Büyükbabanın Müthiş Firarı

David Walliams ve Tony Ross imzalı, Büyükbabanın Müthiş Firarı’nda Jack ve büyükbabasının harika hikayesini okuyoruz. Jack, Kraliyet Hava Kuvvetlerinde bir zamanlar pilotluk yapmış olan dedesi ile zaman geçirmekten hoşlanan yalnız bir çocuktur. Büyükbabası da her zaman Jack’e ikinci dünya savaşı yıllarındaki maceralarını anlatmaktan büyük keyif alır. Jack için de bu cesur maceraları dinlemek kadar büyüleyici bir şey yoktur. Her pazar günü büyükbaba’nın küçük dairesinde eski, ahşap pikabında askeri bandoları dinleyip hayali uçaklarıyla düşmanı alt ederler. Ancak büyükbaba gitgide alzheimer yüzünden geçmişle bugünü karıştırır hale gelmiştir. Kendini eski zamanlarındaki gibi bir savaş pilotu zannetmekte ve işin kötüsü tıpkı o zamanlarda yaşıyormuş davranmaktadır. Büyükbabanın aklının karışması ciddi olaylara neden olmaya başlayınca Jack’in endişeli anne ve babası onu kasabanın huzurevine göndermekten başka bir çare düşünemezler. Oysa Alacakaranlık Kuleleri adındaki bu huzurevi, içinde sakladığı büyük sırlarla hiç de huzurlu bir yer değildir ve Jack büyükbabasını oradan kurtarmaya kararlıdır…

“Büyükbabanın Müthiş Firarı” bol aksiyonu, komedisi ve yarattığı heyecanıyla gerçekten müthiş bir kitaptı. David Walliams’ın okuduğum ilk kitabı oldu. Neyse ki artık bir David Walliams kitabı okumanın ne demek olduğunu anlamış bulunuyorum ;)

Yazar, büyükbabanın hastalığını hem gerçekçi hem de yumuşak bir şekilde gerçekten ustalıkla işlemiş. Helal olsun. Karakter çeşitliliği ise kitabın eğlenceli yönlerinden sadece birisi. Dedektif Et ve Kemik, Hintli Raj ve Bayan Trifle gibi her karakter ayrı bir alemdi. Bu arada Raj’ın her ‘bumting’ deyişinde acayip koptum! gerçeken harikaydı :D sanki kitabı okumadım da film gibi izledim. Hem güldüm hem duygulandım. Kitabın sonunda ise beni çok şaşırtan bir sürprizle karşılaştım. Çok güzeldi… 🌟

“Geçmiş görkemli renklere bürünürken, şimdiki zaman siyah beyaz ve karıncalı bir görüntü içinde solup gitmişti.”

Büyükbaba, Jack’in bu dünyada en sevdiği insan. Bazen kafasının karışmasının, markete ev terlikleriyle çıkmasının bir önemi yok. Jack’in adını nadiren hatırlamasının da… Ancak bir gün Büyükbaba, görkemli bir Spitfire pilotu olduğu İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşadığını sanmaya başlayınca işler karışıyor. Büyükbaba, sinsi Bayan Swine’ın yönettiği tüyler ürpertici huzurevi Alacakaranlık Kuleleri’ne gönderilince torunu Jack, büyükbabasına yardım edebilmek için kolları sıvıyor!
Birlikte, hayatlarının macerasına atılıyorlar.
(Tanıtım Bülteninden)

  • Büyükbabanın Müthiş Firarı
    Özgün Adı: Grandpa’s Great Escape
    Yazan: David Walliams
    Resimleyen: Tony Ross
    Çevirmen: İpek Şoran
    Sayfa Sayısı: 456
    Yayınevi: Can Çocuk

David Walliams, 1970’te, Merton, Londra’da doğdu. Çocuk kitapları yazarlığının yanı sıra komedyen, oyuncu, senaryo yazarı, sunucu, aktivist ve BBC One’da yayımlanan ünlü bir yetenek yarışmasında jüri üyesi. Walliams’ın çocuk kitaplarının baskı sayısı 23 milyonun üzerine ulaştı ve kitapları 53 dile çevrildi. Edebi üslubu Roald Dahl’a benzetilen ve Dahl’ın varisi olarak kabul edilen David Walliams şimdilerde İngiltere’nin en sevilen çocuk kitapları yazarları arasında.

DkoxcQdWsAML_Fe

Reklamlar

Ne Güzel Bir Haber!

Haziran ayının beni en çok heyecanlandıran haberi işte buydu! Tam şurada ilk kez kitabın haberini aldığımda deli gibi sevinmiştim. Neyse ki çokçokçok beklemeden türkçeye çevrildi de kitaba kavuştum! Çok mutluyum :)

Bu arada küçük bir not olarak eklemezsem olmaz… Cressida Cowell’ın müthiş serisi “Ederhanı Nasıl Eğitirsin” türkçede yarım kalmıştı. İşte o serinin devamı da Epsilon yayınlarından gelecekmiş-oley!-. Yakın zamanda seriyi tamamlasalarda hepsini okuyup rahatlasam…

Küçük Koşucular

David Almond’dan okuduğum 3. kitap olan “Küçük Koşucular” koca koca ‘iyi ki’lerle sayfalarını çevirdiğim şahane bir kitaptı. Ben çok severek okudum. Ve okurken de epeyce duygulandım! Çok çok çok dokunaklı bir öykü. Bu denli yoğunluğuyla beni etkileyen bir kitapla karşılaşacağımı sanmıyordum. İyi ki okuma fırsatım oldu. Mutluyum :) Kitabın konusunun yanında resimlemeleri ayrı bir güzellikte zaten! tam da konuya uygun olarak o eski zaman hissini harikulede bir biçimde yansıtışına hayran oldum. Ayrıca gri tonlarındaki çizimlerde eski zamana ait anıların olanca renkleriyle canlanması da bence müthiş bir ayrıntıydı ;) Kitabın baskısı ise gayet güzel, ince kapağıyla çok zarif duruyor.

11 yaşındaki Liam, bir cumartesi günü gençlik koşusu kayıt belgesinin eline ulaşmasının heyecanıyla en yakın arkadaşıyla buluşacağı bir antrenman planlar.Ama annesinin ısrarı sonucu, artık bakımevine yerleşmek üzere evinde son gününü geçirecek olan yaşlı komşusu Harry’e gitmek zorunda kalır. Annesi Harry’nin son kalan eşyalarını toparlarken ortaya çıkan eski bir fotoğraf Harry’nin anılarının gün yüzüne çıkmasını sağlar. Ve tıpkı Liam kadarken koştuğu o inanılmaz koşuyu anlatmaya başlar. Harry ve 3 arkadaşının epey uzun bir mesafeyi sıcak güneşin altında koştukları o eski güzel günü hatırlamasıyla anılarına Liam’ı ve annesini ortak eder…

“Biliyor musunuz,” diye mırıldanıyor, uykuya dalmadan önce, “en büyük başarım mutlu olmak, hep mutlu oldum ben.”

  • Küçük Koşucular
    Özgün Adı: Harry Miller’s Run
    Yazan: David Almond
    Resimleyen: Salvatore Rubbino
    Çevirmen: Mine Kazmaoğlu
    Sayfa Sayısı: 98
    Yayınevi: Günışığı Kitaplığı

Koşun çocuklar, hayallerinize koşun!
Tüm dünyanın okuduğu İngiliz yazar David Almond’dan, okuma serüveninin başındaki çocuklar için unutulmayacak bir öykü! Hayat koşusuna yeni çıkmış bir çocukla, koşunun sonuna yaklaşmış bir ihtiyarı aynı mahallede buluşturan yazar, başarının ipi göğüslemekten çok, mutlu anılar biriktirmekten geçtiğini hatırlatıyor. Kuşak farkını ortak hayallerle ortadan kaldıran öykü, çocuklara cesaret aşılıyor. Her yaştan okurda iz bırakacak güçteki kitap, ödüllü illüstratör Salvatore Rubbino’nun özgün desenleriyle renkleniyor.

Liam, yakın arkadaşıyla birlikte, geleneksel Büyük Kuzey Gençler Koşusu’na hazırlanmaktadır. Rıhtım boyunca nasıl fırtına gibi koşacağını düşünüp, bitiş çizgisini nasıl göğüsleyeceğini hayal etmektedir. O gün, antrenman yapmak yerine, annesinin zoruyla yaşlı komşularını ziyarete gider. Komşuda gördüğü eski fotoğraflar ve dinledikleri, Liam’ın koşusuna yepyeni bir anlam kazandıracaktır…

 

1951’de İngiltere’de doğan Almond, yetişkinler için yazdığı kitapların ardından, Garajdaki Giz (Skellig, 1998) adlı çocuk romanıyla ödüller aldı. Sinemaya ve operaya uyarlanan bu kitabını, yine üst üste ödül kazanan ve çocuk edebiyatı sınırlarını aşan bir başyapıt olarak ünlenen Dünya Büyülü Bir Yer (Kit’s Wilderness, 1999) izledi. Hemen her kitabında İngiltere kırsalını konu alan Almond’ın Alevler Arasında (The Fire-Eaters, 2003) adlı romanı da, savaş karşıtı söylemiyle dikkati çekti, ödüller aldı. My Dad’s a Birdman (Babam Bir Kuşadam, 2008), Slog’s Dad (Slog’un Babası, 2010) ve Ay’a Tırmanan Çocuk (The Boy Who Climbed into the Moon, 2010) ile resimli çocuk kitaplarına yönelen Almond’ın Türkçe’ye çevrilen son çocuk romanı Piranalarla Yüzen Çocuk (2013). 2010’da, dünya çocuk edebiyatının en önemli ödülü Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazanan yazarın son kitaplarından biri otobiyografik izler taşıyan Half a Creature from the Sea (Denizden Gelen Kız, 2014) adlı öykü kitabı; öbürü, A Song for Ella (Ella İçin Bir Şarkı, 2014) adlı romanı. Almond, çocukluğunun geçtiği kasabanın yakınındaki Newcastle-upon-Tyne’da yaşıyor.

1951’de İngiltere’de doğan Almond, 1998’de Garajdaki Giz (2004) adlı çocuk romanıyla ödüller aldı. Sinema, tiyatro ve operaya uyarlanan bu kitabını, 1999’da yine üst üste ödül kazanan Dünya Büyülü Bir Yer (2001), 2003’te savaş karşıtı söylemiyle dikkati çeken ve ödüller kazanan Alevler Arasında (2011) izledi. 2008’de My Dad’s a Birdman (Babam Bir Kuşadam) ile, 2010’da Slog’s Dad (Slog’un Babası) ve Ay’a Tırmanan Çocuk (2011) ile resimli çocuk kitaplarına yönelen Almond, aynı yıl, dünya çocuk edebiyatının en önemli ödülü olan Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazandı. 2012’de Piranalarla Yüzen Çocuk (2015) adlı çocuk romanının ardından, Half a Creature from the Sea (Denizden Gelen Kız, 2014) adlı kitabındaki bir öyküsü, 2015’te Küçük Koşucular(2018) adıyla desenli bir kitaba dönüştü. Almond, İngiltere’de çocukluğunun geçtiği kasabanın yakınındaki Newcastle-upon-Tyne’da ailesiyle birlikte yaşıyor.

Londra’da büyüyen Rubbino, Kraliyet Sanat Koleji’nde (Royal College of Art) illüstrasyon dalında eğitim aldı. İlk çocuk kitabı A Walk in New York (New York’ta Bir Yürüyüş, 2009), Victoria ve Albert Müzesi İllüstrasyon Ödülleri’ne aday gösterilen bir dizi resmin ardından ortaya çıktı. İkinci kitabı A Walk in London (Londra’da Bir Yürüyüş, 2011) 2012’de Okul Kütüphaneleri Birliği’nin ödülünü aldı. Just Ducks (Yalnızca Ördekler, 2012) da 2013 Kate Greenaway Ödülü’ne aday gösterildi. Rubbino ailesiyle birlikte Londra’da yaşıyor.

Evdeki Düşmanlar

Benim keyiften yayıla yayıla okuduğum “Evdeki Düşmanlar” Lindsey Davis’in pek eğlenceli “Flavia Albia” serisinin ilginç karakterler ve doyurucu bir gizem sunan ikinci kitabı.

Lindsey Davis’in kalemini İlk kitapta (şurada) çok sevmiş ve daha fazla Flavia Albia macerası okuma isteğimi bastıramamıştım. Pek sevgili yazarımız ikinci kitapta -ilk kitaba göre- anlatım güzelliğini ve eğlence dozunu kat kat arttırarak beni yeniden kendine hayran bıraktı. Ayşen Anadol çevirisiyle gayet güzel ve eğlenceli bir polisiye okurken Antik Roma’da kölelerin yaşamı hakkında deriiin ve ayrıntılı bilgi sahibi olmamız da cabası.

İlk macerasında kendine has yöntemleri ve inatçılığıyla kendini sevdiren Flavia Albia formunu zerre kaybetmediği ikinci macerasıyla bir kez daha gözüme girdi :D
Bu seri oldukça ilginç hale geliyor demedi demeyin a dostlar ;) Sıradaki Flavia Albia kitabı için ben oldukça heyecanlıyım! 

Gözüpek bilgi toplayıcımız yine iş başında…
Ufak bir klasik aile tatilinden sonra şehre dönen Flavia, müdavimi olduğu Hayalperest’de oldıkça tanıdık biriyle karşılaşır. Üstelik bu tanıdık peşinde Flavia için hem zor hem de dikkat çekici bir iş getirmiştir. Yıldızlı bir Haziran gecesi yeni evli bir çift cinayete kurban gitmiş üstelik evdeki pek kıymetli gümüşleri de cinayeti işlediği düşünülen soyguncular tarafından çalınmıştır. Konu araştırılsa da suçlayacak kimse bulunamayınca suç pek tabii kölelerinin üzerine kalacağından hepsi toplanıp Ceres tapınağına sığınmışlardır. Bu olay sonucunda acil bir sonuç beklenirken Flavia evinden bir süre uzaklaşarak bu karmaşık cinayeti çözmeye çalışacaktır. O parçaları bir araya getirmeye çalışırken ortada dönen işler ve yan karakterler ise apayrı bir olay.

Antik Roma’da kölelerin sayısı özgür vatandaşlardan çok daha fazlaydı. Romalıların en çok korktukları insanlar, ‘evdeki düşmanlar,’ çatılarının altındaki kölelerdi. Yeni evli bir çift kendi odalarında ölü bulunduğunda, evdeki köleler başlarına gelecekleri biliyorlardı. Sığınak olarak dokunulmazlığı olan Ceres Tapınağına kaçarlar. Her taraftan baskı altında kalan yetkililer çözüm arayışı içindedir. Lindsey Davis’in bu seferki gizeminde, tıpkı babası Didius Falco gibi özel bilgi toplayıcısı olan Albia’dan cinayeti çözmesi istenir.

“Davis Nisan Şenliği’nin devamında, güçlü bir kadın ana karakter ortaya koyuyor ve mekanı parlak bir biçimde tasvir ediyor: paranoyak bir hükümdarın çoğu zaman ölümcül güvensizliklere sebep olduğu, zehirli bir şehir.”
–Publishers Weekly

“Eğlenceli ve ustaca örülmüş. Albia, soyağacına akıllı ve çekici bir ek ve bir Davis romanında her zaman olduğu gibi anlatım o kadar keyifli ki, bıraktığı son izlenim iç ısıtıcı ve ferahlatıcı.”
–The Guardian

“Davis, geniş birikimini ve parlak üslubunu okurlarını antik Roma’nın içine çekmek için bir araya getirmiş. Şehrin insanları ve mekanları hem otantik hem de tanıdık…”
–Library Journal

Lindsey Davis, 1949 yılında Birmingham’da doğdu,Oxford Üniversitesi’nde (Lady Margaret Hall) İngiliz edebiyatı diplomasını aldıktan sonra memur oldu. 13 yıldan sonra memuriyetinden ayrılmış ve 1985’te düzenlenen Georgette Heyer Tarihi Roman Ödülü için roman yazmaya karar vermiş ve böylece yazarlık kariyerine adım atmıştır. Bilinen en ünlü kitapları antik Roma’da geçen Didius Falco’nun tarihsel suç romanlarıdır.