Yarış Domuzu Uzunburun Rudi

yaris-domuzu-uzun-burun-rudi“Biliyor musunuz bizim evde bir domuz var, ama küçük kız kardeşimden söz ettiğimi sanmayın sakın.” diyerek olanca sevimliliğiyle başlıyor bu güzel ve uzun hikâye.
Hikâyeyi bize anlatan ise birazdan karşılaşacağımız ailenin üç çocuğundan en büyüğü.
Ailece şehir dışına gezmeye gittiklerinde tesadüfen rastlayıp katıldıkları çekiliş onucu evin en küçük bireyi olan Zupi, şansına bir domuz kazanır. Küçük sevimli bir domuz kazandığı için çok sevinen Zupi ve kardeşlerinin aksine, evcil hayvanlardan pek de hazzetmeyen babası bu duruma hiç ama hiç memnun olmamıştır. Esasen işsiz bie Ejiptolog olan babası, domuzların yerinin apartman daireleri değil çiftlikteki evler olduğu konusunda diretse de Zupi’in yoğun ısrarların üzerine domuz kısa bir süreliğine ailenin yaşadığı bahçe katındaki apartman dairesine yerleşir. Hem artık bir de adı vardır: “Uzun Burun Rudi”.
Rudi’nin eve gelmesiyle olaylar tam da babasının tahmin ettiği gibi gelişir. Çok geçmeden evin altı üstüne gelmiştir. Böylece Uzunburun Rudi, evin babasından zorla koparılan üç günlük iznin sonuna gelirken hiç beklenmedk bir şekilde büyük bir kahramanlığa imza atar. Bu kahramanlık sayesinde hem ilk defa adını gazetelerde duyurur hem de uzun süre evde kalmayı garantilemiş olur. Üstelik başta onu evde istemeyen evin babası, Rudi için bahçede harika bir çiftlik evine benzeyen küçük bir kulübe yapmaya bile başlar.
Bundan sonra olayların güllük gülistanlık gideceğini düşünüyorsanız yanılırsınız. Ailenin tam işleri yoluna koyduk derken karşılarına hep bir sorun çıkıp bir arada kalmak için sarfettikleri çaba cidden takdire değer.
Çocukların, Rudi uğruna giriştikleri heyecanlı macera, babanın işsiz olduğu için yaşadığı sıkıntılarla birleşince araya çok değişik duygular giriyor. Çok sevilen resimli çocuk kitaplarından aşina olduğumuz Axel Scheffler ise eğlenceli ve siyah beyaz resimlemeleriyle kitaba bambaşka bir hava katmayı başarmış. Hiç duraksamayan bir tempoyla ilerleyen bu sürükleyici kitabı ben çok sevdim! İlk kez karşılaştığım Uwe Timm’in yazım dili çok hoşuma gitti, hele kitabın sonunda kendisinin yazdığı bir sonsöz var ki nasıl anlatsam bilemiyorum, okuyup görmeniz lazım. Yazar aynı zmanda bu sonsöz kısmında kitabın nasıl doğduğuna da “Bu kitap aynı zamanda çocuklarımın bir hayvanları olmayışına ikameydi” diyerek açıklayıcı bir biçimde değinmiş. Ben okuyun derim!

7 yaşındaki Zupi, itfaiye yararına yapılan çekilişten sevimli bir domuz kazanır. Çocuklar ne kadar sevinse de, babaları bu beklenmedik misafirden pek hoşlanmaz.
Bir apartman dairesinde yaşıyan Zupi ve ailesi, Rudi adını verdikleri bu sevimli domuza nasıl bakacaklarını düşünürken, hayatları çok eğlenceli bir hâle bürünecektir. Mısır yazısı uzmanı İşsiz bir baba, sinirli evsahibi Bay Buzelmayer, domuz yarışları birincisi olan Rudi’nİn büyük aşkı Gulinborsti…
Yazarı Uwe Timm’e Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü getiren bu şenlikli ve ilginç romanın kahramanı sizi de etkisi altına alacak…uzun-burun-rudi

  • Yarış Domuzu Uzunburun Rudi
    Özgün Adı: Rennschwein Rudi Rüssel
    Yazar: Uwe Timm
    Resimleyen: Axel Scheffler
    Çevirmen: İlknur İgan
    9+ yaş, 160 sayfa
    İthaki Yayınları

Yazar’ın bir diğer çocuk kitabı: “Korsan Karatavuk”

Reklamlar

Çizgi Roman Faresi

cizgi-roman-faresi (2)Can Çocuk Yayınları’nın “İlk Okuma Kitapları” dizisine geçtiğimiz ay İtalyan Çocuk Edebiyatı’na ait birbirinden güzel beş tane yeni kitap eklendi. Bu güzel kitaplardan biri olan “Çizgi Roman Faresi”, gazete sayfasında oturmaktan sıkılıp gerçek farelerin dünyasına geçiş yapan bir çizgi roman faresinin yaşadıklarını anlatıyor.
Dizinin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da ilk okuma dönemi çocuklarının rahat okuyabilmesi için farklı renklerle vurgulanmış cümleler ile büyük boyutlu yazı tipi kullanılmış.
Canlı renkte resimlemeleri ile 5 yaş ve üzeri çocuklar için neşeli bir okuma sunan “Çizgi Roman Faresi”ni biz çok sevdik! Üstelik bu kitabı okumak için 5 yaşı beklemeyip benim yaptığım gibi 2,5 – 3 yaştan itibaren çocuklara sesli/canlandırmalı olarak bile okuyabilirsiniz. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama bu kitabın arkasında, kullanılan tüm hammaddelerin testten geçirildiği ve sağlığa zararlı herhangi bir maddeye rastlanmadığı belirtilmiş. Bunun da dikkatlerden kaçmaması gereken çok önemli bir husus olduğunu eklemeden geçmek istemedim :)cizgi-roman-faresi (3)

Gazetenin sayfaları arasında oturup durmaktan sıkılan Çizgi Roman Faresi gazeteden dışarı atladığı gibi kendini gerçek farelerin yaşadığı dünyada bulur. Fakat bir sorun vardır; Çizgi Roman Faresi gerçek fareler gibi değil de çizgi romanlar gibi konuşmaktadır. Gerçek fareler karşılarında “skuaş!, buuum, güm” diye haykıran bu garip farenin nereli olduğunu bir türlü çözemezler. Aralarındaki bu dil sorunu yüzünden ondan pek hoşlanmayan gerçek fareler değirmene karınlarını doyurmaya gittikleri bir gün Çizgi Roman Faresi’ni oracıkta bırakıp kaçarlar. Oysa bu durumdan hoşlanmayan Çizgi Roman Faresi’nin değirmende yapayalnız kaldığı o gece beklenmedik bir misafiri olacaktır.

Aynı dili konuşmak, Gazetedeki yerinde oturmaktan sıkılan bir çizgi film faresi bir sıçrayışta kendini gerçek farelerin dünyasında bulur. Yalnız aynı dili konuşamadıkları için anlaşmakta güçlük çekerler.

  • Çizgi Roman Faresi
    Özgün Adı: Il topo dei fumetti
    Yazar: Gianni Rodari
    Resimleyen: Nicoletta Costa
    Çevirmen: Tülin Sadıkoğlu
    İlk Okuma Kitapları
    28 sayfa
    Can Çocuk Yayınları

Gianni Rodari’nin diğer kitapları: “Küçük Kerevit” “Kolezyum’u Çalan Adam” “Güzel Periler” “Artı İki”
“Yalancılar Ülkesi” “İki Kere Doğan Baron” “Mavi Ok” “Görünmez Olan Tonino’nun Maceraları” “Masal İçinde Masal” “Masallar ve Kurgu Masallar” “Gökyüzünden Gelen Pasta” “Marko ile Mirko’nun Serüvenleri” “Televizyona Düşen Çocuk Gip” “Soğan Oğlan” “Mantova’nın Cüceleri” “Hayvanat Bahçesi Kaçkınları” “Yağmurcu Prens” “Düş Kurma Kuralları” “Alis Masallarda”

İlk Okuma Dizisi’nin diğer kitapları: “Akkuzu Karakuzu” “Denizi Düşleyen Prenses” “Tekerlekli Çocuk” “Akbaba Okula Gidiyor” “Kral PatPat için Bir Lolipop” “Ormanın Başkanı” “Boşboğaz Fred” “Berta ve Girolamo” “Küçük Kerevit” “Kolezyum’u Çalan Adam” “Güzel Periler” “Artı İki”

gianni-rodariİtalya’nın yetiştirdiği en iyi çocuk kitapları yazarı olarak tanınan Gianni Rodari (1920-1980), daha on yaşındayken şiirler yazıyor, müzikle uğraşıyordu. Amacı müzisyen olmaktı. Yirmi yaşında müzik öğretmeni oldu. İkinci Dünya savaşı patlayınca, ülkesinde gerçekleşen faşist düzene karşı girişilen harekete katıldı. Uzun süre gazetecilikle uğraşan yazar, bir çocuk gazetesinin de yönetmenliğini yaptı. 1947’de çocuklar için yazmaya başladı. Onun hayatının ikinci dönemi böyle başladı. Sonunda da, dünyanın en iyi çocuk kitapları yazarlarına verilen büyük ödülü, Hans Christian Andersen Ödülü’nü 1970 yılında aldı. Yapıtlarında, çağdaş konuları, peri masallarının anlatımıyla işlediği görülür. Bu onun büyük özelliğidir. Asıl amacının da, yazdığı kitaplarla, çocuklardaki yaratıcılığı, hayal gücünü harekete geçirmek olduğunu söylemiştir. 1951 yılında yazdığı, büyülü bir sebze-meyve krallığında geçen olayları anlattı Soğan Oğlan ile ünü dünyanın dört bir yanına yayılmıştır.

nicoletta-costa1953’te İtalya’da doğan Nicoletta Costa mimarlık fakültesinden mezun olduktan çok kısa bir süre sonra çocuk kitapları resimlemeye başlar.  O günden bugüne çocuk kitapları çizen ve yazan Costa, 1989 ve 1994 yıllarında Andersen Ödülü’ne değer görülmüştür.

Kıpır Kıpır

kipir-kipir-kitapBu aralar öyle güzel kitaplara rastladım ki her sayfasını aklımda tutmak için neredeyse hergün açıp açıp bakıyorum. Bir türlü elimizden bırakamadığımız bu güzel resimli kitaplardan bir tanesi de Marsık Yayıncılık’tan çıkan “Kıpır Kıpır”…
Geçtiğimiz yıllarda özgün dilinde okuma şansı bulup hayran kaldığım çok tatlı bir kitap vardı. O günden beri çocuk yayıncılarımızdan biri keşfeder de dilimize çevrilir mi acaba diye ara ara aklıma takılırdı. Ve nihayet sevindirici haber geldi. Dört gözle Türkçe olarak görmek istediğim Ann Bonwill’in yazıp Teresa Murfin’in resimlediği o kitap “Kıpır Kıpır” adıyla yayımlandı.
Ann Bonwill, kitapta kıpır kıpır minik bir kızın ve ablasının ‘herkes her alanda mükemmel olmak zorunda değil’ konulu hikayesini anlatıyor bizlere. Ve biz de bu güzel hikayeyi Teresa Murfin’in ustaca dokuduğu enfes resimlemeleri eşliğinde kız kardeşlerin küçüğü olan Melisa’dan (yani Zıpır’dan) dinliyoruz.
Bu kitabın birden fazla gönüllü editörün görüşüyle ortaya çıkmış olması ise kitabın hazırlanış aşamasına ait ilginç bir dip not.
Oğlumla beraber kitabı okuyup resimlerini incelerken çok eğlendik, henüz konusunu kavrayacak yaşta olmasa da resimlemelerdeki ilginç detaylar epey ilgisini çekti :) Yani baştan sona harika olan bu kitabı biz çok çok sevdik!

İki sevimli kız kardeş Belinda ve Melisa… Belinda bale konusunda çok yetenekli, tam bir kuğu; Melisa ise kıpır kıpır, herkesin ona dediği gibi tam bir Zıpır! Ablası Belinda, pembe-beyaz bale mayosu ve vanilyalı dondurma seçerken Melisa’nın bale mayosu ve dondurma seçiminde bile oldukça farklı bir zevki, özgün bir kişiliği var. Saçlarından ayaklarına kadar yerinde duramayan enerjik bir kız olan Melisa bale dersinde ise pek tabii öğretmeninden sık sık uyarılar alır. Bale sınıfında herkes kelebekler gibi kanat çırpıp bulutlar gibi süzülürken bizim Zıpır olsa olsa arkadaşına çarpan bir yağmur bulutu olur. Nihayet tüm sınıfın gösteri günü geldiğinde Belinda sahneye prenses olarak çıkar, küçük Melisa’ya ise gösteride ona hiç uymayan bir rol yapmak düşer. Elbette bu üzücü bir durumdur, tabii henüz kendi yeteneğinizi keşfetmemişseniz… Ama herşey bitti sanmayın gösteriden sonra kuliste Melisa’yı bekleyen şaşırtıcı sürpriz herşeyi bir anda değiştiriverir.

Kıpır Kıpır bize iki kız kardeşin, Belinda ile Melisa’nın, öyküsünü anlatıyor. Belinda her zaman çok dikkatli ve özenli, zarif bir balerin. Oysa Melisa bale konusunda pek başarılı değil. Melisa, başlangıçta ablası gibi olmadığı için mutsuz oluyor ama sonra Bay Metronom sayesinde o da kendi yeteneklerini keşfediyor.kipir-kipir-melisa

  • Kıpır Kıpır
    Özgün Adı: Naughty Toes
    Yazan: Ann Bonwill
    Resimleyen: Teresa Murfin
    Çeviren: Tanay Burcu Ural Kopan
    Editör: Yekta Kopan
    3+ yaş, 24 sayfa
    Marsık Kitap

Dedem ve Ben


Dedem ve Ben,  bir büyükbaba ve torunu arasındaki esprili ve sevgi dolu bir ilişki üzerine oldukça iyi yazılmış bir kitap.
Dedesinin durmaksızın krep pişirmesi ve en sonunda evde oluşan krep yığınlarını sabah akşam yiyerek bitiremeyince sorunu bir domuz alarak çözmeye çalışmalarıyla başlıyor ikilimizin öyküleri. Olgun ve akıllı bir torun ve eğlenceli oyunlar icat eden bir dede düşünün çocukların hayal dünyalarında ne kadar eğlenceli bir atmosfer oluşur değil mi. Büyükbaba ve torun hakkındaki bu öyküler kesinlikle sık sık  yazılan tipik hikayelere benzemiyor.
Eksantrik dede ve onun farklı torununun küçük sakin ve kendilerine özgü bir dünyaları var kitapta, oldukça değişik dede torun diyalogları çıkıveriyor yolumuza ve o dünyada buluveriyoruz kendimizi. Bir kız çocuğunun ağzından dinlediğimiz kitaptaki öyküler büyük babasının yalnız yaşadığı evinde geçiyor, torun ve dedesinin gün içinde yaşadıkları eğenceli olaylar parça parça bölümler halinde sunuluyor okuyuculara. Başka bir baskın karakter olmadan sadece dede ve torun arasındaki yakın ilişki aktarılıyor, bunu güçlendirmek için olsa gerek dede ve torunun isimleri bile geçmiyor sayfalarda.
Ciddi ve enteresan şeylerle dolu tek tük cümleler ve kısa diyaloglar ise kitaba farklı bir hava katıyor, tatlı bir yalınlıkla sizi kavrıyor ve bir saniye bile bırakmıyor.

Çiftliğinde yalnız yaşayan dedesini ziyaret etmek kahramanımız torun için hep eğlence, hep macera dolu. Gün gelir dedesi krep pişirmek için kolları sıvar ama kendini öyle kaptırır ki durmak bilmez. Mutfakta krep yığınları yükseldikçe yükselir, imdatlarına bir domuz yetişir. Bir başka gün torun dedesine “dünyanın en iyi dedesi” madalyası takmak ister ama dedeyi ikna etmek kolay olmayacaktır. Dede torun 1 Nisan’da en muzip şakaları kim yapacak diye kıyasıya yarışırlar. Derken bir gün dedesi çatıya çıkıp da aşağıya inmeye cesaret edemeyince işi çözmek yine toruna kalır…

Savaş gerçeğiyle yüz yüze kalan bir çocuğun kaygılarını konu eden Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti adlı yapıtıyla büyük ilgi gören Marjolijn Hof yeni kitabıyla ikinci kez Türkçede. Akıcı diyalogları, gerçekçi kahramanlarıyla okurlarına şapka çıkartan ödüllü yazar, Dedem ve Ben’de bir dedeyle torunun renkli, eğlenceli, gülünç maceralarını anlatıyor. Çocukların güle eğlene okuyacağı bu kısa öyküler tek bir mekânda, dedenin bahçeli evinde geçiyor. Kahramanlar ise isimsiz, kimliksiz. İşte bu yalınlığın içinde hayal gücü dolu komik bir anlatım ve dede torunun sıcacık ilişkisi ışık saçıyor. Yeri geliyor dede torunu dizginlemeye çalışıyor, yeri geliyor roller değişiyor. Dede torun çılgın oyunlar oynayıp bugünün tadını çıkarıyorlar ama diyaloglarında incelikle yer bulan değişim, büyümek-yaşlanmak gibi gerçekler de öykülere farklı bir boyut kazandırıyor. Hem komik hem sürprizlerle dolu bu öyküler, okunmayı fazlasıyla hak ediyor.

  • Dedem ve Ben
    Orijinal Adı: Mijn opa en ik en het varken Oma
    Yazan: Marjolijn Hof
    Resimleyen: Judith Ten Bosch
    Hollandacadan Çeviren: Burak Sengir
    Hayy kitap, 128 sayfa