Kleopatra’nın Gölgeleri

Mısır’ın son derece ilgi çeken kraliçesi Kleopatra’nın hikâyesini az çok herkes biliyordur. Peki ya Berenike ve Arsinoe adındaki kız kardeşlerinin hikayesini? İşte bu iki kızın hikâyesi Emily Holleman’ın ilk kitabı “Kleopatra’nın Gölgeleri”nde beliriyor.

Kleopatra hakkında pekçok şey biliyorum fakat daha önce Arsinoe ve Berenike hakkında çok kapsamlı bir bilgim yoktu.  Bu kitabı okumadan önce de oldukça merak içindeydim ve sonuçta kitap beklediğimden de iyi çıktı!
Bir Antik Mısır hayranı olan Emily Holleman’ın büyük bir ilhamla kaleme aldığı “Kleopatra’nın Gölgeleri”nde Kleopatra değil de yaptıkları ve düşündükleriyle tamamen farklı karakterlere sahip -biri büyük diğeri küçük- iki kız kardeşi ön plana çıkıyor.
Hikaye, Berenike ve Arsinoe’nin bakış açısıyla bölümler halinde anlatılıyor ve Kleopatra, kısaca karşımıza çıkıyor.  İktidar ve hayatta kalma mücadelesi birleşip güçlü ve cesur kız kardeşlerin hikâyeleri capcanlı bir çevrede birbiriyle harmanlanıyor.
Alışılageldik Kleoptra hikayesi anlatan kitaplardan çok farklıydı. Antik mısır seven bir okur olarak bu güzel kitabı okumaktan başka seçeneğim yoktu ;) ve çok sevdim! Fall od Egypt serisine ait olan “Kleopatra’nın Gölgeleri” Fall od Egypt serisinin ilk kitabıymış “The Drowning King” adlı ikinci kitap henüz dilimize çevrilmemiş, bekleyeceğiz artık n’apalım ;)

Unutulmuş Kız Kardeşlerinin Gözünden Kleopatra Destanının Bilinmeyen Başlangıcı.
İskender’in soyundan gelen Kral Ptolemaios’un parlak zekâlı kızı Arsinoe, bir gün kan ağlayan heykeller gördüğü uğursuz bir rüyadan uyanıp kendini çok daha kötü bir gerçekliğin içinde bulur. Korkunç bir darbe olmuştur ve hem çok sevdiği ablası Kleopatra hem de kayıtsız babası tarafından terk edilmiş bir halde sarayda yapayalnız kalmıştır. Arsinoe’nin üvey ablası Berenike tahtı ele geçirmiş ve kana susamış bir kraliyette hüküm sürmeye başlamıştır.

Arsinoe’nin bu tuhaf yeni dünyada tutunma çabası, onu saraydan çıkarıp savaştan harap olmuş İskenderiye sokaklarına götürür. Bu esnada Kraliçe Berenike, ölümün eşiğindeki zalim annesi, iki kocası ve babasının sürgünden dönme tehlikesiyle mücadele etmektedir. Babaları Ptolemaios ve Kleopatra, Roma ordusuyla şehrin kapılarına dayandığında Arsinoe bir seçim yapmak zorundadır, Berenike ise tahtını korumak için büyük bir savaşla karşı karşıya kalır.

Emily Holleman’ın cesur ve büyüleyici romanı Kleopatra’nın Gölgeleri, ihanetlerle dolu bir Mısır hanedanını ve antik dünyayı nefes kesici bir şekilde tasvir ediyor.

“Holleman tehlikelerle dolu antik bir dünyayı tüm ayrıntılarıyla yeniden canlandırıp sıradışı bir soydan gelen kadınların hayatlarına ve onların iktidar yolunda giriştikleri gözü pek ve aleni mücadelelere ışık tutuyor.” -Kara Cooney, Yazar.

  • Kleopatra’nın Gölgeleri
    Özgün Adı: Cleopatra’s Shadows
    Yazar: Emily Holleman
    Çevirmen: Peren Demirel
    Sayfa Sayısı: 320
    Yayınevi: MAYA KİTAP

Yale Üniversitesi mezunu Emily Holleman uzun yıllar çevrimiçi sanat ve kültür dergisi Salon‘da editörlük yaptıktan sonra buradaki işini Arsinoe’nin Mısır tahtına giden yolculuğunun izini sürmek üzere bırakmıştır. Şu anda Brooklyn’de yaşayan yazar son üç senesini Ptolemaios hanedanı hakkında okuma ve yazmaya vermiştir. Arsinoe gibi küçük kız kardeştir. Kleopatra’nın Gölgeleri ilk romanıdır http://emilyholleman.com/
https://www.goodreads.com/author/show/13451733.Emily_Holleman

Reklamlar

Aylak Zevkler Kitabı

Dan Kieran ile birlikte yazdığı Aylak Zevkler Kitabı’nda “Bu kitabın amacı, hayattaki en güzel şeylerin bedava olduğunu kanıtlamak.” diye başlıyor söze Tom Hodgkinson. Bu ve buunu takip eden cümleleri bana Sokrates’in pazar yerine hiçbir şey almadan hayatta sadece ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu görmek için gidişini anımsattı. Tom Hodgkinson -ve Dan Kieran- adını daha önce duymamıştım, meğer İngiltere’nin uzman aylaklarından sayılırlarmış :) Ve aylaklık üzerine harika bir kitap yazmışlar.

Uzman aylaklardan basit ve keyifli tavsiyelerle dolu bu kitabı açıkçası bir kez okuyacağım çerez bir kitap zannetmiştim ama yanılmışım. Hiç beklemediğim kadar sevdiğim bir kitap oldu. Bu yüzden bir süredir elimin altında tutuyorum ve rastgele açıp birer bölüm okuyorum. İçindeki her başlık bir sayfa metin ve bir sayfa siyah-beyaz illüstrasyondan oluşuyor. Ged Wells’e ait bu illüstrasyonlar da kitaba pek yakışmış doğrusu.
Aylak Zevkler Kitabı, kısa bölümlerden oluşması nedeniyle çarçabuk okunuyor ama ben birazcık aylaklık edip tadını çıkartmayı seçtim ;) Balkon, Çayın Demlenmesini Beklemek, Çiçek Düzenlemek, Çamaşır Asmak, Hastalanmak, Mektupları Açmamak, Mektup yazmak, Şiir okumak, Atkestanesi ve daha neler neler :)  Bu güzel başlıkların sonu gelmez hatta listenin ucuna kendi aylak zevklerimizi de iliştirebiliriz. Okurken tatlı bir keyif veren ve bazı konularda ciddi bir aydınlanma yaşatan Aylak Zevkler Kitabı’nı ben pek sevdim!Tom Hodgkinson’ın “How to Be Idle: A Loafer’s Manifesto” “How to Be Free” ve “Idle Parent” “The Ukulele Handbook” gibi adlarından ne kadar ilginç olduğu belli olan başka kitapları da varmış!

Eğlenmek için para ödemek zorunda olmadığımıza, her gün yaptığımız, hem de tek kuruş harcamadan yaptığımız işlerin birer zevke dönüşebileceğine inanın. Sizi hayatın koşuşturmasında savrulmaktan kurtaracak bu basit zevkler, biraz yavaşlayıp hayatınızın her anını hissederek yaşamanıza yardımcı olacak.

Bazen yalnızca çayın demlenmesini beklemeniz gerektiğini öğrenecek, aslında melankolinin bile tadını çıkarabileceğinizi göreceksiniz. Bu aylak zevklere kendi bulduklarınızı da ekleyebilir, yavaş yaşamayı hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Aylaklığın güzelliğinin farkına varın. Ama önce bir yere uzanıp biraz kestirmeye ne dersiniz?

İngiltere’nin iki uzman “aylağı” Dan Kieran ve Tom Hodgkinson, hayattaki basit zevkleri, Aylak Zevkler Kitabı’nda bir araya getiriyorlar.

İnceden kendinizi şımartmaya özendiren bu kitap, “Çayın Demlenmesini Beklemek” ve “Ateşle Oynamak” gibi bölümlerin felsefi derinliği içinde, telaşsız bir anlatım sunuyor.
-Steven Poole – The Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)

Tom Hodgkinson, 1968 doğumlu İngiliz yazar ve 1993 yılında arkadaşı Gavin Pretor-Pinney ile kurduğu The Idler‘in editörüdür. http://idler.co.uk/

https://www.goodreads.com/author/show/13793.Tom_Hodgkinson

 

Çizerin web sitesi ise burada; http://www.gedwells.com/

 

Kaderin Kızları

kaderin-kizlariHintli yazarlar son dönemlerde epey bir ilgimi çekmeye başladı, özellikle hayatın özüne yoğunlaşan olay örgüleriyle  kültürlerinin birleşimi sayesinde ortaya çıkardıkları eserlerde çok değişik bir doku yaratıyorlar.
Hintli bir yazar arayışıyla bulup beğenerek okuduğum “Kaderin Kızları” da bu anlamda hint kültürüyle yoğrulmuş güzel bir ilk roman. Kitabın kimi zaman mizahi yönü kimi zaman duygu karmaşası okuru içine çekip yutan cinsten. İlk başta konuyu tam kavrayamamış gibi hissedebilirsiniz, bu her bir karakterin hikayesine ani geçişler yapımasından kaynaklanıyor sanırım ama sayfalar ilerledikçe buna alışıyor ve kendinizi kaptırıyor olacaksınız.
Hikaye Amerika’da esasen güzel bir yaşam süren hintli bir ailenin geçmişten miras kalan lanetin etkisiyle şekillenen yaşamlarını konu ediniyor. Olaylar ailenin reisi Dr. Raman Nair, karısı Jaya, kızkardeşi Gita ve şişman fakat hem neşeli hem güzeller güzeli beş kızının çevresinde dönüyor.
Kitapta herşey bir anda olup bitmiyor, yavaş yavaş beliren bir manzara misali olaylar anlam kazanmaya başlıyor. Kitabın sonunu çok farklı bekliyordum ama doğrusu bu ilginç hikayenin sonu beni şaşırtarak pek beklemediğim bir biçimde noktalandı. Öncelikle şunu söylemeliyim ki; basit, hiç birşey düşündürmeyen, oku unut tarzı aşk romanlarından asla değil! Geleneklerine bağlı bir ailenin sosyal, kültürel ve nesiller arası farklılıklarını aşk ile doldurarak doğal bir şekilde işlenmesi ağırlık kazanıyor.
Bu dokunaklı ve duygu dolu kitap, sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı. Hint kültürünü barındıran, akıcı ve değişik bir hikaye okumayı sevenlere rahatlıkla tavsiye ederim.
Üniversite yıllarında evli bir adama aşık olan alımlı Gita, bu gizli ilişlisinde zaman geçtikçe duyguların gel gitleriyle boğuşurken  bir yandan da aklını kurcalayan ailesinin geçmişteki lanetini bir roman olarak yazmaya başlar. Büyük büyük atasının yaşadıklarıyla başlayan ve her nesilden bir kızı lanetleyen bu bela şimdi onlardan birini seçmştir. Ailenin büyük kızının bir katoliğe çok ama çok aşık olması, bir diğer kızın ünivertisteye başlayıp evden ayrılmasıyla  tehlikeli ve iğrenç bir adamın eline düşmesi, Gita’nın gözlerden kaçmayan tuhaf halleri bir şeylerin yolunda gitmediğinin apaçık göstergesidir…

Amerika’da yaşayan Hintli bir ailenin, kadınla erkeği, Hindularla Katolikleri,  tarihi ve laneti bir araya getiren öyküsü Kaderin Kızları. Dr. Raman Nair, ufak tefek karısı Jaya  ve kilolu fakat güzeller güzeli beş kızıyla Virginiada keyifli bir hayat sürmektedir.  Doğum yeri olan Hindistan’dan o kadar uzun bir süredir ayrıdır ki ailesini kara bir bulut gibi takip eden,  her nesilden bir kızı alıp götüren eski Brahmin lanetini unutmuştur. Oysa ne karısı ne de tatlı kardeşi  Gita bunu aklından çıkarabilir. Birdenbire kızları yoldan çıkacak ve Dr. Raman Nair hangi yöne gideceğini şaşıracaktır.

  • Kaderin Kızları
    Özgün Adı: As It Was Written
    Yazan: Sujatha Hampton
    Çeviri: Bilge Gündüz
    414 sayfa
    Maya Kitap

Asla Pes Etme

asla-pes-etmeBu günlerde savaş ve insanlık hakkında gerçekten güzel yazılmış kitaplar okuyorum bunlardan biri de  “Asla Pes Etme” adlı kitaptı. “Asla Pes Etme” Kamboçya’da Kızıl Kmerler dönemindeki bir çocuğun acı deneyimleri hakkında gerçek bir yaşantıdan esinlenilerek yazılmış.
Kitabın anlatıcısı ve kahramanı Arn Chorn Pond’un anılarını temel alarak hikayeleştiren Patricia McCormick, bir zamanlar tarihte acımasızca yaşanan insanlık dışı gerçeği etkili bir biçimde kitaba yansıtmayı başarmış.
Arn’ın o kara dönem boyunca sürüklendiği yaşamı ve hayatta kalmak için sürdürdüğü umutsuzca bir mücadeleyi okumak benim için farklı bir deneyim oldu. Gerçek bir hikayeden alınması ise ilgimi çeken ve beni etkileyen en önemli özelliğiydi bu yönüyle “Asla Pes Etme” merak edenlere rahatlıkla tavsiye edebileceğim iyi bir roman. Bu arada kapak tasarımının kitaba tam oturduğunu da belitmeden geçmek istemiyorum. Herkese iyi okumalar…

On bir yaşındaki Arn’ın teyzesi ve kardeşleriyle yoksul olsa bile yaşadıkları mutlu hayat soykırımın yıkıcı darbesiyle birden bire sarsılır. Kızıl Kmerler iktidara gelmeleriyle birlikte tüm düzeni alt üst edip evlerinden ayırdıkları Arn’ın ailesi gibi onlarca insanı tarlalarda pirinç yetiştirmek üzere çalışmaya zorlarlar.  İnsanlara yeni bir toplum düzeni getirmeyi hedefleyen Kızıl Kmerler çalıştırdıkları insanları zenginler ve fakirler, büyükler ve çocukar olarak guruplara ayırıp farklı çalışma kamplarına ve ölüme yönlendirir bu sırada Arn’da teyzesinden ve kardeşlerinden ayrı düşer.
Arn, pirinç tarlalarında diğer çocuklarla bir süre çalıştıktan sonra devrimi pekiştirecek bir müzik gurubu kuran Kızıl Kmerler tarafından propaganda şarkılarını çalmak için kurulan müzük gurubuna seçilir. Kamboçya, Vietnam tarafından işgal edildiğindeyse bu seferde iki taraf arasındaki savaşın ortasında kalan yine çocuklar olur. Arn ise yaşan bir ölü gibi etrafındaki zulme şahit olarak belki de bir gün bütün bu yaşanılanları anlatmak için hayatta kalmaya devam eder. Zar zor ulaştığı Tayland’da ki mülteci kampında kaldığı sırada tanıdığı bir Amerikalı sayesinde de bütün bu yaşadıklarını tüm dünyaya anlatma fırsatını yakalar.

Arn Chorn-Pond’un gerçek hikayesine dayanan bu eser, çocukluğu savaşla yoğrulmuş birinin büyüdüğünde nasıl barış yanlısı bir insana dönüştüğünü anlatıyor. Ulusal Kitap Ödülü finalisti Patricia McCormick’ten insanın içini acıtan, etkileyici bir roman…asla-pes-etme-kitap

  • Asla Pes Etme
    Özgün Adı: Never Fall Down
    Yazar: Patricia McCormick
    Sayfa Sayısı: 200
    Türü: Roman
    Yayınevi: Maya Kitap

Ptricia McCormick’in dilimizdeki bir diğer kitabı ; “Satılık”

Maya Kitap’ın web sayfasını ve kitaplarını incelemek isterseniz buraya bakabilirsiniz.