Karganın Eskici Dükkanı

karganin-eskici-dukkani Çocuk kitaplarında adına sıkça rastladığım Koray Avcı Çakman’ın kaleminden tutumlu olma üzerine sevimli bir öykü anlatan “Karganın Eskici Dükkanı” Kırmızı Kedi’den çıkan değerler eğitimi serisi’nden bir kitapmış.
Renkleri ve çizimleriyle ilgimi çekip sade ve güzel metniyle de beğenimi kazanan bu kitabı oğlumla beraber okuyup bir süre konusu hakkında konuşmak gayet keyifliydi. Kullanmadığımız eşyaları atmanın temizlik yapmak anlamına gelmediğini, eğer bir eşya yeniden değerlendirilirse gerçekten işe yarayabileceğini, tüketmenin değil de yeni kullanım şekilleri üretmenin daha iyi olduğunu vurgulayan kitap okul öncesi çocuklara hitap ediyor.

Uzun ve tatlı bir kış uykusundan uyanan kahverengi ayıcık evini derleyip toplamak için bahar temizliğine girişir ama öyle bir temizlik yapar ki eline ne geçerse atar. Tıpkı evindeki eşyaları tuttuğu gibi çöpe taşıyan tavşan, kurt ve köstebek gibi… Ee onları gören karga da bir anlam veremez bu duruma. Arkadaşlarının attığı eşyaları bi güzel toplayıp öyle bir şey yapar ki eski eşyalarını gören ayıcık, tavşan, kurt ve köstebek epeyce şaşırırlar sonuca.

karganin.eskici.dukkani (2)karganin-eskici-dukkani-kitap

“İlkbahar geldiğinde ormandaki bütün hayvanlar bahar temizliğine başlamış. Evlerindeki eski koltukları, kırık vazoları, sökük çorapları götürüp çöpe atmışlar. Onların bu halini gören karga, neden eşyalarını çöpe attıklarını anlayamamış ve arkadaşlarına bir sürpriz hazırlamış.”
Küçük okurlarımızın yakından tanıdığı Koray Avcı Çakman, Değerler Eğitimi Serisi’nin dördüncü kitabında tutumlu olmayı çok eğlenceli bir öyküyle anlatıyor.
Mehmet Akif Kaynar’ın neşeli çizimleriyle…

  • Karganın Eskici Dükkanı
    Yazar: Koray Avcı Çakman
    Sayfa Sayısı: 32
    Seri: Değerler Eğitimi Serisi – 4
    Yayınevi: Kırmızı Kedi

koray-avci-cakmanGazi Üniversitesi İ.İ.B.F. mezunu olan ve 2006 yılından beri serbest yazar olarak çalışan Koray Avcı Çakman’ın çocuklara yönelik 170 öykü ve masal kitabı çeşitli yayınevleri tarafından yayımlanmıştır. Yazar ayrıca çeşitli dönemlerde TRT’ye çocuk öyküleri ve senaryolar yazmıştır. Drama liderliği programını tamamladıktan sonra, ilkokul 3. sınıf çocuklarına yönelik toplam 18 saatlik yaratıcı drama uygulaması da içeren “La Fontaine Fabllarının Yaratıcı Drama Yöntemiyle İşlenmesi” teziyle M.E.B. onaylı “Drama Liderliği Belgesi” almış olan yazar, çocuklarla çeşitli etkinlik ve atölyelerde drama liderliği yapmaktadır. 2006 yılı Ömer Seyfettin Öykü Yarışması’nda mansiyon, II. Behiç Erkin Öykü Yarışması’nda üçüncülük ödülü, “Arkadaşım Flamingo” temalı çocuk öyküleri yarışmasında ve II. Kelendiris Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülleri kazanmıştır. 2011 yılında “Almarpa’nın Gizemi” ile Tudem Edebiyat Ödülleri’nde çocuk romanı dalında birinci olmuştur. Yazar, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği, PEN Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme Derneği, Çağdaş Drama Derneği üyesi ve Çocuk Müzeleri Derneği yönetim kurulu üyesidir.
https://twitter.com/korayavcicakman

Kiraz Hanım’ın Mutfağı

kiraz-hanimin-mutfagiSylvia Plath’ı günlükleriyle andıktan sonra üstüne bir de dilimize çevrilen tek çocuk kitabını okumamak olmazdı. Üstelik bugün Sylvia Plath’ın doğum günü. Ben de biraz hüzünden sıyrılıp gökyüzünde süzülen neşeli bir balonun ardına takılmak için çok sevdiğim bu güzel yazarın doğum gününü “Kiraz Hanım’ın Mutfağı” adlı güzel kitabıyla kutlamak istedim.

Bu kitapta Yatak Kitabı, Hiç Önemi Yok Elbisesi ve Kiraz Hanım’ın Mutfağı adlı üç güzel öykü bulunuyor.
ilk karşımıza çıkan “Yatak Kitabı” çocuklara muhteşem hayal dünyalarının kapılarını sonuna kadar açtıracak eğlenceli bir şiir. Plath, yataklara çocuklarınki gibi muzip bir bakış açısıyla yaklaşarak çeşitli ilginçlikte yatakları çocukların beğenisine sunuyor. Hatta yazarın saydığı yatak çeşitleri yetmezse kafanıza göre yeni çeşitler uydurmak da serbest :)
“Hiç Önemi Yok Elbisesi” adlı hikayede de bir evdeki yedi kardeşten en küçüğü olan Max’ın tüm yıl boyunca her yerde
kolaylıkla giyebileceği hardal renkli harika elbisesine kavuşması anlatılıyor. Düşünsenize kayak yaparken, tilki avındayken ve okula giderken şıklıktan ödün vermeden rahatça giyilebilecek tek bir elbise! kulağa ne kadar da hoş geliyor :)
“Kiraz Hanım’ın Mutfağı“nda ise Kiraz Hanım’ın neşeli mutfağında yaşanan bir günlük bir karmaşaya şahit oluyoruz. Her zamanki gibi başlayan güzel bir mutfak gününde dondurma yapmak isteyen kahve makinesi, waffle yapmak isteyen ütü ve mutfağın diğer sakinleri maharetlerini göstermek adına görev değişikliği günü ilan eder ve olanlar olur…

Her güzel çocuk kitabı gibi sadece çocuklar için değil çocuk kitaplarını seven yetişkinler için de şahane öyküler anlatan bu kitap bir harika!
Kitabın güzelim resimlemeleri ise çocuk kitaplarında çizimlerini görmeyi en çok sevdiğim çizerlerden biri olan David Roberts imzası taşıyor. Sevdiğim bir yazar ve sevdiğim bir çizer, ne müthiş bir ikili! bir de yanına çevirinin güzelliğini ekleyin, daha ne olsun :)

“Kiraz Bey’in gömlekleri Çamaşır Makinesi’nden çıkıp uçarak Fırın’ın içine girdiler. Pişmemiş pelteye benzeyen erikli pastalar Fırın’dan sıvışıp Buzdolabı’na gittiler. Kahve Makinesi soğuk dondurmayı yuttu. Sonunda her şey yerine yerleşti. Kiraz Hanım geri dönünce nasıl da şaşıracaktı!”

  • Kiraz Hanım’ın Mutfağıkiraz.hanimin.mutfagi
    Öykülerin Özgün Adı: The Bed Book, The It-Doesn’t-Matter Suit, Mrs Cherry’s Kitchen
    Yazar: Sylvia Plath
    Resimleyen: David Roberts
    Çeviren: İlknur Özdemir
    Sayfa Sayısı: 88
    Yayınevi: Kırmızı Kedi Kitap

the_real_sylvia_plathSylvia Plath, 27 Ekim 1932’de Massachusetts’de, Alman bir baba ve Amerikalı bir anneden dünyaya geldi. Babası Otto Emile Plath, Almanya’dan Boston Üniversitesi’ne gelmiş bir Alman zooloji profesörüydü. Sylvia henüz 8 yaşındayken babası Otto rahatsızlanarak öldü. Hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla yaşamak zorunda olan Sylvia için bu olay bir dönüm noktası oldu. İlk şiiri 1940 yılında, 8 yaşındayken yayımlandı.

Plath, kazandığı Fulbright bursuyla Cambridge Üniversitesi’ne gitti. Şiirleri öğrenci gazetesi olan Varsity’de yayınlanıyordu. Okulda eğitimine devam ederken geçirdiği ağır depresyon neticesinde intihara teşebbüs etti.

1956 yılında okulda daha sonra eşi olacak olan İngiliz şair Ted Hughes ile tanıştı. Evlendikten sonra eşi ile birlikte Boston’da yaşamaya başladı. Sylvia hamile kaldıktan kısa bir süre sonra eşi ile Londra’ya yerleşti.

1963 yılında “Victoria Lucas” takma adıyla tek romanı olan “Sırça Fanus”u (The Bell Jar) yayımladı. Roman ancak ölümünden sonra gerçek adıyla yayımlandı. Üniversitede yaşadığı bunalımlı günlerini yarı otobiyografik bir dille anlattığı romanında hayatındaki kişileri ve olayları detaylı olarak anlattı. Plath’ın annesi kitabın Amerika Birleşik Devletleri’nde yasaklanması için girişimde bulunsa da başarılı olamadı.

1962 yılında ilk çocuklarının doğumundan kısa bir süre sonra çiftin arası ihanet yüzünden açıldı. Yaşadıkları ve depresif kişiliği yüzünden girdiği depresyon sonucunda 11 Şubat 1963’de evinde çocuklarına süt ve kurabiye hazırladıktan sonra kendini evinin mutfağına kilitleyerek intihar etti. İntiharı yüzünden eşi Ted Hughes eleştirilere maruz kaldı.

Türkçe’ye Çevrilen Eserleri: “Günlükler” “Ariel ve Seçme Şiirler” “Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı” “Sırça Fanus” “Üç Kadın”

Günlükler

sylvia-plath-gunlukler“Günlükler” Sylvia Plath’ın eserlerini okurken daha derinlikli düşünüp, geniş bir çerçevede ele almayı sağlayacak muhteşem bir edebiyat olayı!

Sylvia Plath’ın hayat hikayesi -ve fotoğraflarındaki gülen yüzü- benim içimi hep koyu renkli büyük bir bulutla kaplar. Ted Hughes ile büyük bir aşkla başlayıp ihanet ve hayal kırıklığıyla sonlanan evliliği ve sonrasında zaten zayıf ve dengesiz olan iç dünyasının aldığı yaralarla iyice karanlığa gömülmesi.. derken bir gün uyuyan çocuklarının baş ucuna kurabiye ve süt bırakarak yaşamına son vermesi…

Sylvia Plath’ın yaşamında beni çeken bir şey var ama tam olarak nedir bilemiyorum. Şimdiye kadar hakkında pek çok şey okuyup yine de merakımı dindiremediğim Sylvia Plath hakkında bir kitap keşfettim ve ne kadar sevindim anlatamam. “Günlükler” adlı bu kitap Plath’ın 1950 yılından itibaren tuttuğu günlüklerinden oluşuyor. Kitapta öyle içten ve öyle derin cümleler var ki her sayfada böyle bir günlük okuyabildiğimiz için ne kadar şanslı olduğumuzu tekrar tekrar hissetmek mümkün. Plath’ın durgun sularında ilerlerken ortaya çıkıveren bir dalga misali insanı birden alabora eden cümlelerle sıklıkla karşılaşmak da benim için epey değişik bir okuma deneyimi oldu.
Sylvia Plath’ın yaşama bakış açısını kavrayıp neleri nasıl yorumladığını çok daha iyi anlamamızı sağlayacak pek çok önemli noktayı barındıran bu doyurucu kitabı ben çok çok sevdim! Sylvia Plath hayranlarının kaçırmaması gereken önemli bir yapıt.

sylvia-plath“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”
-Sylvia Plath-

“Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini, tonlarını ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum. Ve korkunç derecede sınırlıyım… Uğrunda yaşayacağım çok şey var, yine de anlaşılması mümkün olmayacak kadar hasta ve üzgünüm.”

Sadece otuz yıl yaşadı Sylvia Plath ve bu otuz yıla fırtınalı bir hayat ve unutulmaz eserler sığdırdı. 1963 yılında hayatına kendi eliyle son vermesinden sonra eşi Ted Hughes’un büyük kısmını sansürleyerek ilk kez yayımlattığı Günlükler, yıllar sonra özgün haliyle yayımlanmıştı. Elinizdeki kitap da bu ikinci versiyonun tamamına yakın kısmını içeriyor. Plath’ın hayatının son on iki yılını kapsayan günlükleri onun özelindeki ve edebi alandaki mücadelelerini veriyor ve okura onu tanımak için geniş pencereler açıyor. Günlükler, bu özgün yazarı tanımak ve yapıtlarını daha iyi anlamak isteyenler için eşsiz bir başvuru kaynağı, hayranları için vazgeçilmez bir başucu kitabı.

  • Günlükler
    Orjinal isim: The Journals of Sylvia Plath
    Yazar: Sylvia Plath
    Çevirmen: Merve Sevtap Ilgın
    Sayfa Sayısı: 540
    Yayınevi: Kırmızı Kedi Kitap
Sylvia Movie - Gwyneth Paltrow

Sylvia – Gwyneth Paltrow

Sylvia Plath’ın evliliği hakkında Gwyneth Paltrow ve Daniel Craig’in başrolünde olduğu 2003 yapımı bir film var. Kitaplarını okuduktan sonra bir de bu filmi izleyin derim.

woody-allen-annie-hall

Woody Allen “Annie Hall” filminde…

the-unabridged-journals-of-sylvia-plath-on-the-gilmore-girls-season-1-episode-12

Gilmore Girls dizisinde Rory, Sylvia Plath’ın günlüğünü okurken…

Ağacın En Tepesinde

agacin-en-tepesinde Margaret Atwood’un hem yazıp hem resimlediği “Ağacın En Tepesinde” güzel bir ağacın en tepesindeki iki çocuğu anlatan çok hoş ve çok güzel bir kitap. Gerek konusu gerek resimlemeleriyle tam da okul öncesi çocukların seveceği türden diyebiliriz.
Margaret Atwood’un çocuk kitapları yazdığını bilmiyordum, bu kitapla karşılaşmak bir bakıma sürpriz oldu benim için. Üstelik ilk kez 1978 yılında yayımlanan bu kitabın hikayesi ise bir hayli ilginç. Atwood kitabın basıldığı o yıllarda masrafları azaltmak için kitap resimlemelerini sadece iki renk -mavi ve kırmızı bir de bu iki rengin karışımı olan kahverengi- olacak şekilde hazırlayıp tüm yazılarını da elde yazmış. Anlayacağınız epey emek vermiş bu nedenle de yazarın en sevdiği kitaplardan biri olsa gerek. Resimlemelerinin iki renkli olması bence kitaba çok farklı bir hava katmış , ben kitabın bu halini çok sevdim!

Güneşte, yağmurda, ilkbaharda ve sonbaharda çok sevdikleri ağaçlarının en tepesinde eğlenmeyi seven ikili hallerinden epeyce memnundur. Fakat bir gün, ağaca çıkmalarını ve inmelerini sağlayan merdivenin yerinde olmadığını gördüklerinde ise eski neşelerinden eser kalmaz. Ağacın tepesinde ne yapacaklarını kara kara düşünen iki çocuğun artık ağaçtan inebileceği bir merdivenleri yoktur…

Ünlü yazar Margaret Atwood bu kitabı hem yazdı, hem resimledi, hem de kitabın içindeki yazıları tek tek eliyle hazırladı. Dolayısıyla başka kitaplara benzemeyen, harika bir kitap oldu, Ağacın En Tepesinde.
Bir ağacın tepesinde yaşayan iki çocuğun öyküsüdür bu. Öyle çok severler ki ağaçlarını, dallarına tutunup sallanırlar, yazın güneşlenirler orada, sonbahar yağmurunda şemsiyelerini açarlar. Yemeklerini orada yer, orada uyurlar. Ama ya bir gün biri gelip ağaca tırmandıkları merdivenlerini çekip alırsa neler olur dersiniz?agacin-en-tepesinde-atwood

  • Ağacın En Tepesinde
    Özgün adı: Up in the Tree
    Yazan ve Resimleyen: Margaret Atwood
    Çeviri: İlknur Özdemir
    36 sayfa
    Kırmızı Kedi Yayınevi

margaret-adwoodMargaret Eleanor Atwood 18 Kasım 1939 doğumlu Kanadalı yazar, şair, eleştirmen, denemeci ve feministtir. Yakın tarihin en saygı duyulan kurmaca yazarları arasında gösterilir. Arthur C. Clarke ve Prince of Asturias Edebiyat ödüllerini kazanmıştır. Aynı zamanda beş kez Booker Odulleri listesinde yer almis, birini kazanmış ve yedi kez The Governor General’in finalisti olmuş ve iki kez kazanmıştır. Daha çok roman yazarı olarak tanınmıştır. Aynı zamanda günümüze kadar 15 tane şiir kitabı yayınlanmıştır ve bu alanda da ödül sahibidir. Şiirlerini gençken ilgi duyduğu efsane ve peri masallarından esinlenerek yazmıştır. Atwood aynı zamanda Tamarack Review, Harper’s, CBC Anthology, Ms. Saturday Night, Playboy ve bunun gibi birçok dergide hikâyeler yazmıştır. Atwood, Kör Suikastçi (The Blind Assassin) adlı romanıyla 2000 Booker Ödülü’nü kazandı.

Mario Usta’nın Yaramaz Kuklaları

mario-ustanin-yaramaz-kuklalariBir zamanlar beş parasız ve fakir bir halde eski bir karavanda yaşayan kuklacı Mario, ‘bir prens ve zavallı köylü kızı’ hakkında uydurduğu yeni bir oyunla birden bire üne kavuşur. Bu oyun sayesinde kuklalarını seyircisiz salonlara oynattığı günler artık geride kalmıştır. Seyirciler bu oyun için kuyruklara girip salonu doldururken şöhreti dört bir yana hızla yayılan kuklacı kuklalarına başka bir oyun oynatmaz olmuştur.
Bir gün nasıl olduysa Mario, gösteriden sonra kuklalarını yerine asmadan aceleyle çıkıp gider. İşte o andan sonra da kuklalar hep aynı oyunda aynı rolleri yapmaktan ne kadar rahatsız olduklarını dile getirip, buldukları bir makasla iplerinden kurtulmaya başlarlar. Özgürlüklerine kavuşan bütün kuklalar yıllardır oynamaktan bıktıkları karakterlerin tam tersi olmuşlardır. Sadece oyunda ‘Kral Birşeyyapmaz’ı oynayan kukla diğerleriyle aynı görüşte değildir.  Tabii bu durumu öğrnen Mario Usta hem kızmış hem de çokça üzülmüştür. Acaba bunca yıllık dostluğun ardından kuklalar Mario Usta’yı kolay kolay terkedebilecekler mi dersiniz…

Rafik Schami’nin yazdığı “Mario Usta’nın Yaramaz Kuklaları” A.M. Eisen’in çok farklı bir dokuya sahip renkli resimlemeleri ile hayat bulan tatlı mı tatlı bir kitap.
Yazarın satır aralarında çıtlattığı benlik, arkadaşlık ve özgürlük kavramlarını sunuş şeklini beğendim. Ayrıca ‘Kim Takar Salaltalık Kralı’ kitabına yaptığı gönderme de pek hoştu doğrusu. Ben çok sevdim :)
Bir de küçük bir not olarak bu kitabın Adımlar/Schirette Projesi kitaplarından biri olduğunu da eklemeliyim. Herkese iyi okumalar!

Bütün seyirciler Mario Usta’nın kukla şovunu izlemeye bayılıyorlardı. Ne var ki bu ilginç kuklalara sürekli aynı oyunu oynamak sıkıcı gelmeye başlamıştı. Çünkü onlar kendi seçtikleri rolleri oynamak istiyorlardı!
Peki Mario Usta buna ne diyecekti?
Ya seyirciler?
Ama daha önemlisi, kuklalar planlarını nasıl gerçekleştireceklerdi?mario_usta_1

  • Mario Usta’nın Yaramaz Kuklaları
    Özgün Adı: Meister Marios Geschichte / Wie die Marionetten aus der Reihe tanzten
    Yazar: Rafik Schami
    Resimleyen: A.M. Eisen
    Çeviri: Emrah Cilasun
    9+ yaş, 92 sayfa
    Kırmızı Kedi

Rafik Schami’nin Türkçe’ye çevrilen bir diğer çocuk kitabı: “Widu’nun Kalbi”

Rafik Schami 1946’da Şam’da dünyaya geldi ve 1971’den bu yana Almanya’da yaşıyor. 1979’da Rafik Schami Kimya dalında doktora ünvanı aldı. 2002 yılından beri Bavyera Güzel Sanatlar Akademisi üyesi. Eserleri 24 dile çevrildi ve en son olarak Demokrasi İçin Unutmaya Karşı Ödülü (2011) ve Harbour Front Edebiyat Festivali çerçevesinde Hamburg Tüddelband (2013) olmak üzere sayısız ödüle değer görüldü. Hanser yayınevinin çocuk kitapları serisi kapsamında “Das Herz der Puppe” (Kuklanın Kalb) (2012) ve “Meister Marios Gechichte” (Mario Usta’nın Yaramaz Kuklaları) (2013), yine aynı yayınevinin yetişkinler programından “Die dunkle Seite der Liebe” (Aşkın Karanlık Tarafı) (Roman, 2004), “Das Geheimnis des Kalligraphen” (Hattatın Sırrı) (Roman, 2008) ve “Die Frau, die ihren Mann auf dem Flohmarkt verkaufte” (Kocasını Bit Pazarında Satan Kadın) (2011) adlı kitapları yayımlandı.