Tack Ulf!

12 Temmuz 1944- 13 Haziran 2017

İsveçli yazar Ulf Stark, ardında pek çok değerli kitap bırakarak aramızdan ayrıldı. kanser yüzünden. bu  haberi aldığımda içime kocaman bir taş oturdu. ne desem ne yapsam bilemiyorum, o kadar üzgünüm ki…

Ulf Stark’ın türkçeye çevrilen kitapları: “Islık Çalabilir misin Johanna?“, “Mucize Çocuk“, “Diktatör“, “Ajax Adında Bir Yıldız” Umarım yazarın diğer güzel kitaplarını da dilimizde görme şansını yakalarız.

Anlattığın bütün o güzel hikayeler için teşekkürler Ulf Stark! seni daima minnetle hatırlayacağım.

 

Kanatlı Sayfalar

Hiç okul yüzü görmemiş küçük Bianca, gerçekleri öğrenmek için okuduğu kitabı pek çok kişiye ödünç vermiş fakat beklediği gerçeklere bir türlü ulaşamamıştır. Günlerden birinde bir çift belki de doğru insanlar bizizdir diyerek kitabı kızdan alır. Kitabı alan bu çift yemek yemek ve bilgisayar oyunlarından başka bir şey yapmayan doyumsuz bir çocuk olan Otto’nun anne ve babasıdır. Bir umutla -hatta onu bir daha oyun yüzü görmemekle tehdit ederek- kitabı Otto’ya verirler fakat Otto o kadar sinirlenir ki -tabi biraz tıkındıktan sonra- kitabı okumak yerine camı açar ve kitabın sayfalarını dondurucu rüzgara dağıtır. Artık sayfalar kanatlanmıştır. İşte bundan sonra bir kırılma noktası yaşanır ve sayfalar rüzgarın da yardımıyla ülkenin her yanına bir bir dağılarak insanlara ulaşmaya başlar. Gökte uçuşup bir şekilde kendilerine ulaşan sayfalarda herkes kendinden bir parça bulur. Ellerinde tuttlukları sayfalarda kendi yaşamlarını okuyan insanlar bir süre sonra gerçeğin peşine düşerler. Elbette sayfaların peşine takılan insanlar sadece gerçeği arayanlar değildir. Bir şeyler okuyup araştıran insan düşüncesinin yarattığı korkuyla sayfaları yok etmek isteyenler de çoktan harekete geçmiştir.

Yazarın büyük-küçük herkese gerçekçi gözlemlerini olabildiğince net ve bir o kadar da anlaşılır sunmasına hayran kaldım. Çocuklara düşünecek pek çok önemli noktayı sunuş şekli de gayet ince ve nitelikli diyebilirim. Ayrıca sayfalarda ara ara kendini gösteren öyle güzel ve öyle hayran olunası resimlemeler var ki kitaba çok farklı bir derinlik ve anlam katmış. Her şeyiyle çok güzel bir kitaptı, ben sevdim :)

Kuzey Hepmutsuz ve Güney Hepmutsuz adında, yüzyıllardan beri birbirine düşman olan iki ülkeyi sadece gökteki bulutlar bir araya getiriyordu. Rüzgârlar bu iki ülkeye sihirli bir kitaptan kopan sayfaları getirene kadar durum böyleydi. Bu öyle bir kitaptı ki yazılanlar okuyan kişinin hayatına, hayallerine ve hatta geleceğine göre değişiyordu. Herkes sayfaların peşine takıldı; bazıları okumak için, bazılarıysa yok etmek için.

Okumanın heyecan verici bir macera, bilginin ise çok değerli olduğunu gösteren masalsı bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

  • Kanatlı Sayfalar
    Özgün Adı:
    Yazar: Vassilis Papatheodorou
    Resimleyen: Petros Bouloubasis
    Çevirmen: Fulya Koçak
    Sayfa Sayısı: 128
    Yayınevi: Kelime Yayınları

Vassilis Papatheodorou, 1967 yılında Atina’da doğdu. Lisans eğitimini Metalurji ve Kimya Mühendisliği, yüksek lisans eğitimini İşletme alanlarında yaptı. Yazarlığa 1996’da başlayan Papatheodorou, aralarında Yunanistan’ın en prestijli edebiyat ödüllerinden Devlet Çocuk Edebiyatı Ödülü ve Diavazo Ödülü’nün de bulunduğu pek çok ödüle layık görüldü.

 

 

 

Petros Bouloubasis’in işlerini topladığı web sitesi ise şurada —> http://www.petrosbouloubasis.com/

Keçi’nin Yaz 2017 Sayısı Çıktı!

6 aylık ücretsiz bir elektronik dergi olan Keçi‘nin yazlık sayısı geldi :) Yine ilgimi çeken başlıklar var. Ben bugün tabletimde derginin keyfini çıkaracağım. Genel olarak seminer ve konferanslara ağırlık veren derginin  içeriği biraz daha genişlese ve kapak tasarımı değişse fena olmaz gibi ;) İnadına edebiyat diyerek güzel bir adım atan bu dergiyi her seferinde severek okuyorum. Göz atmak isteyen olursa Keçi şurada —> http://www.keciedebiyat.com/

Aynadan Geçen Kız : Kış Nişanlıları

Destek Yayınlarından çıkan “Aynadan Geçen Kız” serisinin ilk kitabı Kış Nişanlıları  geçen hafta içinde okuyup çok sevdiğim genç yetişkin edebiyatına ait oldukça sürükleyici bir fantastik kitaptı. Öyle ki işi gücü bırakıp neler olacağını öğreneceğim diye kitaptan kopamadım ve bulduğum her fırsatta sayfaları arasında kaybolmaktan fazlasıyla keyif aldım. “Aynadan Geçen Kız” serisinin ilk kitabı benim favori serilerimden biri olma yolunda büyük bir adım oldu. Şimdilik 3 kitabı çıkan -ve henüz ilk kitabı dilimize çevrilen- serinin diğer kitaplarını da ölesiye merak ediyorum doğrusu. Umarım en yakın zamanda devam kitapları dilimize çevrilir de doya doya okuma imkanı buluruz.

Kitabın şahane bir atmosferi var. Yazarın kurguladığı fantastik dünya kolay kolay akıldan çıkabilecek gibi değil. Benzersiz ve çok zengin bir evren yaratan yazar, iyi düşünülmüş ilginç özellikleri ve davranışlarıyla karakterleri de en iyi şekilde göstermekten de geri kalmıyor.

Kitabımızın baş kahramanı Ophélie, Anima’da yaşayan -her ne kadar sıradan bir kız olduğunu düşünse de- gayet iyi bir bir okuyucudur yani dokunduğu nesnelerin geçmişlerini okuyabilmektedir. Aynı zamanda aynalardan geçerek yer değiştirmek gibi çok özel bir yeteneği vardır. Müzede çalışan gözlüklerinin arkasına saklanan Ophélie bu zamana kadar ailesinin ısrarlı evlilik girişimlerine çok sevdiği amcası sayesinde karşı durup bir şekilde uzak kalmayı başarmıştır. Ama artık Anima’nın duayenleri bir karar vermiştir ve ne olursa olsun bu evlilik gerçekleşmek zorundadır. Nişanlısının tanışmak için gelip onu apar topar kuzeye götürmesiyle Ophélie, kendini bir anda o zamanda kadar yaşadığı hayattan kopartılarak bambaşa bir geleceğin içine atılmış olarak bulur. Nişanlısıyla kuzeye adım atan Ophélie resmen kurtların arasına düşmüştür. Ama o da pes edip boyun eğecek değildir. Her yanını saran tekinsiz ortam ve rahatsız edici derecede karmaşık insanlar hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığı kuzey kutbunda nişanlılık dönemi geçircek olan Ophélie’nin yanında destekçi ve koruyucu olarak bir tek teyzesi Roseline vardır -bu arada ne çekin be Roseline teyze :P- Kuzeyde Ophélie’nin gelişiyle beraber dengeler değişecek ve bu değişimler pek çok şaşırtıcı olayı beraberinde getirecektir.

https://www.goodreads.com/book/show/18043539-les-fianc-s-de-l-hiver

Fransa’nın büyük yayımcılarından Gallimard Jeunesse’nin öncülüğünde RTL televizyonu ve Télérama dergisi, genç okurlar için yazmayı hayal eden herkesin katılabileceği büyük bir yarışma organize ettiler. Yayıncı, yazar, gazeteci ve halktan oluşan geniş bir jüri, gönderilen 1362 eser arasından sadece bir tanesini ödüle layık buldu.
İşte şu an o kitabı tutuyorsunuz elinizde!
“Aynadan Geçen Kız” serisinin ilk kitabı olan Kış Nişanlıları, fantastik edebiyatın gözde yapıtlarından biri…
Sembolizme ve mitlere güçlü göndermeleri olan kitap, şifrelerle dolu eşsiz bir okuma serüveni vaat ediyor.
 
Anima’da ailesiyle yaşayan, özellikle büyük amcasıyla sıkça vakit geçiren Ophélie, yetenekli, içekapanık ve tuhaf bir kızdır. Dokunduğu eşyaların geçmişini okuyabiliyor ve aynalardan geçerek seyahat edebiliyordur. Ophélie onu eşsiz kılan armağanlarla donatılmış gibidir adeta. Ailesi tarafından zorlandığı protokol evliliğine karşı çıkmaz ve Thorn’la evlenmeyi kabul eder. Ancak Thorn’u sevmek de kabul etmek de kolay değildir. Ophélie’nin huysuz ve gizemli bu adamla birlikte atılacağı macera, beklenmedik bir geleceğe gebedir.
  • (Aynadan Geçen Kız #1) Kış Nişanlıları
    Özgün Adı: (La Passe-Miroir #1) Les Fiancés de l’hiver
    Yazar: Chrıstelle Dabos
    Çevirmen: Karen Alguadiş
    Sayfa Sayısı: 376
    Yayınevi: Destek Yayınları/Genç Destek

İnci Küpeli Kız

Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in İnci Küpeli Kız’ı ne kadar bakarsam bakayım bıkmadan uzun uzun incelemeyi en çok sevdiğim sanat eserlerinden biri. Doğal olarak ilgimi çeken bu güzel resim hakkında yazılmış bir kitabı da okumazsam ölürdüm :)

Nihayetinde kitaplığımda gördükçe mutlu olduğum bu güzel kitap beni bambaşka bir dünyaya götürdü. Kitapta tam da beklediğim gibi resmedilen kadının kimliğine dair büyük bir gizem barındıran ünlü yapıt harika bir kurguyla işlenmiş. Bunun yanı sıra her karakterin tek tek özenle ele alınışı ve okuru daha ilk sayfalardan yakalayan anlatımı kitabı güçlü kılan özelliklerden biri diye düşünüyorum. Griet’in ailesinden mecburi bir şekilde ayrılarak hizmetçi olarak gittiği ressamın evinde yaşadığı süreç çok etkileyiciydi. Kitapta sadece tablonun yapılışını değil öncesi ve sonrasını da okura sunan Tracy Chevalier sevdiğim yazarlar arasında yerini garantiledi ;) Ayrıca son sayfalarda ressam Vermeer’in diğer sanat eserlerinin renkli resimlerine de yer verilmesi hoş olmuş. Her yönüyle okuduğum en büyülü kitaplardan biri olan “İnci Küpeli Kız”ı ben çok sevdim! Okumayı düşünen ya da okuyacak güzel bir kitap arayan herkese severek tavsiye ederim. Aynı zamanda bu kitaptan uyarlanan “Girl With a Pearl Earring/İnci Küpeli Kız” filmini de kitaptan sonra izleyin derim.

Dünyanın en sevilen portrelerinden biri olan ve ‘Hollanda’nın Mona Lisa’sı olarak tanımlanan, Felemenkli ressam Jan Vermeer’in ‘İnci Küpeli Kız’ adlı portresi, büyük bir gizem taşımaktadır. Portredeki model kimdi ve neden resmi yapıldı? Bize bakarken aklından neler geçiyor? O iri gözleri ve esrarlı gülümsemesi masum mu yoksa baştan çıkarıcı mı? Ve neden inci bir küpe takıyor?
Tracy Chevalier’nin, sanatsal bakış açısı ve duygusal uyanış üzerine kurduğu ‘ışık’ dolu bu romanda, tarih ve kurmaca kusursuz bir biçimde bir araya geliyor. On altı yaşındaki Griet’in gözünden, 1960’lı yılların Hollandası, Vermeer’in en ünlü resimlerinden birine ilham veren geçn kadının düşlerle dolu portresiyle, baş döndürücü bir biçimde canlanıyor.

https://www.goodreads.com/book/show/2865.Girl_with_a_Pearl_Earring

  • İnci Küpeli Kız
    Özgün Adı: Girl With a Pearl Earring
    Yazar: Tracy Chevalier
    Çevirmen: Gökçen Ezber
    Sayfa Sayısı: 248
    Yayınevi: Bilge Kültür Sanat

tracy_chevalier

Tracy Chevalier, 19 Ekim 1962’de ABD’nin Washington eyâletinde doğmuştur. Yazdığı tarihi romanlarla dünyaca üne kavuşmuş olan Tracy, 1984’den beri oğlu ve eşiyle beraber Londra’da yaşamaktadır.

http://www.tchevalier.com/
https://www.instagram.com/tracychevalierwriter/
https://www.goodreads.com/author/show/1973.Tracy_Chevalier

Burun

Domingo Yayınevi’nin Hepsi Sana Miras serisinin yeni kitabı, Gogol’ün “Burun” adlı eserini 8 yaş ve üzeri okurlar için yeni bir anlatımla sunuyor.
Okurlar tarafından pek sevilen Hepsi Sana Miras serisinin 9. kitabı olan “Burun”u anlatıcımız Andrea Camilleri, -kendininkiler ve başkalarınınkiler de dahil- bütün torunlara adamış ;)
Binbaşı Kovalev’in bir gün aniden firar eden burnunun o benzersiz hikâyesini okumak elbetteki pek keyifliydi. Bunun yanı sıra Andrea Camilleri’nin bir yandan hikâyeyi anlatırken bir yandan da araya serptiği açıklamalar ve ayrıntılar çok hoşuma gitti.
Neticede Andrea Camilleri, eserlerinde pek çok şeyi etkili ve derinden kulanan Gogol’ün epey heyecanlı ve uç bir şekilde kaleme aldığı yapıtını hakkıyla anlatmayı başarmış.
Bana göre kitaba renk katan Maja Celija’ya ait harika illüstrasyonlar da en az anlatımı kadar güzel olmuş. Genel olarak bakacak olursak bu güzel kitap, resimlemesi ve baskı kalitesiyle bir adım öne çıkıp resmen ben buradayım diyor :)
Gogol’ün bu unutulmaz eserini yeni bir anlatımla okumak benim için eşsiz bir deneyim oldu. Çok sevdim!

Sayın bayım, burada mesele son derece açık.
Siz… Siz benim burnumsunuz!

“Bu, bir burnun hikâyesidir; yasal sahibinin suratından yok olup sırra kadem basan ve bağımsız bir hayat sürmeye başlayan bir burnun hikâyesi.”

Binbaşı Kovalev’in burnu bir sabah berber İvan Yakovleviç’in ekmeğinin içinden çıkar. Şehirde müsteşar kılığında gezip tozan, pek çok söylentinin alıp yürümesine neden olan ve Binbaşı Kovalev’i hayli zor durumda bırakan bu burnun ilginç hikâyesidir bize anlatılan.

On kitaplık HEPSİ SANA MİRAS serisinin dokuzuncu kitabında
Nikolay V. Gogol’un eşsiz eseri Burun’u, Andrea Camilleri yeniden anlatıyor, Maja Celija resimliyor.

  • Burun (Hepsi Sana Miras) (Nikolay Vasilyeviç Gogol)
    Özgün Adı: La storia de Il Naso
    Anlatan: Andrea Camilleri
    Çevirmen: Kemal Atakay
    Sayfa Sayısı: 100
    Yayınevi: Domingo Yayınevi

Andrea Camilleri 1925’te Sicilya’da doğdu, ergenlik yıllarını İkinci Dünya Savaşı koşullarında geçirdi. Çeşitli alanlara yayılan kariyerine tiyatroda başlayıp televizyonda devam etti ve hep farklı görevler üstlendi. Her türden pek çok kitap yazdı fakat esas ününe yarattığı Montalbano karakteriyle kavuştu: Boğazına düşkün Sicilyalı bir komiser olan Montalbano, düşsel Vigata şehrinde yaşar, okumayı sever ve zaman zaman televizyona çıkar.

Nikolay V. Gogol Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarıdır. 1809-1852 yılları arasında yaşamıştır. En çok tanınan eseri Ölü Canlar, Palto ve Burun’dur.