Sadık, Akıllı Bıdık!

sadik-akilli-bidikElime geçtiği andan itibaren evirip çevirip incelediğim ve gözümü alamadığım “Sadık, Akıllı Bıdık!” adlı bu harika kitap Finn-Ole Heinrich’in ilk çocuk kitabı olarak 2011 yılında “Frerk, du Zwerg!” adıyla yayımlandı, 2012 yılında ise en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan  Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü‘nü bileğinin hakkıyla kazandı. -Kitabın bu ödüle değer görülmesinin en önemli nedeni hiçbir didaktik öge içermeyip sonuna kadar eğlenceli olması diye de belirtmek isterim- İşte o gün bu gündür kitabın dilimize kazandırılmasını bekliyordum :) ve nihayet geçtiğimiz aylarda Türkçe olarak yayımlanan kitaba kavuştum.
Gerçekten de merakla beklediğim kadar varmış. Bir solukta okuyup sayfalarını defalarca açıp bakmama rağmen bir türlü masamdan kaldıramıyorum :)

Finn-Ole Heinrich’in özenle yazıp, Rán Flygenring’in o güzel resimlemeleriyle donattığı “Sadık, Akıllı Bıdık!” arkadaş çevresine oranla boyu birazcık kısa olduğu için dalga geçilip evde de kendi kararlarını pek fazla uygulayamayan  Sadık’ın bir gün ilginç bir yumurta bulduktan sonra başından geçenleri anlatıyor.

Çocukların küçük kararlarını cesaretlendirici ve özgüven aşılayıcı süper eğlenceli bir kitap! Bu kitabı çocuklar, çocuk edebiyatı meraklısı yetişkinler ve hatta çağdaş çocuk kitabı yazıyorum diye geçinip  okurların gözüne sokarak veya alttan alttan mutlaka bir mesaj verme kaygısından sıyrılamayan yazarlar da okumalı ve ilham almalı bence. Son olarak kitabın çevirisinin de çok iyi olduğnu eklemeden geçmek istemiyorum. Herkese keyifli okumalar!

Sadık, sınıfta en zayıf üçüncü ve en kısa ikinci çocuktur işte bu nedenle de sınıf arkadaşları ona ‘Sadık,  Akıllı Bıdık’ lakabını uygun görmüşlerdir. Oysa Sadık bu durumdan hiç de memnun değildir ona göre boyu hiç de kısa sayılmaz.
akından geçen başkalarının bilmediği -ve genelde annesinin karşı çıktığı- güzel sözcükler üreten Sadık’ın en çok istediği şey güçlü koacaman ve sert görünüşlü bir köpektir. Öyle ki çocuklar onunla alay ettiğinde köpeği bir havlamasıyla onları korkutup kaçıracaktır. Ve en önemlisi Sadık’la dost olacaktır.
Sadık’ın ona lakap takan okul arkadaşlarının dışında okulun zorbası Ayı Hamdi’yle de başı derttedir. Ama Sadık’ın gündelik dertleri burada bitmez… Eve geldiğinde, yediklerinden giydiklerine kadar karışan ve özellikle eğlenceli olan her şeye alerjisi olan migrenli bir anne ve Sadık’la bir türlü iletişim kuramayan, sabah günaydın gece yatarken ise iyi geceler demenin dışında  her hangi bir tepki vermeyen babası da onun sorun hanesinde boy göstermektedir.
Yine bir gün okulda kendinden büyük Ayı Hamdi’den zorbalığa maruz kalırken daha doğrusu okul bahçesindeki kumlara yüzü gömülmüşken burnuna bir şey değiverir kumu biraz kazınca da bunun çok komik bir yumurta olduğunu farkeder ve biraz oynamak umuduyla cebine atar. Eve getirip ne yapacağına karar veremediği bu enteresan yumurtanın geçirdiği garip değişimler ilerleyen günlerde Sadık’ı bekleyen eğlencenin habercisi gibidir adeta.

with g3 preset

“Sınıf arkadaşları Sadık’ı görür görmez “Sadık, akıllı bıdık” diye şarkı söylemeye başlardı, annesi Sadık’a babasının küçük bir kopyası olduğunu söyler, onu aynı babası gibi giydirirdi. Sadık gözlük takmadığı için mutluydu, yoksa tıpkı babası gibi olacaktı. Yine de bunları pek önemsemezdi, onun en çok istediği bir köpeği olmasıydı, bir de ürettiği yeni kelimeleri rahat rahat kullanabilmek. Ama kimse onu rahat bırakmıyordu. Üst sınıftan Ayı Hamdi bir gün ona sataşıp kafasını kuma soktuğunda Sadık burnunun ucunda bir yumurta buldu: Bundan böyle sınıftakiler ona ne derse desin asla umursamayacaktı çünkü artık onun bir sırrı vardı. Fakat bakalım yumurtanın içinden çıkanlarla nasıl baş edecekti?”

  • Sadık, Akıllı Bıdık!
    Özgün Adı: Frerk, du Zwerg!
    Yazan: Finn-Ole Heinrich
    Resimleyen: Rán Flygenring
    Çeviren: Saffet Günersel
    104 sayfa
    İthaki Yayınları

finn-ole_heinrichFinn-Ole Heinrich 1982’de doğdu ve Kuzey Denizi kıyısındaki Cuxhaven adlı şehirde okula gitti. Bugün en sevdiği insanların pek çoğuyla birlikte Hamburg’da yaşıyor. Finn film yapma eğitimi aldı ve mesleği hikâyeler uydurmak. Kitapları ve filmleriyle bu hikâyeleri insanlara gösterebilmek ve okuyabilmek için çok geziyor. Bu seyahatlerden birinde rastlantı eseri Rán’ı buldu (hazine avı gibi) ve buna her gün yeniden seviniyor. Finn’in beş kardeşi var ve gizli gizli özel bir nefes alma tekniğiyle tuttuğu futbol takımının kaderini değiştirebileceğine inanıyor. Uluslararası bir fotomodelin ayakkabıları kadar çok beresi ve kulağında tuhaf bir kıvrık vardır. Saatlerce yemek yapıp bir sürü insanla birlikte yemekten hoşlanır ve güneş açtığında kanoya binmeyi sever. Dişlerini fırçalarken diş macunu sosu ağzından diş fırçasına oradan da eline aktığında çok kızar. http://www.finnoleheinrich.de
ranflygenringRán Flygenring 1987’de Oslo’da, Norveç’te doğdu ve İzlanda’da büyüdü. Orada insanlar birbirlerine hep ilk adlarıyla seslenir. İzlanda’daki telefon rehberi bile adlara göre düzenlenmiştir, o yüzden burada hazır yeri gelmişken rán’ın r’nin üzerine basa basa Raun diye okunduğunu belirtmek gerek. Rán hayvanları sever ve çocukken bir sürü hayvanı vardı ki aralarında iki tane kaplumbağa vardı (böyle olmakla birlikte Rán bugüne kadar tek bir dilim arısokması pastası yememiştir). Rán dünyaya bir ay erken gelmiştir. O zamanlar ufacık vücutlarında çok fazla deri taşıyan köpekler gibi görünüyordu. Bugün Rán her zaman dakiktir ve vücut-deri orantısı da normalleşmiştir. Rán’ın ayakları 39, burnu 5 numaradır ve vücudunda 6 metal vida ve 30 cm uzunluğunda bir iz vardır. İki bacağı, iki kardeşi vardır ve 41 ülkeye gitmiştir. Neredeyse orada çizer, boyar ve tasarlar: Japonya’da, Almanya’da, Norveç’te, Zimbabwe’de ya da elbette İzlanda’da. Çocuklar ve yetişkinler için kitap ve dergi çizer, kartpostallar ve posterler hazırlar ya da koca koca duvarları boyar ya da interneti: http://www.ranflygenring.com

Kızıl Ağaç

kizil-agac Bir kitabım var nasıl anlatsam bilemiyorum, ne desem olmayacakmış gibi geliyor ya neyse bir yerden başlamak lazım. Shaun Tan kaleminden/fırçasından çıkma “Kızıl Ağaç” adlı bu kitap zaman zaman içine düştüğümüz karanlık ruh halini -ya da depresyonu diyelim- az kelime ve bol görsel betimleme ile çok güzel anlatmayı başarıyor.
Kitapta oldukça umutsuz bir durumda olan kızıl saçlı bir kız karşılıyor bizi. Kitap boyunca kızıl saçlı karakterimizin adını bilmiyoruz, sadece sayfalar ilerledikçe şekillenen duygu dünyasının içerisinde onunla beraber dolaşıp duruyoruz. Ve ilk başta odasında başladığımız bu derin yolculuk yine onun odasında son buluyor.  Ama onu bu sefer odasının içinde umutsuzluğu simgeleyen kara yapraklar yerine  olabildiğince canlılığı ve parlaklığıyla kızıl bir ağaç karşılıyor.

Yazarın daha önce Alma’yı kazandığını biliyordum ama bunun dışında başka ödülleri de varmış. Kesinlikle çocuklardan çok büyükler için olduğunu düşündüğüm güzelliğine laf edilemeyecek bir kitap. Özellikle görsel doyuruculuğu fazlaca seven okurların çok hoşuna gideceğini düşünüyorum. Ben de umutsuzluğa kapıldığımda sırf o son sayfadaki kızıl ağacı görmek için elimin altında tutacağım. Okuyanlar dikkat etti mi bilmiyorum ama kitap genelinde siyah renkli olan yazı  kızıl ağacın göründüğü son sayfada açık bir renk oluyor, bence bu ayrıntı bile güzeldi.

Tam Da Hayal Ettiğin Gibi…
Shaun Tan 1974 doğumlu Avustralyalı yazar ve çizer. 2011 yılında İsveç’in ünlü çocuk kitapları yazarı Astrid Lindgren anısına her yıl verilen ve çocuk edebiyatı alanında en büyük ödül olarak kabul edilen “Alma-priset”‘ı kazandı. Ayrıca 2010 ve 2011’de, daha önce pek çok kez aday gösterildiği, Hugo Ödülü’nü kazandı.

Kendi çizim ve yazılarından oluşan yaklaşık 20 çocuk kitabı bulunan Shaun Tan’ın kendi animasyon kitabından “The Lost Thing” adıyla sinemaya uyarlanan filmi, 2011 yılında en iyi kısa animasyon Oscar’ı kazandı.

Gördüğüm en iyi resimli kitap. Shaun Tan bir başyapıt yarattı.
John Marsdenkizil-agac-shaun-tan

  • Kızıl Ağaç
    Özgün Adı: The Red Tree
    Yazan ve Resimleyen: Shaun Tan
    Çeviren: Seda Ersavcı
    32 sayfa
    İthaki Yayınları

Odd ve Ayaz Devleri

odd-ve-ayaz-devleri-1Sıkıcılıktan olabildiğince uzak kalemiyle harika kitaplara imza atan Neil Gaiman’ın  “Odd ve Ayaz Devleri” adlı kitabı büyük bir beklentiyle başlayıp bir oturuşta okuduğum, kuzeyde geçen keyifli bir kısa roman.
Çok sevilen kitaplarıyla pek çok kişinin beğenisini kazanan Neil Gaiman, diğer kitaplarına göre az biraz daha farklı kalan ve İngiltere’de düzenlenen Dünya Kitap Günü için yazdığı bu kitabında biraz daha genç okurlara yönelik bir tarza yoğunlaştığı belli oluyor.
Yazar, Kuzeyde yaşayan Odd adlı talihsiz bir çocuğun ormanda karşılaştığı üç hayvanı evleri Asgard’a kavuşturmak ve kasabasına çöken uzun kışa son vermek için atıldığı macera üzerinden anlattığı hikaye ile  özellikle Nors mitolojisi meraklılarının çok seveceği keyifli bir diyara sürüklüyor. Sayfalar arasında karşılaştığımız güzel illüstrasyonlar da cabası.
Benim beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını söylemeliyim. Kitap bitince yüzünüzdeki gülümsemeyle keşke daha fazla olsa da okusak diyebileceğiniz bir kitap. Üstelik genç okurları Neil Gaiman ile tanıştırmak için çok doğru bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Neil Gaiman ne yazsa okunur diyenlerin de kaçırmamasını tavsiye ederim!

Her anlamda gerçekten bahtsız olan Odd, 12 yaşında bir erkek çocuğudur. Babası öldükten sonra bir talihsizlik sonucu bacağı sakat kalmasına rağmen köylülerin sinirine dokunan yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeyen Odd’un kasabasına o yıl gelen kış bir türlü bitmek bilmez. Odd, kara kışın çekip gitmeye niyetli görünmediği o soğuk Mart ayı sonunda babasının ormandaki odun kesim kulübesinin yolunu tutar. Geceyi kulübede geçirdikten sonra ertesi gün karşılaşıp yardım ettiği üç hayvan -tilki,kartal ve ayı- aslında onun hiç tahmin etmediği bir maceranın başlangıç sinyalleridir.

“2009 yılında Mezarlık Kitabı’yla Newbery Medal alan Neil Gaiman’dan zekice kurgulanmış eğlenceli bir roman…”

Konusunu geleneksel Nors mitolojisinden alan Odd ve Ayaz Devleri, okuru devlerin ve Tanrıların ülkesinde vahşi ve büyülü bir yolculuğa çıkarıyor.
Vikingler döneminde, Norveç’te bir kasabada Odd isimli bir çocuk yaşar. Odd hep çok şanssız bir çocuk olmuştur. Küçük yaşta babasını kaybeder, ağaç keserken bir ayağını sakatlar… Üstelik bir türlü bitmeyen kış Odd’un kasabasında yaşayan herkesin aksileşmesine neden olur.
Odd kasabadan ormana gittiği bir gün ayı, tilki ve kartalla karşılaşır. Bu üç sıradışı hayvanın Odd’a anlatacakları bir hikâyeleri vardır.
Odd, bu üç hayvanla karşılaştıktan sonra kendini hayal edebileceğinden çok daha tuhaf bir maceranın içinde bulur: Şimdi Odd, Tanrılar şehri Asgard’ı Ayaz Devleri’nden ve kendi kasabasını bitmek bilmeyen kıştan kurtarmak zorunda…odd-ve-ayaz-devleri-2

  • Odd ve Ayaz Devleri
    Özgün Adı: Odd and the Frost Giants
    Yazar: Neil Gaiman
    İllüstrasyonlar: Brett Helquist
    Çeviri: Emine Ayhan
    104 sayfa
    İthaki Yayınları

Yarış Domuzu Uzunburun Rudi

yaris-domuzu-uzun-burun-rudi“Biliyor musunuz bizim evde bir domuz var, ama küçük kız kardeşimden söz ettiğimi sanmayın sakın.” diyerek olanca sevimliliğiyle başlıyor bu güzel ve uzun hikâye.
Hikâyeyi bize anlatan ise birazdan karşılaşacağımız ailenin üç çocuğundan en büyüğü.
Ailece şehir dışına gezmeye gittiklerinde tesadüfen rastlayıp katıldıkları çekiliş onucu evin en küçük bireyi olan Zupi, şansına bir domuz kazanır. Küçük sevimli bir domuz kazandığı için çok sevinen Zupi ve kardeşlerinin aksine, evcil hayvanlardan pek de hazzetmeyen babası bu duruma hiç ama hiç memnun olmamıştır. Esasen işsiz bie Ejiptolog olan babası, domuzların yerinin apartman daireleri değil çiftlikteki evler olduğu konusunda diretse de Zupi’in yoğun ısrarların üzerine domuz kısa bir süreliğine ailenin yaşadığı bahçe katındaki apartman dairesine yerleşir. Hem artık bir de adı vardır: “Uzun Burun Rudi”.
Rudi’nin eve gelmesiyle olaylar tam da babasının tahmin ettiği gibi gelişir. Çok geçmeden evin altı üstüne gelmiştir. Böylece Uzunburun Rudi, evin babasından zorla koparılan üç günlük iznin sonuna gelirken hiç beklenmedk bir şekilde büyük bir kahramanlığa imza atar. Bu kahramanlık sayesinde hem ilk defa adını gazetelerde duyurur hem de uzun süre evde kalmayı garantilemiş olur. Üstelik başta onu evde istemeyen evin babası, Rudi için bahçede harika bir çiftlik evine benzeyen küçük bir kulübe yapmaya bile başlar.
Bundan sonra olayların güllük gülistanlık gideceğini düşünüyorsanız yanılırsınız. Ailenin tam işleri yoluna koyduk derken karşılarına hep bir sorun çıkıp bir arada kalmak için sarfettikleri çaba cidden takdire değer.
Çocukların, Rudi uğruna giriştikleri heyecanlı macera, babanın işsiz olduğu için yaşadığı sıkıntılarla birleşince araya çok değişik duygular giriyor. Çok sevilen resimli çocuk kitaplarından aşina olduğumuz Axel Scheffler ise eğlenceli ve siyah beyaz resimlemeleriyle kitaba bambaşka bir hava katmayı başarmış. Hiç duraksamayan bir tempoyla ilerleyen bu sürükleyici kitabı ben çok sevdim! İlk kez karşılaştığım Uwe Timm’in yazım dili çok hoşuma gitti, hele kitabın sonunda kendisinin yazdığı bir sonsöz var ki nasıl anlatsam bilemiyorum, okuyup görmeniz lazım. Yazar aynı zmanda bu sonsöz kısmında kitabın nasıl doğduğuna da “Bu kitap aynı zamanda çocuklarımın bir hayvanları olmayışına ikameydi” diyerek açıklayıcı bir biçimde değinmiş. Ben okuyun derim!

7 yaşındaki Zupi, itfaiye yararına yapılan çekilişten sevimli bir domuz kazanır. Çocuklar ne kadar sevinse de, babaları bu beklenmedik misafirden pek hoşlanmaz.
Bir apartman dairesinde yaşıyan Zupi ve ailesi, Rudi adını verdikleri bu sevimli domuza nasıl bakacaklarını düşünürken, hayatları çok eğlenceli bir hâle bürünecektir. Mısır yazısı uzmanı İşsiz bir baba, sinirli evsahibi Bay Buzelmayer, domuz yarışları birincisi olan Rudi’nİn büyük aşkı Gulinborsti…
Yazarı Uwe Timm’e Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü getiren bu şenlikli ve ilginç romanın kahramanı sizi de etkisi altına alacak…uzun-burun-rudi

  • Yarış Domuzu Uzunburun Rudi
    Özgün Adı: Rennschwein Rudi Rüssel
    Yazar: Uwe Timm
    Resimleyen: Axel Scheffler
    Çevirmen: İlknur İgan
    9+ yaş, 160 sayfa
    İthaki Yayınları

Yazar’ın bir diğer çocuk kitabı: “Korsan Karatavuk”