Kayıp Lord

Mutluyum, hem de çok! Tam da okurken keyiften dört köşe olacağım, çok sevdiğim bir seri bulmuşum mutlu olamayayım da ne yapayım ;)

Büyük bir heyecanla okuyup kısa sürede bitirdiğim “Kayıp Lord” Young Adult / Genç Yetişkin türündeki 6 kitaplık Dedektif Enola Holmes serisinin ilk kitabı. Ve bu serinin ilk 3 kitabı dilimize çevrilmiş.
İlk olarak kitabın kapağındaki “Dedektif Enola, Sherlock Holmes’un kız kardeşi” ibaresini görünce Sherlock Holmes karakterini nasıl işleyeceğini epey merak ederek okumaya başladığımı da itiraf etmeliyim! Nihayetinde bu konuda hoşuma gitmeyen bir şeyle karşılaşmadığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Kitapta ilgimi çeken ve hoşuma giden öyle çok ayrıntı vardı ki… Nancy Springer ne iyi etmiş de yazmış. Böylelikle çok sevdiğim bir dedektif daha tanımış oldum. Daha ne olsun :)

Enola’nın annesiyle beraber sürdürdüğü durağan yaşantısı tam da doğum günüde geri dönülmez bir biçimde değişime uğrar. Annesi tam da 14. doğum gününde evden ayrılıp kayıplara karışır. Üstelik arkasında kızı için bir kaç doğum günü hediyesi hariç hiç bir iz bırakmamıştır -yoksa bırakmış mıdır?- Bir süre annesini arayıp bir sonuca ulaşamayan Enola, en sonunda abilerine (Sherlock ve Mycroft) haber vermek durumunda kalır. Ama abilerinin gelişiyle işler pek de istediği gibi gitmez. Enola, aklındaki pek çok soruyla boğuşurken sevgili abilerinin davranışlarının da ona pek yardımcı olduğu söylenemez. Baktı ki her şey onun açısından kötüye gidiyor, rotasını büyük umutlar taşıdığı Londra’ya çevirmeye karar verir. Hem kendini istemediği bir yöne çekilmekten kurtarmak hem de annesini bulmak için çıktığı yolda üstleneceği ilk vakasıyla karşılaşır. Londra’ya giderken okuduğu bir gazetede Dük’ün genç oğlu’nun ortadan kaybolduğuna dair çıkan bir haber dikkatini çeker. Merakına yenik düşüp bu işin peşine düşer. Böylelikle bir yandan abilerinden gizlenip bir yandan da ortadan şüpheli bir şekilde kaybolan genç Lord’un izini sürmeye başlar.
Enola, üstlendiği ilk vakasında elbette acemiliği nedeniyle bir kaç kez hata yapar fakat yine de zorlukların üstesinden gelerek bir şekilde işleri yoluna koymayı başarır. Annesi için yollara düşen Enola, zaman içinde kayıpları bulan bir uzman olmaya karar verir -hem de tamamen bilimsel yöntemler kullanan bir uzman!-

  • Kayıp Lord
    Özgün Adı: The Case of the Missing Marquess (Enola Holmes #1)
    Yazan: Nancy Springer
    Çevirmen: Halil İbrahim Şen
    Sayfa Sayısı: 250
    Yayınevi: Artemis Yayınları

Kahraman Bir Dedektife Dönüşen Genç Bir Kız

Ünlü dedektif Sherlock Holmes’un kız kardeşi Enola Holmes, annesi bir anda ortadan kaybolunca, hemen işe koyulur. Annesini bulmak umuduyla yola düşen Enola, Londra’ya ulaştığında, genç bir lordun kaçırıldığını öğrenir. Bir yandan Lord’u kaçıran kötü adamlardan kurtulmaya, bir yandan da ağabeylerine yakalanmamaya çalışır. Tatlı Enola bu karmaşık durumdan kurtulmayı ve ipuçlarını birleştirip annesini bulmayı başarabilecek mi?

“Enola, hem zeki bir kız hem de büyük bir dedektif.”
School Library Journal

ayrıca bu kitabın şöyle güzel bir kapağı da varmış…

 

Nisan Şenliği

Lindsey Davis’e ait “Flavia Albia” serisinin ilk kitabı “Nisan Şenliği” bir süredir hakkını vererek okumayı beklediğim kitaplardan biriydi ve nihayet bulduğum ilk fırsatta okuyup bitirdim-oley-.
Nerede ilginç bir polisiye görsem gözlerim parlar ve heyecandan yerimde duramam -ki bu kitabıda ilk çıktığında görmüş ve sabırsızlıktan ölüp bitmiştim :) -antik yunan var, bir kadın dedektif var, eğlenceli bir üslup var daha ne olsun-
Şöyle bir düşününce epeydir güzel bir polisiye okumadığımı farkettim. Bu tip gizemli kitaplara bayılan bir okur olarak “Nisan Şenliği” karşılaştığım en güzel tarihi polisiye kitaplardan biriydi diyebilirim. Alfa Yayınları 5 kitaplık Flavia Albia serisinin ilk iki kitabını hızla dilimize çevirmesi de büyük mutluluk doğrusu.
Şimdi Flavia Albia’yı okuyunca doğal olarak Marcus Didius Falco kitaplarını da merakettim doğrusu. Bir ara Falco serisinin üç kitabı çevrilmiş ama  yarım kalmış.  Lindsey Davis gibi eğlenceli bir yazar ve Flavia Albia gibi dikkat çeken bir karakterle tanıştığım için mutluyum. Bilgi toplayıcımızın diğer maceralarını merak etmeden duramıyorum ;)

Lindsey Davis, kullandığı keskin alaycı diliyle her hali her tavrıyla kendine has belirteçleri olan Flavia Albia gibi sıra dışı bir dedektif karakter ortaya çıkarmış. Böylece erkek egemen bir dünyada bilgi toplayıcı bir kadın olarak var olmaya çalışan Flavia Albia üzerinden kadınların sesini yerinde ve dozunda kullanarak dengeyi tutturmayı başarmış. Bunların yanı sıra keyifli diyaloglar ile eski Roma hayatının ayrıntıları ve canlılığı da gayet güzel kullanılmış.

Yirmilerinde genç bir dul olan Flavia Albia, eski Roma’da suçları araştıran bir bilgi toplayıcı olarak çalışmaktadır.
Bilgi toplayıcı babasının izinden giden, geçmişini asla unutmadan yaşayan,  zamanını geçirdiği belli başlı yerlere takılarak geçiren, köhne dairesinde sanatsal dokunuşlara önem veren azimli bilgi toplayıcı Flavia Albia, aynı zamanda bir hayvanseverdir. Nisan’ın başında küçük bir çocuğun ölümündeki ihmali araştırmak için işe alınır fakat müvekkili ani ve şüpheli bir şekilde hayatını kaybeder. Flavia Albia’nın karşısına çıkan bu ilk şüpheli durum, bir dizi ani ölümlerin başlangıcı olacaktır…

Marcus Didius Falco ve Helena Justina’nın kızları Flavia Falco, İmparatorluk Roma’sında bilgi toplayıcı olarak çalışmaktadır. Ve babasının sadece eski mesleğini değil, Çeşme Meydanındaki sefil pansiyonu da devralmıştır. İşini enerji, kararlılık ve geleneksel Falco şansıyla yapagelmektedir. Ölümcül bir kazayı araştırmak için tutulmuşken, kendisini mümkün en kötü müşterilerden birinin çektiği bataklıkta bulur. Ne var ki müşterisi birden “şüpheli koşullar” altında ölür. Ama şimdi de Albia ve soruşturması katilin dikkatini çekmiştir ve ölüm hiç olmadığı yakındır.

“Flavia cin fikirli babasına yakışan bir halef olduğunu kanıtlıyor ve her zamanki gibi bütün heyecan dalgasının altında, Davis’in tarih bilgisi sağlam bir biçimde akıyor.”
–The Independent

“Davis kadim Roma’ya öyle ustalıkla hayat veriyor ki, Flavia da en az babası Falco kadar yaşayacak.”
–Publishers Weekly

“Davis bir kez daha cana yakın karakterleri zengin dönem ayrıntılarıyla öyle harmanlıyor ki, keyif almamanız imkânsız.”
–Booklist

https://www.goodreads.com/series/95742-flavia-albia-mystery

https://www.goodreads.com/book/show/16045096-the-ides-of-april

  • Nisan Şenliği
    Özgün Adı: The Ides of April
    Yazan: Lindsey Davis
    Çevirmen: Ayşen Anadol
    Sayfa Sayısı: 140
    Yayınevi: Alfa Yayınları

Lindsey Davis, 1949 yılında Birmingham’da doğdu,Oxford Üniversitesi’nde (Lady Margaret Hall) İngiliz edebiyatı diplomasını aldıktan sonra memur oldu. 13 yıldan sonra memuriyetinden ayrılmış ve 1985’te düzenlenen Georgette Heyer Tarihi Roman Ödülü için roman yazmaya karar vermiş ve böylece yazarlık kariyerine adım atmıştır. Bilinen en ünlü kitapları antik Roma’da geçen Didius Falco’nun tarihsel suç romanlarıdır.

Pembe Evdeki Ölü

pembe.evdeki.olu“Pembe Evdeki Ölü” Agatha Christie’nin yarattığı Tommy ve Tupence ikilisinin dördüncü kitabıymış. İlk kitaplarında daha erken yaşlarda tanıdığımız Tommy ve Tupence Beresford bu kitapta ağaran saçlarıyla sıradan bir çift gibi orta yaşların dinginliğini yaşarken Okumaya devam et

Hayalet İzler

HAYALET-izlerİskoç yazar Alanna Knight’ın kaleme aldığı  tarihi suç ve gizem romanı “Hayalet İzler” bu ara gerçekten çok severek ouduğum kitaplardan biriydi.
1897 yılında geçen roman Gizlilik garantili bayan dedektif Rose McQuinn‘in gizemli cinayetleri aydınlatma ve son dönemde hayatını etkileyen geçmişin izleriyle baş etme çabalarını olabildiğince akıcı bir şekilde anlatıyor. Pek keyifli bir kitaptı. Ben çok sevdim!
Tarih, gizem ve polisiye bir araya geldiğinde ortaya çıkan sonuç hele ki bir de layıkıyla yazıldıysa beni çok mutlu ediyor. “Hayalet İzler” de bu anlamda ben epeyce mutlu etti.  Hatta kitabı bitirdikten sonra internette şöyle bir araştırınca yazarın 8 kitaplık bir Dedektif Rose McQuinn serisi olduğunu öğrendim –Hayalet İzler/Ghost Walk serinin 4. kitabıymış– Üstelik Alanna Knigt, kadın dedektifimizin başmüfettiş olan babası Jeremy Faro için de 17 kitaplık bir seri yazmış ve bu seriler henüz son bulmuş değil.  Bizde ise yazarın Türkçeye çevrilen sadece 3 tane kitabı bulunuyor :( umarım diğer kitapları da bir an evvel dilimize çevrilir. Söylemeden geçmeyeceğim ve dikkatimi çeken diğer şeyler ise Rose McQuinn’in tazısı Thane ile olan bağı ve insan ilişkilerinin nasıl da gerçekçi yansıtıldığı olur.

Gizlilik garantili bayan dedektif Rose McQuinn üç yıl önce çok sevdiği kocasını Arizona’da beklenmedik bir şekilde kaybettikten sonra  İskoçya’ya dönüp kendine yeni bir hayat düzeni kurmuştur. Tabi bu üç yıl içerisinde her ne kadar kocasının öldüğüne inanamasa da şartlar onu yeni bir hayata itmiştir. Rose burada tanıştığı dedektif Jack Macmerry ile evlilik için gün saymaktadır. Bu karar onun için oldukça zordur. Aklında düşüncelerin dönüp dolaştığı bir gün eski kocasının yetiştiği manastır’ı ziyaret etme kararı alır. Bir nebze olsun ruhuna teselli olur umuduyla yaptığı bu ziyaret oradaki yaşlı bir rahibenin söyledikleriyle aklının allak bullak  olmasına neden olur. Rose bir yandan içinde fırtınalar kopup, aklını karıştıran bu meseleyi çözmeye çalışırken diğer yandan karşısına çıkan cinayetlerin nedenini ortaya çıkarmaya çabalar.

  • Hayalet İzler
    Özgün Adı: Ghost Walk
    Yazar: Alanna Knigt
    Çevirmen: Öznur Basat
    Sayfa Sayısı: 300
    Yayınevi: Bilge Kültür Sanat Yayınları

“İskoçyanın en meşhur dedektiflerinden Başmüfettiş Jeremy Faronun kızı Rose McQuinn çocukluk aşkı Danny McQuinnin peşinden Amerikaya gidip onunla evlenir. Birlikte geçirdikleri on yılın ardından Dedektif Danny McQuinn bir daha dönmemek üzere ortadan kaybolur. Rose, kocasının öldüğünden emin olmasa da güvenliği için İskoçyaya dönüp kendine yeni bir hayat kurmaya karar verir.
Haziran 1897. Edinburgh, İskoçya. Kraliçenin tahta çıkışının altmışıncı yıldönümünün heyecanı tüm ülkeyi sarmıştır. Polis, kraliçeye yönelik olası bir suikast girişimine karşı geniş güvenlik önlemleri almaktadır. Bugün aynı zamanda Gizlilik Garantili Bayan Dedektif Rose McQuinnin düğün günü olacaktır. Roseun yaşadığı trajik olayların üzerinden üç sene geçmiştir ve Rose şimdi kendisi gibi bir dedektif olan Jack Macmerry ile evlenmek üzeredir. Ne var ki eski kocasıyla ilgili korkunç bir şüphe bu yeni hayatının üzerine kara bir bulut gibi çökecektir: Öldü zannedip ardında bıraktığı büyük aşkı yoksa yaşıyor mudur? Peş peşe gelen iki ölüm onu büsbütün bu şüphenin esiri yapacaktır…”

Alanna Knigt’ın diğer kitapları: “Tehlikeli İlişkiler” “Stuart Safiri”

Investitures+Buckingham+Palace+RMWdSUHjShIl Alanna Knight aka Margaret Hope, İngiltere kütüphanelerinin en popüler yazarlarından biridir.
Çok sayıda yayınlanmış eserlerinin içinde romantik gerilim ve tarihsel suç romanları yer alır. Müfettiş Jeremy Faro, -Jeremy Faro’nun kızı- Rose McQuinn ve Tam Eildor kitapları en ünlü üç tarihi suç serilerindendir. Denilene göre Edinburgh’da evinde oturduğu bir gün penceresinden bakarken gördüğü bir adam en ünlü karakteri Jeremy Faro’yu yaratmasında ilham kaynağı olmuş. 18 Mart 2014 tarihinde Buckingham Sarayı’nda Cambridge Dükü tarafından literatüre yaptığı katkıları için onurlandırılan yazar halen Edinburgh’da yaşamaktadır.
http://www.alannaknight.com/

Zamanın Kızı

zamanin-kiziBu ara okuduğum gerçekten iyi kitaplardan biri bir zamanlar polisiye yazarları birliği tarafından “Tüm Zamanların En İyi Polisiye Romanı” seçilen “Zamanın Kızı“ydı.
Kitaba başlarken okuma süremin uzamasından çekiniyordum ama konunun akıcılığı sayesinde hiç de öyle olmadı.  Kısa bir sürede okuyup bitirdiğim ve gerçekten sevdiğim tarzda bir kitapla karşılaştığım için epey sevindim. Hem polisiye hem de İngiltere tarihi güzel bir şekilde birbiriyle kaynaşınca benim için harika bir okuma deneyimi oldu. İngiltere tarihi malum entrikalar şunlar bunlar derken okuması en keyifli konulardan biri benim için. Kitabı okumaya devam ederken ara ara google’da birazcık araştırmaya fırsat bulabildim ve Kral 3.Richard’ın iskeleti İngiltere’de bir otoparkta bulunduğu gibi ilginç bir şey de öğrenmiş oldum. Bu anlamda bana iyi vakit geçirten bir kitap oldu. Üstelik sadece kitap değil kitabın kapak tasarımı da baya hoşuma gitti :) çok sevdim!

Kitap boyunca hastane odasından ve hatta yatağından çıkamayan baş karakterimiz Alan Grant ile beraber tarihin tozlu satırlarında geçmişte işlenen bir cinayetin izlerini sürüyoruz.
Scotland Yard Müfettişi Alan Grant, talihsiz bir kaza sonucu bir kaç kırıkla hastane yatağına mahkum olmuştur. Günler onun için -genelde tavanı izleyerek- oldukça  sıkıcı geçerken aktris arkadaşı Marta’nın derdine çare olacak entresan bir öneriyle gelmesi her şeyin başlangıcı olur.
Marta’nın hastaneye geldiği bir gün yanında getirdiği fotoğraflar içinden İngiltere Kralı 3.Richard’ı seçen Grant, nihayet oyalanacağı bir şey bulmuştur. Herkesin -hatta Shakespeare’in ünlü trajedisinde bile- acımasız bir katil olarak andığı kral’ın Grant’ın portrede kendi gözüyle gördüğü adam olduğuna bir türlü ikna olamaz. Böylece İngiltere Kralı 3.Richard’ı canavar bir katil olarak damgalayan ve tarihte Kuledeki Prensler olarak adlandırılan olayın iç yüzünü adım adım araştırmaya başlar.

princes-in-the-tower

kuledeki prensler

  • Zamanın Kızı
    Özgün Adı: The Daughter of Time
    Yazar: Josephine Tey
    Çevirmen: Volkan Gürses
    Sayfa Sayısı: 202
    Yayınevi: April Yayıncılık

Polisiye Yazarları Birliği tarafından tüm zamanların en iyi polisiye kitabı seçilen Zamanın Kızı ilk kez Türkçede!
Zamanın Kızı, tarihin yaşanan gerçeklere göre değil, iktidarın gerçeklerine göre yazıldığını bizlere sıkı sürprizlerle, dinmeyen bir tempo ve zeka dolu bir kurguyla anlatıyor.
Bu sefer vaka ve katil yakınlarda değil, çok uzakta. Hem de birkaç yüzyıl kadar. İpucu az, kanıt az, tanıkların hepsi ölü. Polisiye kurgunun işi bu kez çok zor olsa da, Josephine Tey üstesinden gelmeyi başarıyor.
Alan Grant, III. Richard’ın bir portresiyle karşılaştı. Böyle narin, böyle asil bir yüz, nasıl dünyanın en acımasız insanlarından biri olabilir diye düşündü. Ayağı kırık, uğraşacak bir vaka arıyor; bu neden III. Richard olmasın?

2015‘teki anma törenlerine Kraliyet Ailesi’nden bir kişinin dahi katılmadığı III. Richard hakkında ne biliyorsunuz?
İlk seri katil olduğunu mu?
Ağabeyini, kuzenini, yaşlı kralı öldürdüğünü, küçük yeğenlerinin işini bitirdiğini mi?
Ya size onun masum olduğunu söylesek?

“Tarihçiler, yazmalarına izin verilmeden önce psikoloji dersi almaya zorunlu tutulmalı.”

josephine-tey

 

Josephine Tey ya da -gerçek adıyla- Elizabeth Mackintosh (25 Temmuz 1896 – 13 Şubat 1952) İskoç gizem romanları yazarı. Müfettiş Alan Grant’ın baş rolde olduğu beş kitaplık Alan Grant dizisinin en ünlü kitabı Zamanın Kızı’dır.

Yedilerin Gizemi

yedilerin-gizemiDaha önce dilimize “Dört Neşeli Arkadaş”olarak çevrilen şimdilerde ise “Yedilerin Gizemi” adlıyla yeniden yayımlanan The Seven Dials Mystery benim çok çok severek okuduğum Agatha Christie polisiyelerinden biri oldu. Bitmek bilmez bir merakla sayfalar arasında nasıl gezindim de bitirim anlayamadım.
Yine her zamanki Agatha Christie kitaplarında olduğu gibi çok çeşitli ve ilginç kişiliklerle dolu bu kitapta Lord Caterdam ve Bundle en sevdiğim karakterlerden oldular. (Hele ki Lord Caterdam ayrı bir olaydı!) İşte bu nedenle bu karakterler sayfalar arasında ne zaman karşıma çıksalar ayrı bir sevindim :)
Agatha Christie polisiyeleriyle haşır neşir olanları hayal kırıklığına uğratmayacak, yeni tanışacakları da kolayca etkisi altına alacak bir kitap. Kaçırmayın derim!

Kıs bir süreliğine kiralanan Chimneys Köşkü’nde sabahları bir türlü uyanmamasıyla dikkat çeken uykucu Gerry Wade’e şaka yapmak isteyen arkadaşları bir gün 8 tane çalar saat alıp gece gizlice onun kaldığı odaya yerleştirirler. Ama ne var ki sabah olduğunda şakalarını komik sonucunu merakla bekleyen arkadaşlar Gerry’nin ölüm haberiyle karşılaşırlar, üstelik bu ölüm pek de doğal bir ölüm gibi görünmemektedir. Odaya konulan çalar saatler koydukları yerde değildir; sadece 7 tanesi odadadır ve 1 tanesi de bahçeye atılmıştır.
Olayın üzerinden bir süre geçtikten sonra Chimneys köşkünün sahibi olan Lord Caterdam’ın kızı Bundle, Gerry’nin kaldığı odada bir tesadüf eseri masaya sıkışmış bir mektup bulur. Mektup cinayet gecesi Gerry tarafından kız kardeşine yazılmış fakat yarım kalmıştır. Bundle,bunun üzerine bir de o arkadaş gurubundan birinin ölümüne tanık olunca bu işin üzerine gitmeye karar verir ve şakacı arkadaş gurubundan Jimmy ile birlik olur. Bundle ve Jimmy cinayeti aydınlatmaya çalışır..bu doğrultuda olaylar geliştikçe de Başmüfettiş Battle ortaya çıkar ve merkezinde gizli bir örgütün olduğu cinayetin çözümüne doğru sağlam ve emin adımlarla ilerlenir.

“İflah olmaz bir uyku bağımlısı olduğunu kanıtlayan Gerry Wade’e arkadaşları bir şaka yapmak isterler. Sekiz çalar saatin sabah 6.30’dan başlayarak art arda çalması planlanır. Ancak sabah olduğunda saatlerden birinin kaybolduğu ve yapılan şakanın istenmeyen trajik sonuçlara yol açtığı görülür.
Chimneys Köşkü’nde dört yıl aradan sonra bir cinayet daha işlenmiştir ve bu son olmayacaktır. Cinayet mahallinde yedi çalar saatin bulunması ve kurbanların ağızlarından dökülen son sözlerin “Yedi Kadran” olması tesadüfi değildir.
Tüm bilinmezler düğümü bu iki sözcükte saklıdır… İşi çözmek ise Başmüfettiş Battle ve arkadaşlarına düşer. “

  • Yedilerin Gizemi
    Özgün Ad: The Seven Dials Mystery
    Yazar: Agatha Christie
    Çevirmen: Çiğdem Öztekin
    296 sayfa
    Altın Kitaplar

Agatha-ChristieBabası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Albay Archibald Christie adlı bir albay pilot ile evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’u romanıdır.

Okumaya devam et