Peder Brown’ın Masumiyeti

“Peder Brown’ın Masumiyeti” okuduğum ilk G.K. Chesterton kitabıydı. Bu güzel kitap sayesinde hem G.K. Chesterton gibi iyi bir yazar hem de Peder Brown gibi iyi bir muamma çözücü ile tanışmış oldum.

Peder Brown, yanından ayırmadığı siyah şemsiyesiyle siyahlara bürünmüş, ufak tefek, çok göze batmayan biri. Hal böyleyken kimsenin de ondan bir beklentisi yok ama o her seferinde etrafındakileri şaşırtmayı başarıyor.
Sizin anlayacağınız -bu tabire çok gülüyorum- Norfolk çöreğine benzetilen yuvarlak suratıyla gayet normal bir taşra rahibi imajı çizen bir akıl küpü kendisi. küçük ve kendine has hareketleriyle sevdiriyor kendini… Okurken bir anda gülümseyiveriyorsunuz. (peder olmanın verdiği bir avantajla) günah çıkarma tecrübelerinin de katkısıyla karşılaştığı sorunların üstesinden gelmeyi bilir. Hem tamamlayıcı hem de güçlü bir sağduyuyla olan biteni çabucak kavrar ve olayı şıp diye çözüverir. Herkes ne olduğunu anlayamazken Peder’in olayı insanlara açıklama şekli ise hikayelerin gerçekten en güzel kısmıdır. Bir de yanında ona eşlik eden Flambeu’yu unutmamak gerek…

Kitapta 12 tane Peder Brown macerası bulunuyor. Hepsi de pek keyifi ve kolay okunan cinsten. Ben, Mavi Taşlı Haç, Israel Gow’un Namusu ve Görünmez Adam hikayelerini çok sevdim. Özellikle Israel Gow’un Namusu‘nda anlatım tarzı ve ortam çok hoşuma gitti ;)
Chesterton’ın bir diğer kitabı “Peder Brown’ın Bilgeliğinden” adıyla yine Alfa Yayınlarından Zarife Biliz’in güzel çevirisiyle çıkmış. Diğer üç kitabı (…Şüpheciliği, …Sırrı, …Skandalı) da ardından gelecektir diye düşünüyorum.
Ve onları da okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu arada unutmadan ekleyeyim. Peder Brown’ın bir de -izlenebirliği yüksek- uyarlama dizisi var. BBC’de bir kaç kez denk gelmiştim.

Kitaptaki hikayeler ise sırasıyla şöyle:
Mavi Taşlı Haç✦
Gizli Bahçe
Tuhaf Ayak Sesleri✦
Uçan Yıldızlar✦
Görünmez Adam✦
Israel Gow’un Namusu✦
Yanlış Şekil✦
Prens Saradine’in Günahları
Tanrının Çekici✦
Apollon’un Gözü
Kırık Kılıcın Alameti
Üç Ölüm Aleti✦

“Suçlu, yaratıcı bir sanatçıdır; dedektif ise sadece bir eleştirmen.”

Peder Brown, insanları dinleyerek gizemleri çözen bir rahip dedektiftir. Uluslararası cinayetlerden basit kabahatlere dek her olayı çözüme ulaştırıp kayıp ruhları kurtaran Peder Brown, yıllar geçtikçe polisiye romanın en maharetli karakterlerinden biri olacaktır. Olayları çözerken sezgileriyle birlikte bilgeliğini de kullanan Peder Brown, Chesterton’ın dünya görüşünü, felsefi ve teolojik bakışını da yansıtıyor. Kentin yoksulluğunu, kontrolsüz büyümeyi ve tahribatı Chesterton’ın kurduğu tedirgin edici polisiye öykülerin gözünden okuyoruz bu kez.
Agatha Christie’nin “en sevdiğim hafiyelerden biri” diye tanımladığı, Borges’in okurken mutlu saatler geçirdiğini söylediği, Gramsci’nin Sherlock Holmes’den üstün tuttuğu Peder Brown’ın dünyasına hoş geldiniz.

  • Peder Brown’ın Masumiyeti
    Özgün Adı: The Innocence of Father Brown
    Yazan: G.K. Chesterton (Gilbert Keith Chesterton )
    Çevirmen: Zarife Biliz
    Sayfa Sayısı: 305
    Yayınevi: Alfa Kitap
Reklamlar

Dedektif Aristoteles

Değerli bir edebiyat profesörü olan Margaret Doody’nin kaleme aldığı Dedektif Aristoteles serisinin ilk kitabı 1978 yılında okurlarla buluşmuş. Şimdi ise seriyi hızlı bir şekilde arka arkaya basan Alfa Yayınları sayesinde bizim de kitap raflarımızı şenlendiriyor. Kitabın kapak tasarımı epey ilginç değil mi! Ben bizdeki halinin yanı sıra özgün kapak tasarımını da çok beğendim. Onu da şuracığa eklemezsem olmaz :)

Pek tabii iyi polisiyeye bayılırım ama son dönemlerde tarihi polisiyenin ayrı bir hoşuma gittiğini farkettim bu da eski klasik tarz polisiye hayranlığı mdan ileri geliyor sanırım.Bu türün nitelikli örneklerine pek de sık rastlayamıyorken bulduk mu sıkı sıkı sarılmak lazım. Ve eğer bu tip kitap önerileriniz varsa çok sevinirim ;)

Milattan önce 332’de şehrin önemli isimlerinden hem de baya baya önemli bir konumdaki bir Atinalı öldürülür. Hem de Atina’da pek görülmemiş bir yöntemle. Bu cinayeti işlemekle suçlanan kişi ise cinayetin üstüne tesadüfen olay yerine giden Stephanos’un uzun bir süre önce yine birini öldürdüğü gerekçesiyle sürgüne gönderilen kuzeni Philemon’dur.

Stephanos’un büyük ve uzun çilelere yol açacak o korkunç olay diye nitelendirdiği cinayeti aydınlatıp kuzenini -ve dolayısıyla ailesinin adını- kurtarmak için danışıp akıl alabileceği tek kişi eskiden hocası olan Aristoteles’tir.

Stephanos kendini haklı olarak tecrübesiz ve -bir somun ekmekle ilgili- basit bir davada bile zorlanacak biri olarak görse bile kuzeninin adını temize çıkarmak için epey ter döker.
Bir yandan maddi sorunlarla boğuşurken diğer yandan ailesinin üstüne karabulut gibi çöken bu işi kıvrak zekalı ustası Aristoteles ile beraber kısıtlı bir zaman diliminde halletmesi gerekmektedir.

MÖ 332, Atina – şehrin hâkimi Makedonyalı İskender Doğunun kontrolü için Pers kralıyla savaşıyor.
Hırslar ve hayalkırıklıklarının kol gezdiği bu sıralarda önde gelen bir yurttaş öldürülür.
İstemeden birisinin ölümüne yol açtığı için sürgüne gönderilen Genç Philemon bu tuhaf cinayeti işlemekle suçlanır. Kuzeni ve en yakın akrabası olan 23 yaşındaki Stephanos, Philemon’u savunmak ve aile adını bu kanlı cinayetten temize çıkarmak zorundadır. Stephanos eski hocası Aristoteles’ten yardım isteyince filozof Aristoteles dedektif Aristoteles’e dönüşmüş olur.

“Ziyadesiyle eğlenceli.”
Colin Dexter

“Niye kimse bunu daha önce düşünmemiş ki?”
The Times

Margaret Doody, Notre Dame Üniversitesinde edebiyat profesörüdür. The True Story of the Novel’ın da (Romanın Gerçek Hikayesi) aralarında bulunduğu sayısız kitap yazmıştır. Bugünlerde yeni bir Aristoteles macerasının yanı sıra Venedik üzerine de bir kitap yazmaktadır.

 

Ormandaki Deli

Yıllar önce Ankara’da sahaflardan birinde üst üste yığılmış bir dolu kitap arasında tanışmıştım Komiser Maigret ile. Sahaf gezmeye çıktığımız o gün ‘işte tam da aradığım kitap’ diyerek ilk Maigret kitabımı sırt çantama atıp büyük bir mutlulukla eve getirmiştim. -Hatta eşimle o kitabın hikayesini ara sıra hatırlamayı ihmal etmiyoruz :)-

Şimdi ise harika bir Simenon kitabı ile Komiser Maigret’yi yeniden okuma fırsatı buldum. Everest Yayınları  Türk edebiyatının yetkin yazarlarının çevirileriyle güzel bir Simenon serisi yayımlamaya başlamış. Üstelik leziz çevirilerinin yanı sıra kapakları da bir harika! Esasında 75 kitaplık Maigret serisinin 16. kitabı olan “Ormandaki Deli ” Komiser Maigret’nin hiç planlamadığı bir zamanda seyahate çıkıp kendisini çözülmeyi bekleyen karmaşık bir olayın tam ortasında buluvermesiyle başlıyor. Mekan, karakterler ve olay bakımından her şeyi fevkalade bir biçimde okura sunan Georges Simenon, büyük bir hızla o kadar çok kitap yazmış ki sayısını görünce gözlerim yerinden fırladı resmen. Tabii bu kitapların çok az bir kısmı dilimize çevrilmiş…
Benim için “Ormandaki Deli” çok güzel bir Komiser Maigret macerasıydı. Bittiğinde ‘işte tam da aradığım polisiye kitap’ dedim ;) Bundan sonra daha fazla Simenon okumak için sabırsızlanıyorum!

Unutmadan! kitabın başında Yiğit Bener’e ait öyle bir önsöz var ki -bir kitabın her köşesini okuduğum için- o kısmı okumak da ayrı bir güzeldi.

Komiser Maigret, emekli olup Dordogne bölgesine yerleşmiş eski bir dostundan davet alır. Hem arkadaşının daveti hem de o civarlarda yapılacak ufak bir işin de etkisiyle komisere Bergerac kasabasının yolu görünmüş olur. Gece boyu aynı kompartımanda kaldığı bir yolcu Maigret’yi hem rahatsız eder hem de ilgisini çeker. Komiser, tam da bir ormandan geçtikleri sırada trenden atlayan bu garip yolcunun peşine takılır. Gece hiç düşünmeden trenden atlamasının sonucunda karanlıkta vurulur ve sabahına kendini Bergerac’ta hastanede bulur. Bir süre önce Bergerac’ta birbirinin aynı iki cinayet işlenmiş ve bu cinayetleri işleyenin kim olduğu henüz bulunamamıştır. Bu hikayeyi oldukça enteresan bir biçimde öğrenen Maigret ise hemen olaya el atar ve cinayetleri işleyen kişinin sırrını çözmeye karar verir. Ağır bir iyileşme sürecinde olan yarasından dolayı bir süre otel odasındaki yatağa mahkum olan komisere sevgili karısı Madam Maigret yardımcı olacaktır. Fransız taşrasında geçen bu macerada Maigret -odasının penceresi hariç- etrafı görüp tanıyamadan karısının anlattıklarıyla kasabayı ve şüphelilerin evlerini hayal ederek kafasında kendince bir düzen kurup adım adım sonuca ilerler…

Türk edebiyatının büyük ustalarının çevirdiği Simenon romanlarından oluşan dizinin altıncı kitabı, 1932’de “Le Fou de Bergerac” adıyla yazılan ve 1963’te Erhan Bener tarafından Türkçeye kazandırılan Ormandaki Deli.

Bir Komiser Maigret romanı olan Ormandaki Deli taşrada geçer. Arkadaşını görmek üzere Bergerac’a giderken, nedense şüpheli gördüğü bir yolcunun peşinden trenden atlar Maigret. Kovalamaca sırasında şüpheli tarafından vurulan komiser, tüm roman boyunca soruşturmayı kasabanın merkezindeki otelde çakılı kaldığı hasta yatağından, akıl yürütmeler ve kurduğu kimi tuzaklarla yürütür.

Simenon’la Brüksel’de tanışmış, sıkı bir Simenon okuru olan Erhan Bener’in, yapıtlarında polisiye öğelere ve psikolojik çözümlemelere sıkça yer vermesi bu iki yazarın işbirliğine ayrı bir anlam katmaktadır. Ayrıca, Simenon’un yazarken, Bener’in çevirirken, Maigret’nin de soruşturma yaparken elinden düşürmediği pipo, roman boyunca sık sık karşımıza hoş bir rastlantı olarak çıkacaktır.

“Mükemmel düzeyde Fransızca bilen Erhan Bener’in çevirmenlik yönü az bilinir (…) Ormandaki Deli’ye damgasını vuran boğucu taşra ortamı, Erhan Bener’in Yalnızlar’ını ya da Sisli Yaz’ını da andırmıyor değil… Yazar Erhan Bener’in bu romanı Türkçeye çevirmeye karar vermesinde bu akrabalığın bir rolü olup olmadığını bilemeyiz. Öyle ya da böyle, babamın Simenon’a özel bir ilgisi olduğunu, kütüphanesindeki cilt cilt Simenon romanı sayısının çokluğu açıkça teyit ediyor.”
Yiğit Bener

  • Ormandaki Deli
    Özgün Adı: Le Fou de Bergerac
    Yazan: Georges Simenon
    Çevirmen: Erhan Bener
    Sayfa Sayısı: 160
    Yayınevi: Everest Yayınları

Georges Joseph Christian Simenon (d. 13 Şubat 1903, Liège, Belçika – ö. 4 Eylül 1989, Lozan, İsviçre), Fransızca yazmış Belçikalı yazar. Kahramanı dedektif Maigret olan polisiye romanlarıyla tanınır.

Yaklaşık 450 eser vermiş olan Simenon, dedektif Maigret romanlarıyla 550 milyon okuyucuya ulaştı
Simenon günde 60 ila 80 sayfa yazma kapasitesiyle 20. yy’ın en üretken yazarlarından biriydi. Yaşamı boyunca 200 roman, 150’nin üzerinde novella, sayısız otobiyografik çalışma ve makale yayımladı, iki düzineden fazla takma adla çok sayıda “ucuz roman” yazdı. Yazılarının toplam 550 milyon kopyası basıldı.

En çok, kahramanı komiser Maigret olan 75 romanı ve 28 kısa hikâyesiyle tanındı. Serinin ilk eseri Pietr-le-Letton 1931’de, son eseri Maigret et M. Charles ise 1972’de yayımlandı. Maigret romanları tüm belli başlı dillere çevrildi ve birçoğu filme uyarlandı.