Domuzu Kırmak

“Buzdolabının Üstündeki Kız” “Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şöförü” “Kapı Birden Vuruldu” gibi sevilen kitapların yazarı  Etgar Keret’in bir öykü kitabı daha dilimize çevrildi.
Diğer Keret kitapları gibi Siren Yayınları etiketini taşıyan “Domuzu Kırmak” bu yaz okuduğum en güzel öykü kitabıydı diyebilirim.
Şahane bir sunuş bölümüyle başlayan kitap yine aynı şahane temposuyla dur durak bilmeden bizi bir dizi afallatan öykü yağmuruna tutuyor. Kitaptaki öyküler alışıldık tarzda kısa ve resimsiz, sadece en sonda yer alan Domuzu Kırmak adlı öykü David Polonsky’nin çizgilerini taşıyor ve itiraf etmek gerekirse  bu çizgiler en az etgar Keret’in kelimeleri kadar çok şey anlatıyor. Etgar Keret, -yine ve yeniden- her öyküsünde şaşırtıp değindiği noktalarla insanın aklını garip bir biçimde kurcalamayı başarıyor. Kitabın kapağını kapattıktan sonra da insana ‘daha fazla Etgar Keret…’ dedirtiyor.


“Gözyaşlarım, daha önce de pek çok kez olduğu gibi, boğazımda birikti ve gözlerime asla ulaşamadı. Dünyanın, yuva öğretmenimin vaat ettiği gibi adil bir yer olmadığını acıyla kavradığımı hatırlıyorum.”

Gerçeklik ve fantezi arasında ustalıkla patinaj yapan bir yazardan özel bir seçki: Domuzu Kırmak. Etgar Keret, kendine özgü sihrini yine ortaya koyuyor ve kırık kalplere şu zalim dünyada ilaç gibi gelecek incelikler ile dokunmuş öyküler anlatıyor: Düş tacirleri köşeyi dönme hayallerini yüzlerine gözlerine bulaştırıyor, eski sevgililerin geride bıraktığı tortular zamanla yok olup gidiyor ve Ortadoğu’ya, bir ihtimal, barış geliyor.
Bu olağanüstü seçki, yazarın Türkçede yayımlanmış hiçbir kitabında yer almayan öykülerini, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü’nün kült öyküsü ‘Domuzu Kırmak’ ile bir araya getiriyor. Beşir’le Vals’in yaratıcılarından David Polonsky’nin hayranlık uyandıran çizimleriyle yeniden yorumlanan ‘Domuzu Kırmak,’ aynı zamanda kitaba adını veriyor.

Büyüyünce ne olacağına bir türlü karar veremeyenlerle büyü ile ne yapacağını kestiremeyenleri aynı sahnede buluşturan Domuzu Kırmak, yaşama her daim amatör kalanları içtenlikle kucaklıyor.
“Belki, her şeye rağmen, hâlâ umut vardır.”
(Tanıtım Bülteninden)

  • Domuzu Kırmak
    Kitabın Orijinal Adı: Breaking the Pig
    Yazar: Etgar Keret
    Çevirmen: Avi Pardo
    Sayfa Sayısı: 80
    Yayınevi : Siren Yayınları
 etgar-keretEtgar Keret (Tel Aviv, 1967) İsrail’de genç nesil arasında çok tanınan ve uluslararası düzeyde de fazlasıyla beğeni toplayan bir yazardır.
Yazıları The New York Times, Le Monde, The Guardian, The Paris Review and Zoetrope’ta yayımlandı. Kırka yakın kısa filmde öykülerinden esinlenilmiştir ve bunlardan biri Amerikan MTV Ödülü’ne layık görülmüştür. Wristcutters (2006), eleştirmenler tarafından övgü toplamış ve yine kısa öykülerinden esinlenilen $ 9.99, 2009’da birçok uluslararası ödüle layık görülmüştür.
Etgar Keret, şimdilerde ise Ben-Gurion Üniversitesi’nde ders vermektedir. Birçok kez Kitap Yayıncıları Birliği Platinyum Ödülü’ne, Başbakanlık Ödülü’ne, Sinema Kültürü Ödülü’ne, The Jewish Quarterly Wingate Ödülü’ne (BM, 2008) ve St. Petersburg Halk Kütüphanesi En İyi Yabancı Kitap Ödülü’ne layık görülen Keret, aynı zamanda 2007 Frank O ‘Connor Kısa Öyküler Dizisi Ödülü’nün de sahibidir. 2007’de Keret ve Shira Gefen imzalı Jellyfish ile Cannes Film Festivali Altın Kamera Ödülü’nü ve French Artists and Writers Guild En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandı.
2010 yılında Fransa’da Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı ile onurlandırıldı. Kitapları ise yurtdışında otuz beş ülkede otuz bir dile çevrildi ve yayımlandı.

Ebedi Öpücük

ebedi-opucukBu ara günlerim epey bir yoğun geçiyor, okuduğum pek çok iyi kitap var ama bahsetmeye fırsat bulamıyorum…
Çoğu bilindik yazarların kaleminden çıkan heyecanlı vampir hikâyelerin toplandığı “Ebedi Öpücük” de işte bu kitaplardan biri.
Ben -genele bakarsak- genç yetişkin türüne ait bu kitabı sevdim. Özellikle birkaç hikâye dışındakiler gerçekten değişik ve ilginçti. Hatta kalemini sevdiğim yazarların dilimize çevrilen diğer kitaplarına da şöyle bir göz attım bile :)
Kitabın farklı yazarlara ait kısa hikâyelerden oluşması ise bence en büyük artısı. Bu sayede sıkmadan kendini okutturup ilk başta karşımıza çıkardığı vurucu öykülerle kendine bağlamayı başarıyor.
Vampir edebiyatı sevenlerin ve değişiklik arayanların beğeneceğini düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar…

Holly Black, Libba Bray, Melisa De La Cruz, Cassandra Clare, Rachel Caine, Nancy Holder & Debbie Viguie, Cecil Castellucci, Kelley Armstrong, Maria V. Snyder, Sarah Rees Brennan, Lili St. Crow, Karen Mahoney, Dina James
Bir vampirin öpücüğü asla unutulmaz, ebediyen hatırlanır…
Dünyaca ünlü korku yazarlarının korku, gerilim ve romantizmi harmanladığı on üç hikâyenin başkahramanı son günlerin en Ateşli, en Karşı Konulmaz ve en Tehlikeli yaratıkları: Vampirler. Bu baştan çıkartıcı yaratıkların öpücüklerine teslim olmadan önce iyi düşünün, zira size vadettikleri ebedî bir hayat da olabilir ebedî bir kâbus da.

  • Ebedi Öpücük
    Özgün Adı: The Eternal Kiss: 13 Vampire Tales of Blood and Desire
    Yazar: Holly Black, Libba Bray, Melisa De La Cruz, Cassandra Clare, Rachel Caine, Nancy Holder & Debbie Viguie, Cecil Castellucci, Kelley Armstrong, Maria V. Snyder, Sarah Rees Brennan, Lili St. Crow, Karen Mahoney, Dina James
    Çeviri: Berna Yılmazcan
    Sayfa Sayısı: 368
    Yayınevi: Kara Kedi Yayınları

“İnsan Kendine İyi Gelir” ve “Gizli Sevenler Cemiyeti”

gizli-sevenler-cemiyeti Ahmet Büke, büyük başarı yakalayan “İnsan Kendine İyi Gelir” adlı kitabından sonra “Gizli Sevenler Cemiyeti” ile bir ege mahallesinden insan ruhunun derinliklerine dokunan öyküler anlatmaya devam ediyor.
Yazarın düzenli yayınlanan öykülerini takip edip kalemini seven okurları pek bi mutlu eden bu iki kitap hem On8 Blog’da yayınlanan hem de yayınlanmamış Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi öykülerinden oluşuyor.  Kısa ve etkileyici diyalogları, enteresan karakterleri ve öz yapısıyla göz dolduran bu öyküleri öyle çok sevdim ki dönüp dönüp tekrar okuyasım var.

“Beni ne bekliyordu, bütün bunlar ne anlama geliyordu, bilmiyordum. Sormadan yaşamayı öğrenmiştim”

Ahmet Büke’den yeni “Sosyal Ayrıntılar”! Aşklara meftun, hikâyelerden mecnun bir mahalle… İki şey bizi hayatta tutar: Tokluk ve kararında hararet. Ben bunlara basarak suyun üstünde kaldım. Onların kökleri de bu iki ihtiyardaydı. İhtiyar diyorum ama yaşlılık halinin bir evre olduğunu büyüyünce anladım. Çocukken, ben dâhil herkesin ihtiyar olduğunu düşünüyordum: Dedem, babaannem, enginarlar, kediler, yıldızlar, güzel havalar ve arsız soğuklar hep yaşlıydı benim için. Sonra fark ettim ki, anneler ve babalar genç de oluyormuş aslında. Ölüm normalde daha geç gelen bir şeymiş. Oysa bizim evde hemen erişebileceğimiz yerdeydi. Zor günler için anılar biriktirmeyi küçüklükte öğrenen bir genç, Arap Hatçam Teyze, Berber Kâzım, gelip geçenler, konup göçenler… Öyküden öyküye atlanan bu mahallede, çatılar içine çöker, öyküler lodos yer ve hatta, klarnet bir dünyayı yıkabilir!gizli-sevenler-ahmet-büke Çağdaş edebiyatımızın öykü anlatıcısı Ahmet Büke’nin, ON8 Blog’daki “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi” adlı köşesinde her pazartesi yazdığı öyküler, ikinci kez kitaba dönüştü. Dünya Kitap 2015 Yılın Telif Kitabı Ödülü’nü kazanan İnsan Kendine De İyi Gelir ile başlayan yolculuk, Gizli Sevenler Cemiyeti’yle devam ediyor. Birbirinden komik, hüzünlü, tuhaf, hatta gerçekötesi, 24 öykünün derlenmesiyle hazırlanan seçki, yarayı da dermanı da içinde barındırıyor.

  • Gizli Sevenler Cemiyetisosyal-ayrintilar-ansiklopedisi
    Yazar: Ahmet Büke
    Sayfa Sayısı: 156
    Tür: Öykü
    Yayınevi: On8 Kitap
  • İnsan Kendine De İyi Gelir
    Yazar: Ahmet Büke
    Sayfa Sayısı: 200
    Tür: Öykü
    Yayınevi: On8 Kitap

ahmet_buke-150x1501970’te Manisa’da doğan Ahmet Büke, her ne kadar 1997’de İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olsa da, ancak yazdığı zaman, “Bir işe yaradım sonunda,” diyebilenlerden. Fantastik eserler yayımlayan Ölümsüz Öyküler Yayınevi’nin düzenlediği “Xasiork 2002” kısa öykü yarışmasında “Kayıp Dua Kitabı” adlı öyküsüyle birincilik ödülünü, 2008’de Alnı Mavide (2008) kitabıyla Oğuz Atay Öykü Ödülü’nü, 2011’de Kumru’nun Gördüğü (2010) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. Bize yaşamın acı, tatlı, bazen tuhaf, bazen de acayip öykülerle akıp gittiğini hatırlatan Büke, İzmir Postası’nın Adamları (2004), Çiğdem Külahı (2006), Ekmek ve Zeytin (2011), Cazibe İstasyonu (2012) ve Yüklük (2014) adlı öykü kitaplarıyla dikkat çekti. Öyküleri, E Dergisi, Adam Öykü, Patika, Notos, İzafi ve Özgür Edebiyat gibi dergilerde yayımlanan yazar, edebiyat verimini, yazıdan sonra insanlığın en büyük icadı olarak gördüğü internette de sürdürüyor. ON8 Blog’da tefrika etmeye başladığı İzmirli Bedo’nun öyküleri, Mevzumuz Derin (2013, ON8) adıyla bir ilk romana dönüştü ve aynı yıl Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği’nin (ÇGYD) 2013 Yılın Gençlik Romanı Ödülü’nü kazandı. Büke’nin ON8 Blog’da “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi” adlı köşesinde her hafta paylaştığı öykülerinden bir seçkiyi de içeren İnsan Kendine De İyi Gelir (2015, ON8) adlı öykü kitabı, Dünya Kitap 2015 Yılın Telif Kitabı Ödülü’ne değer görüldü. Aynı yıl, “Hazır Bilgi Serisi” için sıradışı, eski kitapları kendine has anlatımıyla derleyip tanıttığı 100 Tuhaf Kitap yayımlandı. Son kitabı, yine “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi”nden ikinci bir seçkiyi içeriyor: Gizli Sevenler Cemiyeti (2016, ON8). ON8 Blog’daki köşesinde her pazartesi bir öykü yazmaya devam eden Büke, ailesiyle birlikte İzmir’de yaşıyor.

 

 

On Dokuz Numaralı Oda

on-dokuz-numarali-oda Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Doris Lessing’in bu yıl bitmeden okumayı umduğum dilimize yeni çevrilen kitabını da bitirmenin huzurunu yaşıyorum bir süredir.
“On Dokuz Numaralı Oda” adlı yirmi tane öyküden oluşan bu kitapta keskin duygularla yoğrulmuş öyküler bizi bekliyor. Hiç kuşkusuz bu öykülerin ortak noktası ikili ilişkiler ve bu ilişkilerdeki kadın rollerinin dikkat çekici bir noktada olması. Yazar hakkında bir feministlik tartışması yaşansa da kaleminden çıkanlara bakınca özellikle kadınların özel hayatlarındaki sorunlarını ve konumunu yansıtış şeklinden hangi tarafta olduğu net bir şekilde ortada. (Yazarın bu konudaki duruşu bazılarının tektipleştirdiği feministlik kalıbına uymadığı için de kendisine yöneltilen feminist yakıştırmasını da asla kabul etmemiştir.)
Her biri dikkatle okunası güzel ve vurucu öyküler içeren bu kitabı okuduğum için çok mutluyum. Kısa öykülerinden özellikle bazıları çok etkileyiciydi -mesela kitaba adını veren on dokuz numaralı oda öyküsü- Gerçekçi bir yankıya sahip bu öykü seçkisini ve güzel bir romanını okuduğum değerli yazarın diğer kitapları için listemde mutlaka bir yer ayarlayacağım.

“Hayatları, kuyruğunu ısıran bir yılan gibi görünüyordu.”

“Doris Lessing için kişisel yaşamlar, kişisel günahlar, kişisel mutluluklar tarihin birer parçasıdır; o yüzden de Lessing kısa öykülerinde bile yaşadığı dönemin tarihini yazar ve o dönemin vicdanını yansıtır.” Lorna Sage, Observer Eleştirmen Sage’in belirttiği gibi kişisel deneyimlerden evrensel genellemeye açılan Doris Lessing, feministlerin kendisinden beklediği anlamda feminist olmadığını ısrarla vurgulasa da, yine de bütün yapıtlarında şaşırtıcı bir analiz gücüyle kadınları ve onların sorunlarını ön plana çıkardı. İsveç Akademisi de, Lessing’e Nobel Edebiyat Ödülü’nü verirken karar gerekçesinde onun bu özelliğini şu sözlerle vurguladı: “Kuşkuculukla, hararetle ve hayal gücüyle kadın deneyimlerinin destanını yazan yazar.” Usta yazarın bu kitabında herkesin hem kendini bulacağı hem başka ülkelerin insanlarıyla ortak duyguları paylaşacağı öyküler yer alıyor.

  • On Dokuz Numaralı Oda
    Özgün Adı: To Room Nineteen
    Yazar: Doris Lessing
    Çeviri: Sinem Yazıcıoğlu
    Sayfa sayısı: 517 Sayfa
    Yayınevi: Can Yayınları

Doris Lessing’in diğer kitapları: “Türkü Söylüyor Otlar”, “Altın  Defter”, “Gene Aşk”, “Mara ile Dann”, “Alfred ile Emily”, “Hayatta Kalma Güncesi” “İyi Terörist” “Anılar” “Kedilere Dair”

doris-lessing2007 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan İngiliz yazar Doris Lessing 1919’da babasının bir bankanın yöneticiliğini yaptığı İran’da doğdu. Beş yaşında ailesiyle birlikte Afrika’nın daha önce hiçbir beyazın yaşamadığı bir yerine taşınarak, Rodezya (şu anki adıyla Zimbabwe) sınırları içinde bulunan bir çiftlikte yaşamaya başladı. Salisbury’de bir Katolik okulunda eğitim gördü. On dört yaşında iken ailesine isyan ederek okulu bıraktı ve sırasıyla hemşirelik, telefon operatörlüğü ve kâtibelik yaptı. 18 yaşında Rodezya parlamentosunda çalışmaya başladı ve ülkede ırkçılık-karşıtı bir sol partinin kurulmasında rol aldı. 1943’te sona eren ilk evliliğinin ardından Komünist Partisi’ne katıldı ve Alman siyasi eylemci Gottfried Lessing ile evlendi. 1949’da eşinden ve Rodezya’dan ayrılıp oğluyla birlikte Londra’ya geldi. O tarihten beri yaşamını profesyonel bir yazar olarak Londra’da sürdürmektedir.
Lessing çok sayıda romanı ve kısa hikâyesinde, daha çok 20. yüzyılın toplumsal ve siyasi karmaşasına yakalanmış bireylerin yaşamlarını ele alır. Eserlerinin başlıca temalarının feminizm, cinsler arası savaş ve bütünlük peşinde koşan bireyler olduğu söylenebilir. Lessing’in çoğunlukla Afrika’nın güneyinde ya da İngiltere’de geçen eserlerindeki solcu, bağımsızlığına son derece düşkün ve feminist kadın kahramanlar, tıpkı yazarları gibi, içinde yaşadıkları toplumların kültürel kısıtlamalarına karşı baş kaldırırlar. En çok okunan ve en çok çevrilmiş romanı “Altın Defter” Kadın Hareketi’nin köşetaşlarından biri olarak görülmüştür.
Yazarlık yaşamı boyunca kendi ülkesinde ve değişik ülkelerde çeşitli ödüller almıştır: Fransa’da Prix Medici, Avusturya’da Devlet Avrupa Edebiyat Ödülü, Almanya’da Shakespeare Ödülü, İtalya’da Mondello Ödülü ve 2007 Nobel Edebiyat Ödülü.