak Zevkler Kitabı, kısa bölümlerden oluşması nedeniyle çarçabuk okunuyor ama ben birazcık aylaklık edip tadını çıkartmayı seçtim ;) Balkon, Çayın Demlenmesini Beklemek, Çiçek Düzenlemek, Çamaşır Asmak, Hastalanmak, Mektupları Açmamak, Mektup yazmak, Şiir okumak, Atkestanesi ve daha neler neler :)  Bu güzel başlıkların sonu gelmez hatta listenin ucuna kendi aylak zevklerimizi de iliştirebiliriz. Okurken tatlı bir keyif veren ve bazı konularda ciddi bir aydınlanma yaşatan Aylak Zevkler Kitabı’nı ben pek sevdim!Tom Hodgkinson’ın “How to Be Idle: A Loafer’s Manifesto” “How to Be Free” ve “Idle Parent” “The Ukulele Handbook” gibi adlarından ne kadar ilginç olduğu belli olan başka kitapları da varmış!

Eğlenmek için para ödemek zorunda olmadığımıza, her gün yaptığımız, hem de tek kuruş harcamadan yaptığımız işlerin birer zevke dönüşebileceğine inanın. Sizi hayatın koşuşturmasında savrulmaktan kurtaracak bu basit zevkler, biraz yavaşlayıp hayatınızın her anını hissederek yaşamanıza yardımcı olacak.

Bazen yalnızca çayın demlenmesini beklemeniz gerektiğini öğrenecek, aslında melankolinin bile tadını çıkarabileceğinizi göreceksiniz. Bu aylak zevklere kendi bulduklarınızı da ekleyebilir, yavaş yaşamayı hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Aylaklığın güzelliğinin farkına varın. Ama önce bir yere uzanıp biraz kestirmeye ne dersiniz?

İngiltere’nin iki uzman “aylağı” Dan Kieran ve Tom Hodgkinson, hayattaki basit zevkleri, Aylak Zevkler Kitabı’nda bir araya getiriyorlar.

İnceden kendinizi şımartmaya özendiren bu kitap, “Çayın Demlenmesini Beklemek” ve “Ateşle Oynamak” gibi bölümlerin felsefi derinliği içinde, telaşsız bir anlatım sunuyor.
-Steven Poole – The Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)

Tom Hodgkinson, 1968 doğumlu İngiliz yazar ve 1993 yılında arkadaşı Gavin Pretor-Pinney ile kurduğu The Idler‘in editörüdür. http://idler.co.uk/

https://www.goodreads.com/author/show/13793.Tom_Hodgkinson

 

Çizerin web sitesi ise burada; http://www.gedwells.com/

 

Solak Leydi

Yine heyecanlı ve çok güzel bir Enola Holmes macerası daha! Serinin “Solak Leydi” adlı ikinci kitabında Enola, hız kesmeden maceralarına devam ederken bu sefer işlerini yoluna koymuş ve düzenli bir hayat yaşamaya başlamış bir halde karşımıza çıkıyor. Merak edenler için serinin ilk kitabı tam da şurada —> “Kayıp Lord
Nancy Springer, ilk kitapta olduğu gibi serinin ikinci kitabında da dönemin yaşantısını ve toplumun kadına bakış açısını yine belirgin bir şekilde vurgulamayı seçmiş.
Bu kitapta Sherlock Holmes ile ilgili bölümler daha fazlaydı sanki, bir de Dr. Watson ile karşılaşma olayına ayrı bir sevindim :) Şimdi sırada üçüncü kitap var. Neler olacak çok merak ediyorum…

Enola Holmes artık Londra’da yaşamaya alışmış annesinin onun için bıraktığı paralarla Dr. Ragostin adını kullanarak bir dedektiflik bürosu açmış, kendisini de etrafına sıradan bir sekreter olarak tanıtmış ve başını sokacak küçük bir yer bulmuştur. Yeni yaşamında farklı farklı kılıklara girerek gizlenmeyi seçen Enola’nın bürosuna bir anda hiç beklemediği biri çıka gelir. Elbette bu kişi Dr. Watson’dan başkası değildir. Bu sırada şehirde Sör Alistair’in genç kızı Leydi Cecily’nin bir gece kayıplara karışması skandala yol açmasın diye gizli tutulmaktadır. Bu haberi laf arasında Dr. Watson’dan öğrenen Enola, gözlem gücüne güvenerek Leydi Cecily’nin kayboluşuna dair bir ayrıntı bulmak için araştırmalarına başlar.
Bir yandan kayıp leydi’nin sırrını çözmeye çalışıp bir yandan da abilerinden saklanmaya devam eden genç dedektif, annesinden bir haber almak için onun okuduğunu bildiği -Sherlock’un dert köşeleri adını verdiği- ilan sayfalarına şifreli mesajlar göndermeyi de ihmal etmez.

Ünlü dedektif Sherlock, dünyanın en büyük , en karanlık ve en tehlikeli şehrinde kız kardeşi Enola Holmes’u arıyor. Enola, kendisinin ve annesinin özgürlüğünü tehlikeye atmamak için ne yapıp edip ağabeyine yakalanmamalı. Sherlock’a özenen Enola, kayıp insanları bulmnaya çalışıyor ve Leydi Cecily adında bir kızı aramakla işe başlıyor ve Leydi Cecily adında bir kızı aramakla işe başlıyor. Leydi Cecily’yi bulmak için hayatını riske atan Enola, amacına ulaşabilecek mii yoksa o da kötü adamların eline mi düşecek?

“19. Yüzyıl sonlarında, Londra’da geçen hikâyede hem döneme ait özellikler hem de Enola karakteri mükemmel yansıtılmış. Sürprizlerle dolu Solak Leydi’ye bayılacaksınız.”
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)

  • Solak Leydi
    Özgün Adı: The Case of the Left-Handed Lady (Enola Holmes #2)
    Yazan: Nancy Springer
    Çevirmen: Halil İbrahim Şen
    Sayfa Sayısı: 250
    Yayınevi: Artemis Yayınları

 

Aynadan Geçen Kız : Kış Nişanlıları

Destek Yayınlarından çıkan “Aynadan Geçen Kız” serisinin ilk kitabı Kış Nişanlıları  geçen hafta içinde okuyup çok sevdiğim genç yetişkin edebiyatına ait oldukça sürükleyici bir fantastik kitaptı. Öyle ki işi gücü bırakıp neler olacağını öğreneceğim diye kitaptan kopamadım ve bulduğum her fırsatta sayfaları arasında kaybolmaktan fazlasıyla keyif aldım. “Aynadan Geçen Kız” serisinin ilk kitabı benim favori serilerimden biri olma yolunda büyük bir adım oldu. Şimdilik 3 kitabı çıkan -ve henüz ilk kitabı dilimize çevrilen- serinin diğer kitaplarını da ölesiye merak ediyorum doğrusu. Umarım en yakın zamanda devam kitapları dilimize çevrilir de doya doya okuma imkanı buluruz.

Kitabın şahane bir atmosferi var. Yazarın kurguladığı fantastik dünya kolay kolay akıldan çıkabilecek gibi değil. Benzersiz ve çok zengin bir evren yaratan yazar, iyi düşünülmüş ilginç özellikleri ve davranışlarıyla karakterleri de en iyi şekilde göstermekten de geri kalmıyor.

Kitabımızın baş kahramanı Ophélie, Anima’da yaşayan -her ne kadar sıradan bir kız olduğunu düşünse de- gayet iyi bir bir okuyucudur yani dokunduğu nesnelerin geçmişlerini okuyabilmektedir. Aynı zamanda aynalardan geçerek yer değiştirmek gibi çok özel bir yeteneği vardır. Müzede çalışan gözlüklerinin arkasına saklanan Ophélie bu zamana kadar ailesinin ısrarlı evlilik girişimlerine çok sevdiği amcası sayesinde karşı durup bir şekilde uzak kalmayı başarmıştır. Ama artık Anima’nın duayenleri bir karar vermiştir ve ne olursa olsun bu evlilik gerçekleşmek zorundadır. Nişanlısının tanışmak için gelip onu apar topar kuzeye götürmesiyle Ophélie, kendini bir anda o zamanda kadar yaşadığı hayattan kopartılarak bambaşa bir geleceğin içine atılmış olarak bulur. Nişanlısıyla kuzeye adım atan Ophélie resmen kurtların arasına düşmüştür. Ama o da pes edip boyun eğecek değildir. Her yanını saran tekinsiz ortam ve rahatsız edici derecede karmaşık insanlar hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığı kuzey kutbunda nişanlılık dönemi geçircek olan Ophélie’nin yanında destekçi ve koruyucu olarak bir tek teyzesi Roseline vardır -bu arada ne çekin be Roseline teyze :P- Kuzeyde Ophélie’nin gelişiyle beraber dengeler değişecek ve bu değişimler pek çok şaşırtıcı olayı beraberinde getirecektir.

https://www.goodreads.com/book/show/18043539-les-fianc-s-de-l-hiver

Fransa’nın büyük yayımcılarından Gallimard Jeunesse’nin öncülüğünde RTL televizyonu ve Télérama dergisi, genç okurlar için yazmayı hayal eden herkesin katılabileceği büyük bir yarışma organize ettiler. Yayıncı, yazar, gazeteci ve halktan oluşan geniş bir jüri, gönderilen 1362 eser arasından sadece bir tanesini ödüle layık buldu.
İşte şu an o kitabı tutuyorsunuz elinizde!
“Aynadan Geçen Kız” serisinin ilk kitabı olan Kış Nişanlıları, fantastik edebiyatın gözde yapıtlarından biri…
Sembolizme ve mitlere güçlü göndermeleri olan kitap, şifrelerle dolu eşsiz bir okuma serüveni vaat ediyor.
 
Anima’da ailesiyle yaşayan, özellikle büyük amcasıyla sıkça vakit geçiren Ophélie, yetenekli, içekapanık ve tuhaf bir kızdır. Dokunduğu eşyaların geçmişini okuyabiliyor ve aynalardan geçerek seyahat edebiliyordur. Ophélie onu eşsiz kılan armağanlarla donatılmış gibidir adeta. Ailesi tarafından zorlandığı protokol evliliğine karşı çıkmaz ve Thorn’la evlenmeyi kabul eder. Ancak Thorn’u sevmek de kabul etmek de kolay değildir. Ophélie’nin huysuz ve gizemli bu adamla birlikte atılacağı macera, beklenmedik bir geleceğe gebedir.
  • (Aynadan Geçen Kız #1) Kış Nişanlıları
    Özgün Adı: (La Passe-Miroir #1) Les Fiancés de l’hiver
    Yazar: Chrıstelle Dabos
    Çevirmen: Karen Alguadiş
    Sayfa Sayısı: 376
    Yayınevi: Destek Yayınları/Genç Destek

İnci Küpeli Kız

Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in İnci Küpeli Kız’ı ne kadar bakarsam bakayım bıkmadan uzun uzun incelemeyi en çok sevdiğim sanat eserlerinden biri. Doğal olarak ilgimi çeken bu güzel resim hakkında yazılmış bir kitabı da okumazsam ölürdüm :)

Nihayetinde kitaplığımda gördükçe mutlu olduğum bu güzel kitap beni bambaşka bir dünyaya götürdü. Kitapta tam da beklediğim gibi resmedilen kadının kimliğine dair büyük bir gizem barındıran ünlü yapıt harika bir kurguyla işlenmiş. Bunun yanı sıra her karakterin tek tek özenle ele alınışı ve okuru daha ilk sayfalardan yakalayan anlatımı kitabı güçlü kılan özelliklerden biri diye düşünüyorum. Griet’in ailesinden mecburi bir şekilde ayrılarak hizmetçi olarak gittiği ressamın evinde yaşadığı süreç çok etkileyiciydi. Kitapta sadece tablonun yapılışını değil öncesi ve sonrasını da okura sunan Tracy Chevalier sevdiğim yazarlar arasında yerini garantiledi ;) Ayrıca son sayfalarda ressam Vermeer’in diğer sanat eserlerinin renkli resimlerine de yer verilmesi hoş olmuş. Her yönüyle okuduğum en büyülü kitaplardan biri olan “İnci Küpeli Kız”ı ben çok sevdim! Okumayı düşünen ya da okuyacak güzel bir kitap arayan herkese severek tavsiye ederim. Aynı zamanda bu kitaptan uyarlanan “Girl With a Pearl Earring/İnci Küpeli Kız” filmini de kitaptan sonra izleyin derim.

Dünyanın en sevilen portrelerinden biri olan ve ‘Hollanda’nın Mona Lisa’sı olarak tanımlanan, Felemenkli ressam Jan Vermeer’in ‘İnci Küpeli Kız’ adlı portresi, büyük bir gizem taşımaktadır. Portredeki model kimdi ve neden resmi yapıldı? Bize bakarken aklından neler geçiyor? O iri gözleri ve esrarlı gülümsemesi masum mu yoksa baştan çıkarıcı mı? Ve neden inci bir küpe takıyor?
Tracy Chevalier’nin, sanatsal bakış açısı ve duygusal uyanış üzerine kurduğu ‘ışık’ dolu bu romanda, tarih ve kurmaca kusursuz bir biçimde bir araya geliyor. On altı yaşındaki Griet’in gözünden, 1960’lı yılların Hollandası, Vermeer’in en ünlü resimlerinden birine ilham veren geçn kadının düşlerle dolu portresiyle, baş döndürücü bir biçimde canlanıyor.

https://www.goodreads.com/book/show/2865.Girl_with_a_Pearl_Earring

  • İnci Küpeli Kız
    Özgün Adı: Girl With a Pearl Earring
    Yazar: Tracy Chevalier
    Çevirmen: Gökçen Ezber
    Sayfa Sayısı: 248
    Yayınevi: Bilge Kültür Sanat

tracy_chevalier

Tracy Chevalier, 19 Ekim 1962’de ABD’nin Washington eyâletinde doğmuştur. Yazdığı tarihi romanlarla dünyaca üne kavuşmuş olan Tracy, 1984’den beri oğlu ve eşiyle beraber Londra’da yaşamaktadır.

http://www.tchevalier.com/
https://www.instagram.com/tracychevalierwriter/
https://www.goodreads.com/author/show/1973.Tracy_Chevalier